İlimde, sanatta, sporda, ticarette, açıkçası hayatın hemen her alanında olduğu gibi yazı hayatında da asıl mesele ‘doğmak’ değil, ‘olmak’ meselesi. Yazı hayatındaki kaderimizi, yola çıkarken elimizde olanlardan fazla, yolda elimizde tutabildiklerimiz ve yolda elimize alabildiklerimiz belirliyor. En başta da, bu işin ‘dikkat ve sabır’ gerektiren uzun bir yolculuk olduğunun farkında olabilmemiz…

Sevgili arkadaşlar,

Yazı Atölyesi için bize gönderdiğiniz yazılar, e-posta adresimizden iki ayrı şekilde mektuplar bize ulaşıyor; biri doğrudan, biri dolaylı. Mektupların ağırlıklı şekilde bize ulaştığı mecra, dolaylı olan ikinci mecra. Ama Yazı Atölyesi için e-postamızı açınca fark ettim ki, bu mecradan gelen mektuplar henüz bize intikal etmemiş durumda. Böyle bir problemi daha önce de bir kere yaşamıştık. Çözülmeyecek bir mesele değil, ama durum bu olunca, doğrudan ve dolaylı, her iki kanaldan bize ulaşan yazılarınızı değerlendirmeyi bir sonraki aya bırakmayı tercih ettim. Bu sebeple, özür dileyerek söylüyorum, bu ay fazlaca yazı değerlendirmesi yapamıyoruz. Bir sonraki sayıda, gecikmeli de olsa, bu durumu telafi edeceğiz inşallah.

Bu vesileyle, bu ay için, yazı çalışmaları ile ilgili olarak nicedir sizinle paylaşmak istediğim birkaç noktayı paylaşmak istedim.

Anlayışla karşılamanız ricasıyla, bilginize ve dikkatinize arz ediyorum.


Metin Karabaşoğlu'ın Yazısı.