Aslında yukarıdaki başlıkta kısaca ifade edilen sorunun daha anlaşılır şekli şöyle: Fatih bugün yaşasaydı neyi fethetmenin derdine düşerdi?

GENÇ kardeşlerimize aynen böyle sorduk ve ilginç cevaplar aldık. Doğrusu başlangıçta sorunun hakkıyla anlaşılıp anlaşılmayacağı noktasında tereddütlerimiz olmadı değil. “Fatih’in yaşadığı şartları bugün için mi düşüneceğiz?” ya da “Fatih ordusu ve devleti ile mi gelecek” şeklinde ilginç tepkiler alabileceğimizi düşündük ama her zaman olduğu gibi GENÇ arkadaşlarımız kendilerine duyduğumuz güveni boşa çıkarmadılar ve tam da bizim kastettiğimiz tarzda cevaplar verdiler. Cevaplar Fatih özleminin günümüz şartları içerisinde nasıl tecelli edeceğine dair güzel örnekler ortaya koyuyor ve bugünün dertlerini yansıtıyor. Bu da bizim kastettiğimiz şeyin ta kendisi idi. Yine dert ve dertli insan ihtiyacından mı bahsediyoruz? O kadar basit değil. Aslında Fatih burada sembol bir isim. Fatih gibi bir güce ve imkâna sahip insanın şahsında kastedilen güce sahip dertli insan portresidir. Bugün dünyanın ihtiyacını çektiği de aslında budur. Masaya yumruğunu Allah için vurabilen insan hasreti, yıllardır mazlumiyet psikolojisi ile sindirilmiş, özgüveni noksan inançlı insanlar için bugün ulaşılması gereken bir kızıl elmadır. “Fatih yaşasaydı…” bu anlamda önümüzde ışıldayan bir ufuktur. Geleceğin fatihlerine de bir uyarı…

Fatih olmak demek dertli ve güçlü olmak demektir. Derdini kaybeden güçlü mevcut düzenin çarklısı, gücünü kaybeden dertli ise marabası olmaktan kurtulamaz. Fatih gibi olmak, gücünün kullanılacağı yerde derdini hatırlayan, derdine derman olacağı yerde gücünü kullanan adam olmak demektir. Ufuk arayanlar için bundan daha iyi ufuk bulunamaz, çünkü ihtiyaç budur.


Ruhumuzun Temiz Kalmasına Çalışır, Medyadan Uzak Dururdu

Ayşegül Şengöz

Fatih, bugün yaşasaydı kıyıda köşede unutulmuş bir dergâhta (ki bence bir Nakşi dergâhı olurdu) inzivaya çekilirdi. Hüsn-ü hat yazar, ney üfler ve şiir çalışırdı. Cuma namazlarını Süleymaniye`de kılar, torunlarının ne güzel işler yaptığını görüp, mutlu olurdu. Cumadan sonra hemen dergâha döner, daha sonraki torunlarının yaptıklarına pek fazla nazar etmezdi. Ruhunun temiz kalmasına çalışır, medyadan uzak dururdu.


Kutsal Toprakları Alışveriş Merkezi Olmaktan Kurtarırdı

A.Kadir Şeker – KTÜ

Öncelikle şunu söylemek isterim. Neyin derdine düşerdi sorusundan önce, Türkiye`de yaşamak ister miydi? demek gerek. Çünkü ne onun bıraktığı maneviyat şehri İstanbul, ne de Müslüman bir millet kaldı geride.. İlk işi İstanbul`u tekrar fethetmek olurdu herhalde ve zaferinden sonra Ayasofya`da namaz kılmak olurdu... Onu sevindiren tek şey hala ezanların yedi tepeden dört bir yandan okunması olurdu belki de. Bir başka derdi de kutsal toprakları bir alışveriş merkezi, ekstra lüks bir tatil köyü olmaktan kurtarıp sadece ibadet için gelinen sade, gösterişsiz haline getirmek olacaktır. Allah onların yaşadığı günleri, onlar gibi olmayı bize de nasip etsin inşallah.


Ahlak ve Maneviyatın Derdine Düşerdi

Amine Sümeyye Kıvrım

Ahlak ve maneviyatın derdine düşerdi herhalde.


Yeni Nesille İletişime Geçerdi

Zehra Şener - İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Fatih, bizlerin gözünde hep genç olarak canlanmıştır. O genç yaşta padişah olmuş; genç yaşta İstanbul’u fethetmiş, genç yaşta yapabileceği birçok şeyi yapmıştır. Eğer Fatih Sultan Mehmet günümüzde olsa yapacağı ilk şey gençlikle, yeni nesille iletişime geçmek olurdu bence. Bir topluluğun devamı, kalkınması, gelişmesi gençlerin güzel yetişmesine bağlı olsa gerek. Çünkü gelecekte ülkeyi ele alacak olanlar onlardır. Yeni neslin güzel, düzgün yetişmesi için çaba harcardı. O da bir gençti çünkü… Eğitim sistemini düzenlerdi. Aile kurumuna oldukça önem verir; kendi ailesi gibi örnek aileler oluşturmak isterdi. O isterdi ki; daha nice Fatihler, Kanuniler, Selimler yetişsin… O zamanlar; İstanbul fethi için top, tüfek, asker, ordu, güç ön planda gelirdi. Şimdi ise fethin boyutu çok değişti. Günümüze gelmiş olsa herhalde; fetih için artık en çok bunların değil; öncelikle gençliğimizin daha sonra da hepimizin değişmesi gerektiğini, artık değiştirilmesi gerektiğini görürdü. Ecdadımıza sahip çıkamayışımızı görürdü… Ama Fatih bundan ümitsizliğe düşmez; elinden geleni yapar bizi kendimize elbet getirirdi…


Ahlaken Vahim Durumdaki Gençlerin Derdine Düşerdi

Selma Yardım, Öğretmen

Kendisinin İstanbul`u fethettiği yaşta olan ve maalesef ahlaken vahim durumdaki bugünün gençlerinin derdine düşebilirdi o da...


Ümmet-i Muhammedi Birleştirmeye Çalışırdı

Sezgin Ağacık İTÜ Endüstri Mühendisliği

Fatih Sultan Mehmet`in kim olduğunu bilirsek, bu soruya cevap vermek kolaylaşacaktır. Ben Fatih Sultan Mehmet denince, İstanbul`u fethetmek için 14 yaşında geceleri uyumayıp çalışan, Akşemsettin Hazretleri gibi bir İslam büyüğü - Allah dostunun beraberinde bulunan, İslam sancaktarı bir millete ait olan devleti, İslam`ın emrettiği şekilde yönetme cehdinde olan, fakat Allah-ü Teala aşkına cihanşümul bu devletin sultanlığını elinin tersiyle itip Akşemsettin Hazretleri`ne mürid olmayı isteyen ve her şeyden önce Habibullah(sav)`ın hadisine mazhar olmuş olan büyük bir insan aklıma geliyor. Fatih Sultan Mehmet, tek kelimeyle İslam`ın hakiki manada yaşanması amacıyla, ümmet-i Muhammed`i birleştirmeye çalışırdı. Başka bir hedefi olacağı bence imkan dahilinde bile değil.


Bir Gencin Kalbini Fethederdi

Serap Özayrancı – Öğretmen

Fatih Sultan Mehmet bugün yaşasaydı sanırım en büyük derdi benliğini, hedeflerini ve kendini yitirmiş olan gençlik olurdu. İstanbul`un fethinden ziyade bir gencin kalbini fethedip; orda yeni filizler yeşertmeyi hedeflerdi.


Üzüntüsünden Bir Hal Olurdu

Özkan Topçu – Ticaret

Fethettiği şehrin estetikten yoksun ve bozulan mimarisi ve düzeniyle uğraşırdı. Düşünsenize hercümerç olmuş İstanbul trafiğinde Cuma Selamlığına çıksa Ayasofya Camisine kadar olan mesafe değil bütün Eminönü`nden tutun Aksaray`a kadar hayat dururdu.

Çok basit oldu diyebilirsiniz ama o şehri fethedip bu hale geldiğini gören Koca Fatih üzüntüsünden başka hiçbir işle uğraşmazdı. Siz olsanız uğraşır mıydınız?

Vah İstanbul’um vah, seni ne hale getirmişler!


Mescid-i Aksa’yı ve Filistinlileri Kurtarırdı

Ramat Abajida, Kamerun Yaounde Üniversitesi İktisat Öğrencisi

Bence bütün derdi Mescid-i Aksa’yı ve Filistinli kardeşlerimizi Yahudilerden kurtarmak olurdu. Ve Allah’ın izniyle de buna muvaffak olurdu diye düşünüyorum. Bir de Kamerun ve Afrika’nın suyu ve su kuyusu olmayan bölgelerine bol bol su kuyusu açarak buradaki insanların sıkıntılarını gidermekle meşgul olurdu. O büyük komutan şunu çok iyi bilirdi:

«Su kuyusu açmakla sadece insanların susuzlukları giderilmiş olmayacak, bu vesileyle aslında susamış yüreklere rahmet şebnemleri serpmiş olacak.»


Avrupa Birliği’ni Türkiye Üyeliğine Kabul Ederdi

Ferhan Levent – Teknik Öğretmen

Türkiye’yi AB üyeliğine değil, AB’yi Türkiye üyeliğine kabul ederdi.


Batılılaşma Hastalığını Tedavi Ederdi

Rabia Saygı – Konya Selçuklu Anadolu İmam Hatip Lisesi

Derdine düşülecek pek çok şey var ama çağımızın birinci hastalığı olan batılılaşmanın derdine düşerdi diye düşünüyorum. Hedefi de bu hastalığı tedavi etmeye çalışırdı.


Kürt Sorununu Çözerdi

Esra Önal, ÖSS`ye hazırlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet bugün yaşıyor olsaydı ilk hedefi Kürt sorununu çözmek olurdu. Zaten yaşasaydı eğer böyle bir sorun olmazdı. İnsanlar Osmanlı zamanındaki gibi hoşgörü içinde yaşarlardı eminim. Laiklik, örtülü, örtüsüz vs gibi kavramlar kullanılmazdı. Üniversitelerde kız erkek ayrı okurdu ve o zaman eğitim kalitesi artardı. %100 adalet olurdu ülkemizde. Ahh be şimdi gerçekten yaşıyor olsaydı Fatih Sultan Mehmet!


Süleyman Ragıp Yazıcılar'ın Yazısı.