Bir düz yazının, bir şiirin dili olduğu gibi fotoğrafından bir dili vardır aslında. Tabii bu fotoğrafça bir dil. Bu dilin de kendine göre kuralları, disiplinleri olması doğal. Nasıl yazıda söz terbiyesi önemliyse bunda da göz terbiyesi, bakmak yanında görmeyi de öğrenme gibi prensipleri var. Zaten bunları öğrendiğiniz zaman kendi tarzınız olan fotoğrafları çekmeye başlıyorsunuz.

Köşemize gönderilen fotoğrafları incelediğim zaman en çok iki temel noktaya dikkat edilmediğini görüyorum. Tabii bunların istisnaları var. Ama bütün fotoğrafları göz önüne aldığımızda şimdi dile getireceğim iki noktayı çoğunlukla ihmal ediyoruz.

Birincisi fotoğraf karesine neyi almamız gerektiği kadar, neyi almamamız gerektiğine dikkat etmiyoruz. Kareye girmesinin hiçbir katkısı olmayacak nesneleri, ayrıntıları hatta kişileri kadrajın dışında bırakabilmek göz terbiyesinin en doğal sonucu. Çünkü bu seçicilik, fotoğrafı gerçek manada özel yapan önemli bir ayrıntı.

İkinci olarak makro çekimlerde arka planın karmaşa içindeyken hemen fotoğrafın çekilmesi. Çünkü yakın çekimlerin esas amacı, çektiğimiz nesneyi en ince ayrıntılarına kadar yalın bir şekilde göstermektir. Arka fonu sadeleştirilmemiş bir fotoğrafta ise bunu sağlamak mümkün olmaz. Oysa bu arka planın karmaşasından kurtulmak, çoğunlukla bakış açımızı değiştirmek ve makine ayarlarına hakim olmakla giderilebilen şeylerdir. Bu fotoğraf dilini öğrenmek ise ......................................................................................


H. İbrahim Kurucan'ın Yazısı.