Yahudilerin en önemli dini ritüellerinden birisi “Şabat” kutlamasıdır. Cuma gün batımından cumartesi gün batımına kadar süren bu uygulamanın Yahudiler açısından dayanak olarak gösterilen iki nedeni vardır; 

-Tanrı dünyayı pazar gününden başlayarak altı günde yaratmış ve cumartesi gününü istirahat ile geçirmiştir. Bu sebeple Yahudiler de altı gün çalışıp cumartesi gününü dinlenerek ve ibadet ederek geçirmektedir. 
 
-Tanrı, Tevrat’ı cumartesi günü İsrailoğullarına vermiştir. Bu sebeple cumartesi günü tanrıya şükür ve ibadet ile geçirilmelidir. 
 
Şabat günü, evde kadınların kandil yakmasıyla resmen başlar. Bir gün boyunca ibadet dışında hiçbir iş yapılmaz. Yemek pişirmek, ışık yakmak, araba sürmekte buna dahildir. Hatta elektronik aletleri dahi kullanmamaya özen gösterirler. Günümüzde bilhassa reformist Yahudiler bu kuralların bir kısmını hayatlarından çıkartmış olsalar da Yahudiler arasında Şabat günü önemini korumaktadır. 
 
Yahudilerin bu kutsal günü Kur’an-ı Kerim’de “sebt” kelimesi ile geçmektedir. 
 
“Ey Resulüm! Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları diğer günlerde ise gelmiyordu. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.” (Araf Suresi 163. Ayet) 
 
Yahudiler, ayetlerde bahsi geçen cumartesi gününe mahsus gelen balık bereketine kendilerince bir çözüm bulmuş ve cuma gününden balık ağlarını bırakıp pazar günü toplar olmuşlardı. İşin daha garip tarafı bu hareketleri ile yaratıcıyı kandırabileceklerini tahayyül ediyorlardı. 
 
Yahudilerin mevzubahis cumartesi imtihanı günümüze kadar süregeldi. Örneğin reformist Yahudiler, Şabat gününü dünya ekonomik sistemini bahane ederek pazar gününe almaya kalktı. Fakat bu hareket Yahudilerin ekseriyetinde kabul görmedi. Gelgelelim diğer Yahudilerin de kendilerince bulduğu çözümler mevcuttu; 
 
Akıp giden hayatlarımız farkına varabilirsek eğer Kur’an’ın en muteber tefsirlerindendir. Araf Suresi 163. ayetinin tefsirini gözleri ile temaşa etmiş birisi olarak söylüyorum bunu. Bir cuma günüydü. Cuma namazı sonrası iş yerime döndüğümde hazır olacağını düşündüğüm ürünün cumartesi gününe sarktığı haberini aldım. Oysaki müşteri birkaç dakika içerisinde örnek ürünü görmeyi ve seri üretime geçmeyi istiyordu. Sorumlu arkadaşla birlikte yurt dışında bulunan Yahudi müşteriye durumu aktardık. 
 
Yoğun itirazdan sonra yapacak bir şey olmadığını anlayan müşterinin verdiği cevap hayret ediciydi; 
 
“Birkaç saat sonra Şabat günüm başlayacak. Siz bana yarın ürünün resmini gönderin. Eğer olumsuz bir durum olursa size yazarım. Olur da ürünü beğenirsem sadece mesajınızı görürüm, herhangi bir cevap yazmam. Sizde bu durumda üretime başlarsınız.” 
 
Aklınca olumsuz durumda bunu bildirecek ve böylece ticaret yapmayacak, herhangi bir sorun olması halinde ise hiçbir şey yazmayacak ve yine ticaret yapmamış olacaktı. Belli ki ataları gibi ağlarını cumadan atıyordu. Kandırmaya çalıştığının onu yaratan olduğunu unutarak. 
 
Kur’an insanın ve insanlığın manifestosu. İnsana ve insanlığa dair daha öte ne söylenebilir ki. Aziz olan Allah şüphesiz en doğrusunu söylemiştir. 
 
Sadakallahulazim… 


Ender Ekim'ın Yazısı.