Veysel Akkaya Kimdir?

Marmara İlâhiyat’ta Tasavvuf bölümünde doktora yapmakta. Eğitim-Öğretim faaliyetleri yanında Erkam yayınlarında editörlük görevine devam etmektedir.

- Son kitabınızın ismi “Genç Sahabiler”. Tam bizlik bir başlık seçmişsiniz kitaba. İçeriğinden kısaca bahseder misiniz?

“Genç Sahabiler” hepimizin hakkında bilgi sahibi olmak istediğimiz yıldız şahsiyetler elbette. Bu kitap klasik anlamda bir biyografi kitabı değildir. Daha çok, genç sahabilerin Resûlüllah Efendimiz’in takdir ettiği güzel davranışlarını, Peygamberimize muhabbetlerini, fedâkârlıklarını, İslâm adına hizmetlerini ortaya koymak için yazıldı. Birinci bölümde Resûlüllah aleyhisselâtü vesselâmın gençliği, ikinci bölümde Mekke dönemi genç sahabileri, son bölüm ise Medine dönemi gençlerini anlatıyor. Bu yönüyle kitapta bir kronoloji takip edildiğini söyleyebiliriz.

- Alanında ilk mi?

Sadece erkek ve kız genç sahabileri konu edinmesi ve her birini kendi yapan yönleriyle anlatması bakımından bir ilk olduğu söylenebilir.

- Kitabınızı sahabiler konusunda yazılan diğer kitaplardan ayıran farklar neler?

Bu kitap ilgili sahabiler hakkında bilgi ağırlıklı olmaktan ziyâde aksiyonun ön planda olduğu bir çalışmadır. Genç neslin kendisine örnek alabileceği genç modellere duyacağı ihtiyacı karşılamayı hedeflemiştir.

- Bu kitabı kaleme almaktan amacınız ne idi?

Her genç Kâinatın Efendisi’ne (sav) yakın olmak ister. Sahabi gençler hem cismen hem de O’na rûhen yakın insanlardı. Her ikisinin birlikte olması büyük bir nasibdir. Ancak hedef rûhen berâberliktir. Nice genç Peygamberimiz’in yakınında yaşadı belki komşusu idi, ancak onu tanıyamadı, o yüce İnsan’ı anlayamadı, yoluna baş koyamadı. Bu dünyadan mahrum olarak gitti. Bu yönüyle baktığımızda rûhen berâber olmanın ne büyük bir şeref olduğu ortadadır. Bu da kıyâmete kadar mümkündür.

Bununla ilgili beni en çok etkileyen hâdise şudur: Efendimiz (sav), Muaz’ı (ra) Yemen’e uğurlarken “Muâz! Belki bir daha beni göremeyebilirsin... Belki mescidimi ve kabrimi ziyaret edersin.” buyurmuştu. İki Cihan Güneşi Efendimiz (s.a.v.)’den ayrılmanın verdiği hüzne, bir de dünya gözü ile görememe haberi eklenince Muaz gözyaşlarını tutamadı. Bunun üzerine Resûlüllah onu şöyle tesellî etti: “İnsanların bana en yakın olanları, takva sahibi kimselerdir. Onlar nerede olurlarsa olsunlar ve kim olurlarsa olsunlar fark etmez.”

Efendimiz burada çerçeveyi çiziyor. Bir genç kendisine sunulan hayatı ne kadar gerçekleştirebiliyorsa o kadar Peygamberimize yakın oluyor. Takvânın sınırları çok geniş. İşte bu kitap günümüz gençlerine takvâ sahabi genç sahabileri tanıtmak için yazılmıştır.

- İdeal bir genç günümüzde nasıl olmalı sorusuna cevap niteliği taşıyor değil mi?

Evet. Resûlüllah Efendimiz’in risâleti boyunca etrâfında hâlelenmiş birçok genç görüyoruz. Peygamberimiz “Bana gençliğin desteği lütfedildi” buyuruyor. Bu genç nesil İslâm’ın tebliğinde büyük roller almıştır. Elli yılda İslâm’ı üç kıtaya yaymayı başararak dünyâ târihinde büyük bir diriliş hareketi gerçekleştirmiştir. Efendimiz onları nasıl eğitmiş, hangi davranışlarını takdir etmiş, genç sahabiler nasıl bir faaliyet içerisinde olmuşlar, bunları bilmeden günümüzde ideal bir genç profili çizmek çok zordur.

Asr-ı saâdette Kâinâtın Efendisi gençlerin arasındaydı. Onlar Efendimizin beğendiği bir genç olmak için ellerinden geleni yaptılar. O zaman gençlerin Efendimize sevgisi nasıldı, ibâdetlerini nasıl yaptılar, Kur’ân’a nasıl sarıldılar, nasıl bir fedâkârlık içinde oldularsa bu gün de öyle olmalı. Unutmayalım ki Resûlüllah (sav) mânen bizim aramızdadır. Bu hissiyât içerisinde, genç sahabileri örnek aldığımızda Peygamberimizin çok sevdiği ve takdîr ettiği gençlerden olmamız mümkündür. “Sahabelerim yıldızlar gibidir, hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz” buyrulmakta. O halde yıldız gençleri tanıyarak onların yolunu takip etmektir bizi hedefe ulaştıracak olan.

- Bugünün gençlerinin durumu ortada. Sahabenin genci nasıldı?

Gönülleri Kâinâtın Efendisinin aşkıyla yanan, inen vahyi hayata geçirerek adımın atan, Kur’ân’a sımsıkı sarılan, Resûlüllah’ın izinde yürüyen, inandıktan sonra her fedakârlığı göze alabilen, lider vasıflı, ilim nerede o orada, yaşadığı toplumla iç içe, sorumluluk almaktan çekinmeyen, mütevâzi, yardımsever ve cömert kişilerdi.

- Bu kadar genci yanına çekebilen bir Peygamber`in kendisi de gençti diyebilir miyiz?

Burada “genç” deyince ona yüklediğiniz anlam önemli. Beden ve rûhun genç olması büyük bir lütuftur. Bunun kıymeti bilinmeli. Allah Teâlâ’nın râzı olduğu kişilerden birisi gençliğini Hak yolunda geçirenlerdir. Nice genç görünümlü var ki gönlü ihtiyar. Ama tam tersi de çok. Bu açıdan Efendimiz hep genç kaldı. İnsanlar emekli olunca 45-50 yaşında köşesine çekiliyor. Hayattan beklentileri bitiyor. Resûlüllah ise 40 yaşından sonra hayatının en hareketli dönemini yaşamıştır. Bu anlamda “genç” ifâdesi en çok O’na yakışmaktadır.

- Peygamber Efendimizin mesajında gençleri cezbeden ne vardı?

Cenâb-ı Hak, Peygamberimizin hayatına yemin etmiştir. Gençler aradıkları, ideali, hareketliliği, huzûru, mutluluğu ve fedâkârlığı Efendimizin şahsında görmüşlerdir. Sahâbî gençlerin pek çoğu, zengin ve itibarlı ailelerini, yani rahat bir hayatı terk ettiler. Büyük çilelere katlanma pahasına da olsa, rahmet peygamberi Resûlüllah’ın yanında yer almayı tercih ettiler. Bunun en önemli sebebi, Peygamberimizin (s.a.v.) onlardan her birine ayrı ayrı değer vermesiydi. Onlara güvendiğini önemli görevler vererek göstermesiydi. Bu sayede genç sahâbîler, kabiliyetlerini rahatlıkla ortaya koyma, sahip oldukları müthiş enerjiyi doğru yerde kullanma fırsatı buldular.

- Genç sahabilerden yola çıkarak ideal bir gencin söz portresini çizseydiniz en belirgin üç söz ne olurdu?

Peygamberine âşık, Kur’ân’a sâdık, dini uğrunda fedâkâr.

- Bu arada, Marmara FM’de “Genç Sahabiler” diye bir program yapıyorsunuz değil mi?

M. Lütfi Arslan ve Ali Can hocalarım ile birlikte genç sahabileri günümüzde nasıl örnek alabiliriz sorusuna cevaplar arıyoruz. Poragram her Pazar akşamı 20.00 ile 21.30 arası gerçekleşiyor. Programa kendini genç hisseden herkes katılabilir, [email protected] adresine mail veya kısa mesaj ile görüşlerini yazabilirler.

- Son olarak eklemek istedikleriniz?

Genç arkadaşlarım, sahip olduğu donanımı ve kabiliyetlerini gözden geçirerek, bulunduğu konum itibâriyle, ümmet-i Muhammed’e hayatının bütün dönemlerinde nasıl hizmet edebilirim düşüncesinin bir planını yapmalı. İbâdet, ahlâk ve muamelesinde hayatını Efendimiz ile mânen berâber olduğu bilinci içerisinde Resûlüllah’ın onu takdir ettiği bir tarzda şekillendirmeli.


Süleyman Ragıp Yazıcılar'ın Yazısı.