Malnütrisyon sadece sağlıkla ilgili bir konu olmayıp fakirlik, eşitsizlikler, su, hijyen, eğitim, istihdam, gıda sistemleri, iklim değişikliği, sosyal politikalar ve tarım bah- settiğimiz çıktılar üzerine doğrudan etkili olan alanlardır. Bunlarla da sınırlı kalmamalı.

Sağlık sandığımız gibi bir takım ileri teknoloji makineler ve çokça uzmanlaşmış kişilerin gözetiminde “kazanılacak” bir şey değildir. Bilakis sağlık hali büyük ölçüde temel birtakım bilgiler ışığında, günlük hayatın sadeliğinde, en önemlisi de sürekli yapılan terbiyeli tercihlerle sürdürülecek ve dahi geliştirilebilecek bir haldir.

Her gün kendisine dair tercih yapmıyor olmamız (yahut yapmak durumunda kalmamız) dolayısıyla “beslenme”, gerek bireylerin gerekse ülkelerin sağlığını en çok etkiyen değişkenlerin başında gelir. Küresel ölçekte baktığımızda beslenme bozuklukları (malnütrisyon) kadar büyük ve ciddi pek az sorun vardır dünyamızda. Evet, gerçekten. Öyle ki her 3 kişiden 1’ini doğrudan etkilemektedir.

Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve tüm dünyayı harekete çağıran sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin 17 maddesinden 12’si beslenme ile ilişkilidir. Bunun sonucunda daha özel olarak dünya milletleri 2030 itibariyle tüm insanlar için malnütrisyonun her çeşidini bitirmeyi önlerine bir kızılelma olarak koymuştur.

Malnütrisyonun Her Çeşidini Bitirmek

Beslenme bozuklukları farklı şekillerde kendisini gösterebilir. Bazı ülkelerde obezite (şişmanlık) ön planda iken bazı ülkelerde de yetersiz beslenme ön plandadır.

Tehlikeye en açık grup diyebileceğimiz çocuklar için beslenme bozukluğu büyüme ve gelişmeyi ciddi ölçüde etkilemektedir. Yetersiz beslenme bodurluk ve kavrukluğa sebebiyet vermekte, hastalıklara özellikle de enfeksiyonlara yatkınlık oluşturmaktadır. Bodurluk, çocuklarda yaşa göre boydaki kısalıktır. Boya göre düşük kilolu olmaya da kavrukluk denilmektedir.

Özellikle anne karnından itibaren hayatın ilk 1000 günündeki doğru beslenme çocuğun gelişme, öğrenme, çalışma becerileri ciddi manada etkilemektedir. Araştırmalar doğuştan gelen becerilerin beslenme, uyarılma ve çevresel faktörlerce belirlendiğini göstermiştir. Beslenme böylece uzun dönemde ailelerin, milletlerin ve dünyanın refah düzeyini şekillendirmektedir. İlginç ama doğru. (detaylı bilgi için bkz. The First 1,000 Days: A Crucial Time for Mothers and Children – And the World, Roger Thurow)

Diğer taraftan boya göre fazla kilolu ve şişman çocuklar her geçen yıl artmaktadır. Ülkemizde yakın zamanda yapılan ulusal bir çalışma her üç çocuktan birinin fazla kilolu veya şişman olduğunu göstermektedir.

Yetişkinlerde de fazla kilo ve obezite doğrudan oluşturduğu hayat kalitesi kaybı ve diğer maliyetlerin yanı sıra hayati tehlike oluşturan hastalıklara da yol açmaktadır. Bunların başında diyabet, kalp hastalıkları ve kanserler gibi kronik hastalıklar gelmektedir. Yetersiz ve yanlış beslenmenin sonucunda demir, folik asit, vitamin A, çinko, iyot gibi belirli besin unsurlarının eksikliği oluşmakta, bunlar bir süre tolere edilse dahi sonrasında vücuttaki sistemleri tıkır tıkır işleyemez hale getirmektedir.

Ekonomik Değeri

Asya ve Afrika’da her sene Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 11 kadarı malnütrisyon dolayısıyla kaybedilmektedir. Bu 2008 krizinin sebep olduğu kayıptan daha fazladır. Böyleyken malnütrisyonu engellemek için harcanacak her 1 lira, 16 lira olarak bize geri dönmektedir.

Bireysel olarak bakacak olursak, verilere göre şişman bir birey ev giderleri açısından yılık gelirin yüzde 8’i kadar ekstra sağlık harcamasına sebep olmaktadır. Diğer bir ifade ile yaklaşık bir maaş. Diyabet hastası olan bir kişi ise yıllık gelirinin yüzde 16,3’ünü kaybetmektedir.

İşler Nasıl Gidiyor?

İyi haber, birçok ülke beslenme bozukluğunun sonuçlarından olan bodurluk-kavrukluk ve 5 yaş altı fazla kiloluluk alanlarında ilerleme kaydetmektedir. Fakat neredeyse tüm ülkeler kadınlardaki anemi, yetişkinlerdeki fazla kiloluluk, şişmanlık ve diyabet alanlarında geri kalmıştır. Şişmanlık ve fazla kiloluluk dünyanın her yerinde artmakla “küresel” bir sorun haline gelmiştir. 5 yaş altı fazla kilolu çocuk sayısı kavrukluktan mustarip olanların sayısına yetişmiştir. Maalesef bu konudaki devlet yatırımları ve küresel bağışlar oldukça yetersiz kalmaktadır.

2014’te beslenme ilişkili kronik hastalıklara ayrılan bağış bütçesi (50 milyon dolar) sağlığa yönelik tüm harcamaların sadece binde 15’ini oluşturuyordu. Halbuki düşük ve orta gelirli ülkelerde beslenme ilişkili kronik hastalıklar tüm ölüm ve sakatlıkların yarısından sorumludur. İyi beslenmeyi ekonomik büyümenin bir sonucu değil, sebebi olarak görmemiz gerek.

Hakeza beslenmeye yönelik politikalar konusunda da gidilecek çok yol var. Önümüzdeki 10 yılı iyi değerlendirmek gerek. Şu anda maalesef hiçbir ülkenin çocuklara yönelik alkol içermeyen içeceklerle ilgili kapsamlı bir politikası yok. Halbuki şekerli içeceklerin şişmanlığa sebep olan en önemli faktör olduğunu söyleyebiliriz, özellikle de çocuk yaş grubunda.

Ülkelerin 3’te 2’si Dünya Sağlık Örgütü’nün tuz, trans veya doymuş yağ tüketimini azaltma; çocuklara yönelik pazarları düzenleme tavsiyelerinde ilerleme kaydedememiştir.

Haydi Hep Birlikte!

Bu gibi olumsuzluklar da aslında hangi alanlarda düzenlemeye giderek kazanabileceğimizi göstermesi itibariyle önemlidir. Dolayısıyla bu konuda bilgi düzeyimizi toplum olarak bilimsel çalışmalarla, birey olarak da doğru kaynakları takip ederek arttırmalıyız. Pek tabi bunun “bilgi obezitesi”ne sebebiyet vermemesi için edinilen bilgilerle harekete geçmek gerektiğini de unutmamalı.

Malnütrisyon sadece sağlıkla ilgili bir konu olmayıp fakirlik, eşitsizlikler, su, hijyen, eğitim, istihdam, gıda sistemleri, iklim değişikliği, sosyal politikalar ve tarım bahsettiğimiz çıktılar üzerine doğrudan etkili olan alanlardır. Bunlarla da sınırlı kalmamalı. Zira beslenme hayatımızın her yerinde olduğundan herkesin kendi sorumluluk alanında doğru ve yeterli beslenme konusunda irili ufaklı önlemler alması, biraz kafa yorup geliştirmeler yapması mümkündür. Malnütrisyonu bitirmek kamudaki, iş dünyasındaki, sivil toplum kuruluşlarındaki ve gençler arasındaki liderlerin girişimleriyle mümkün olacaktır.

Dünya için hedef 2030. Peki senin için, sevdiklerin ve sorumluluk alanındakiler için kaç?

Kaynak: Global Nutrition Report 2016, International Food Policy Research Institute (2016)


Stajyer Kabul Ediyoruz

Sağlıkla ilişkili bölümlerde okuyan genç! Öğrendiklerinle binlerce insana şimdiden faydalı olmaya başlamak, sağlık okur-yazarlığı ve iletişiminde bilgi, beceri ve tecrübe kazanmak ister misin? Kolay Sağlık köşesine stajyer kabul ediyoruz. Dünyanın neresinde yaşıyor olursan ol, Dr. Hüseyin Küçükali danışmanlığında online kanallar üzerinden düzenli ve ürün bazlı çalışmalar yapmaya gönüllüysen geri durma başvur. Bunun için [email protected] adresine kendini tanıtan, hedeflerini ve niyetini tarif ettiğin bir e-mail göndermen yeterli.


Hüseyin Küçükali'ın Yazısı.