Dergimizin 115 sayısı, metin ve görsel olarak tüm muhtevasıyla, internet sitemizde yayınlanmış bulunmaktadır. Bu önemli ve titiz çalışmada büyük emeği olan Muhammed Murat Tutar’a teşekkürü bir borç biliriz. Sanal dünyayı “gençleştiren” sitemize herkesi bekleriz.

Her derginin kendine has bir tonu, sesi var. GENÇ’in sesini tarif edebilir misiniz?

Zor soru. :) Lakin yine de içimizden geçeni söyleyelim: Asil ve dertli.

Hediye istiyoruz, var mı?

Var. ;) Dergimizin Mart sayısını baştan sona okuyup, tüm yazılarla ilgili bir-iki paragraflık yorum, analiz, eleştiri vs. yapan ve bizimle paylaşan ilk 10 kişiye Medeniyet Öncülerimizden 365 Fikir kitabını hediye edeceğiz, güzel haber, değil mi? :) (Yorumlarınızı mailden gönderebilirsiniz: [email protected])


İçerik Harika, Niyetler Halis...

Münir Arıkan

Genç Dergisi 11 yaşına basmış. İnanamadım. Bildiğiniz çocuk yani daha. Halbuki bendeki izlenimi; “Hey Genç! Sana söylüyorum” edasıyla, bir ağabey, bir amca. Adı genç ama kendi imanlı, tecrübeli, samimi, birikimli, dertli bir amca! Kadro muhteşem. İçerik harika. Niyetler halis. Daha ne olsun…

Allah nice 11 yaşlar göstersin. Yaptığı işler, her gencin dimağında, etkisini uzun süre hissettirecek güzellikler barındırıyor. İlk röportajımız vesilesi ile değerli Mehmet Lütfi Arslan dostumu GENÇ Dergisi vesilesi ile tanıdım. Şimdi GENÇ dostumuz, arkadaşımız oldu.

Anne, baba, arkadaş, akraba, öğretmen, hoca… Artık kim olursa. Bir gence, güzel bir gençlik aşısı yaptırmak istenirse, GENÇ Dergisi ile tanıştırsınlar bence. Ömür boyu dua alacaklardır. Taha Kılınç dostum da, her gencin tanışması geren örnek şahsiyetlerdendir. Dergi zaten bir vesile. Bir tespih tanesi gibi, imamesi ile, aynı halkada tutmaya çalışıyor gençlerimizi. Dağılmayalım inşallah e mi?


Ümmetin Bekası Sünnet İledir

Bedri Gencer

Bugün bir taraftan içtimai kültürel yozlaşma, diğer taraftan siyasi kültür savaşının zirveye çıktığı bir çağda yaşıyoruz. Sahih bir din anlayışına dayalı misyon üstlenecek dergilerimiz, bu süreçte hayati rol oynayacaklardır. İslam sünnet, Müslümanlık tesennündür (sünnete uyma). Ümmetin bekası ancak sünnet iledir. Dikkat edilirse bugün toplumun atomizasyonu, cemaat ile sünnetten uzaklaşma süreçlerinin el ele gittiği görülür. Dolayısıyla haşhaşilik gibi felaketlerin de gösterdiği gibi, ana davamız, sünnete bağlı cemaîleşmedir.

En genel manada “nasihatname” denebilecek (süresiz) risale (mektup) ile ondan doğan (süreli) mecmua (dergi), huzurî-şifahîden gıyabî-kitabî eğitim-iletişime geçiş sürecinde köprü olmuşlardır. GENÇ Dergisi, bu açıdan önemli bir potansiyel ve birikime sahiptir. Gençler, “Ağaç yaşken eğilir” sözünün anlattığı üzere, çelişkili görünen şekilde bir taraftan sekülerleşme sürecinden daha çok etkilenme riskine maruz, diğer taraftan sünnete dönüşle bu yozlaşmadan kurtulma hususunda daha ümitli durumdadırlar. Kısaca gençlik, aynı anda risk ve ümidi birlikte taşıyan kesimdir.

GENÇ Dergisi, bu sünnet ve cemaatin ihyası ümidini yeşertme misyonuna talip olmalıdır. Yeri gelince “Türkiye, İslâm dünyasında İslâm’ın en iyi yaşandığı ülkedir” diye böbürleniriz, ama hac ve umre için Haremeyn-i Şerifeyn’e gittiğimizde bunun ne kadar boş bir böbürlenme olduğunu hemen anlarız. Diğer İslâm ülkeleriyle mukayese edenler, Türkiye’nin İslâm dünyasının en seküler ve yozlaşmış, sünnetten en uzaklaşmış ülkesi olduğunu hemen fark ederler. Mesela Arap, Hintli veya Malay Müslümanlardan bir tıp profesörünün bile sünnet sakalı bıraktığı, yazma ve konuşmasına Arapça selam, besmele, hamdele ve salveleyle başladığı görüldüğü halde bizde ilahiyatçılarda bile bu sünnetlere riayet görülmez.

İslâm âlimleri, bir Müslümanın hayatı boyunca uygulayabileceği 4000 sünnet sayarlar. İşte GENÇ Dergisi, bir taraftan sayfalarında modernlikle hesaplaşmayı sürdürürken, diğer taraftan sünnete uygun yaşama şuurunu yaymak üzere her sayısında sakal, sarık, misvak, asa gibi ihya edilecek bir sünneti işleyebilir. İslâm âlimleri, sünnet/bidat ilişkisini bileşik kaplar ilişkisine benzetirler; biri gelirse diğeri gider. O yüzden adım adım sünneti ihyaya çalışmadan modernlik eleştirisinin de kendimizi avutmaktan başka bir manası olmaz.


Süleyman Ragıp Yazıcılar'ın Yazısı.