Sanal Dünya’ya her geçen gün biraz daha fazla gömülüyoruz. Ve bu dünya bizi kendine bağlamak için her gün yeni mekanizmalar üretiyor. Sosyal paylaşım alanlarından tutun da online oyunlara kadar her şey internetle bizim aramızda geçen süreyi uzatmaya yönelik. Monitörün karşısında hepimiz dumur oluyoruz fakat sanal dünyanın tehlikeleri dışarıdaki hayatın tehlikelerinden daha az gözüküyor ya da biz kendimizi bu şekilde ikna ediyoruz.

Ramazan ayında çok şükür farzların dışında nafile ibadetler yapma gayreti içerisinde olan arkadaşlarımız oldu ve hep beraber gördük ki bizim manevi anlamda gelişebilmemiz için en büyük engellerden biri de bu sanal ortamlar. Çünkü bizden çaldığı  vakitlerin yanında bir de günaha yavaş yavaş alıştırması söz konusu. Zaten iyilik azaldıkça kötülük otomatikman artıyor.

İşte bunları üst üste koyarak şöyle bir eylem fikri kafama yattı:”Sanal İtikâf”. Sanal itikâf ilk mantıkta tamamen kendini sanal dünyaya adamak gibi görünse de içeriğine girildiğinde anlaşılmalıdır ki tam tersine kendimizi sanal dünyadan uzaklaştırmaya yönelik bir eylem. Peki sanal itikafçılar ne yapacak? Her ayın son 10 günü internete girmemeye çalışacak. İllaki 10 gün olacak diye bir şey yok 1 gün bile kendimizi kontrol edip sanal dünyadan uzaklaşabiliyorsak kârdır.

Asıl amaç sadece internetten uzak kalmak değil. Bu eylemin asıl çabası bizlerin ailemize, sevdiklerimize, ibadetlere, okumalara vakit ayırabilmemiz. Bu eylemin bir çetelesi bir kaydı yok. Ben size ve kendime ilettim. İsteyen uygulamaya çalışır ve  sonuçlarını görür, isteyen de yaşantısına devam eder.


Sami Yaylalı'ın Yazısı.