Genç Gönüllüler her geçen gün çoğalıyor. Başta Türkiye olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden sesimize sesler katılıyor. Büyük bir aile gibiyiz şu an. Diledim ki, bu köşede, her ay Genç Gönüllüler`inden dostlarımızı konuk edeyim, onları son bir ay içinde zihnimde bıraktıkları izlerle konuşturayım. Bir yandan kendi aralarında konuşsunlar, diğer yandan biraz latife olsun. Neticede ise muhabbet hasıl olsun. Buyrun, sakin köyün hareketli çocuklarını dinleyelim şimdi

Abdurrahman Çetinkaya: Aktif bir gençlik hayal ediyorum, fırtına gibi esecek, gök gibi gürleyecek, ırmak gibi çağlayacak… Ah ah, bakalım daha ne kadar zamana ihtiyacımız var…

Seyfullah Bayram: Yetişiyoruz yavaş yavaş üstad, dert etme sen. Bak, zamanla ne kadar da değiştik. Mesela ben, daha dün grafik kursuna başladığım halde şu an bir sürü tasarım yapabiliyorum. Seneye Genç Dergi’yi bile bir haftada çıkarırım inşallah.

Ahmet Ekrem Kaya: Yahu Seyfullah, fırtına gibi esmekten, gök gibi gürlemekten bahsediyor Abdurrahman. Senin söylediklerin bizi kesmez ki! Benim kanım deli, tuttuğumu koparmak istiyorum. Tabii Hak adına.

Emre Varlık: Ben yanlış yere geldim o zaman arkadaşlar. Ne koparması, ne tutması anlamadım?

Bilal Çankır: Endişelenme Emrecim, sakin ol. Proje bunlar proje, daha hayata geçirmedik. Sen haftaya sabah sekizde Genç Dergi’ye gel, bir güzel izah edeyim sana. Sen bize güven, bak ne diyor Süleyman Ragıp: “İşler Tıkır, Bilal Çankır”.

Halis Musa Gökhan: Gonya’da bir sürü protesto eylemi yaptım, bir sürü basın açıklamasında bulundum, o zaman neredeydi Genç Gönüllüler? İşler tıkır diyorsun ama ortada bir şey göremiyoruz. Anadolu’yu görmezden gelirseniz size olan inancımız kalmaz ki!

Hasan Yavuz Uğurlu: Aslan Halisim, konuş kardeşim. Anadolu demek ateş demek, aşk demek, hareket demek, bereket demek. Ben Karaman’da her an göreve hazırım lakin öyle protokolmüş, proje metniymiş anlamam arkadaş. Bir şeye karar vereceğiz ve yüreğimizi ortaya koyacağız. Gönüllülük de budur, dertli olmak da budur. Tabii gerekirse parlak mavi kravatımızı takıp Lütfi abimizi takım elbise ile karşılamasını da biliriz.

Ahmet Berberoğlu: Olayı saptırmayalım arkadaşlar. Genç Gönüllü olmak demek evli olduğunuz halde o “dertli çekim alanına” kapılıp, Antalya’dan Çanakkale’ye gelebilmek demektir bence. Sizlerle olan birlikteliklerimi çok özledim. 9 Mayıs’ta Ankara’daki şölene herkes gelsin, orada görüşelim olur mu? Hem bakarsınız hepinize güneş gözlüğü hediye ederim.

Cihat Yılmaz Karabıçak: Pilav ayran da olacak mı Süleyman abi Ankara’da?

Mustafa Kaman: Sen gel, gerisi kolay Cihat. Seni biz hazır asker olarak biliyoruz, dert etme. Gerçi yeni slogan şu di mi: “Ne kadar eating, o kadar meeting.” (Ne kadar yemek o kadar buluşma)

Sami Yaylalı: Harika bir slogan. Bu arada, şölenin erken saatlerde olması çok iyi oldu. Yoksa gelemezdim. Geçtiğimiz ay, akşam vakti tinercilerin saldırısına uğradım. Bundan sonra akşam sekiden sonra dışarı çıkmayı düşünmüyorum. Bir aylık ihtiyacımı depoladım.

Mahmut Sami Gişioğlu: Şair Nâbi ölmedi, yüreğimde yaşıyor ki… 53. sayfada faaliyetimiz çıktı.


Süleyman Ragıp Yazıcılar'ın Yazısı.