Gökhan Gökçek

Hazarların 1300 sene önce imar ve ihya ettikleri Kırım ve Kırım davası, bize onlardan kalan en esaslı mesaj ve mirastır. Tarihçilerin kutbu ve aslen Kırımlı bir Kıpçak Türk’ü olan Halil İnalcık’ın trthaber.com’da yayınlanan 7 Mart 2014 tarihli haberinde geçen şu cümle meramımızı anlatmaktadır: “Kırım, Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etmek için bir atlama noktası!”

Tarih serüvenimize devam ediyoruz. Biz; 16 büyük Türk Devleti’ni yazarken onların bize bıraktığı sosyal, kültürel mirası ve devlet aklını anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü ‘Türk devlet aklı’ tamlaması bir kültür ve medeniyet akışı ile beraber büyük bir şuurun da temsilciliğini ve taşıyıcılığını yapar. Seriyi bitirdiğimiz vakit maksadımız hasıl olacaktır. Bu sayımızda ise Hazarlar’ı / Hazar Kağanlığı’nı ve her daim yaptığımız gibi bize bıraktığı ‘anlatılmayan ve görülmeyen mirası’ anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Haydi başlayalım…

Hazarlar; Göktürklerin Batı kolunun kalıntıları olarak nitelendirilir. Batı Göktürk Devleti yıkıldığı zaman bölgede kalan Türk bakiyesidir. Siyasi teşekkül haline 630 yılında geldikleri kabul edilir. İlk hükümdarları bazı kaynaklara göre Böri Şad bazı kaynaklara göre de Bulan Han’dır. Kimileri ‘Böri Şad’ın bir unvan olduğunu ileri sürer. Böri / Börü: Kurt, demektir. (Bir anektod: Kudüs’ü zulümden kurtaran fatih Selahaddin Eyyubi’nin Turan Şah, Tuğtekin, Şahinşah isimlerini taşıyan kardeşlerinin yanında ‘Böri’ ismini taşıyan bir kardeşinin olduğu da belgeler ile sabittir.)

Coğrafi dağılışları ise Moskova ve St. Petersburg şehrinden doğarak Hazar Denizi’ne dökülen İdil Nehri’nden Kırım’a kadar uzanır. Bir anlamda Atilla’nın Roma’ya iniş yolu Kafkaslar-Karadeniz’in kuzeyi hattında hakimiyet kurmuşlar ve Hazar Denizi’ne ismini vermişlerdir. Gürcistan-Tiflis ve Rusya’nın içlerine kadar da girmişlerdir. Bugün Ukrayna adı ile anılan ülkenin de topraklarına sahiptiler. Hatta başkent olan Kiev ilinin Hazar Kağanı tarafından meskun hale getirildiği kabul edilir. Azerbaycan’daki hakimiyet mücadelesinden ötürü İran’ın arka planını oluşturan Sasaniler ile sık sık savaşlar ve sınır çatışmaları yaşadılar. Buna mukabil Bizans ile karşılıklı bir yakınlaşmaya sahiptiler. Hatta o kadar ki Hazar Hanı’nın kızı Çiçek ile V. Konstantin evlenecek oğulları IV. Leon daha sonra tahta geçecekti. IV. Leon annesinden ilhamla Türk kültürüne sahipti. Onun döneminde Hazar / Türk kültürü Bizans saray merkezinde yayılmış bir üstünlük derecesi kabul edilmişti. Annesi Çiçek’in giydiği elbiseler de “Çiçekion” şeklinde anılmaktaydı.

O dönemde İslam ile müşerref olan Arapların fetih ruhu ise Arap yarımadasından taşmış ve tüm Asya kıtasına yayılmıştı. İstanbul’u kuşatan Müslüman Araplara karşı -henüz eski Türk inancına tabii olan Hazarlar- müttefiki Bizans’a ...........................................................................


GENÇ'ın Yazısı.