İnsan zayıf olduğunda mı suç işler, güçlü olduğunda mı? İnsan kimin zayıfıdır, kimin mazlumudur? Kimin güçlüsü kimin zalimidir? Kitabımıza göre insan önce kendinin zalimi ve kendinin mazlumudur. Yaratılış gayesinin dışına çıktığında kendi kendine zulmeder, kendi canını yakar.

Vahim olayları, can sıkan hadiseleri, ruhu kanatan işleri, insanı insan olmaktan çıkaran eylemleri hangi kelimenin kanadına koyacağımı, hangi kelimeye mahcup olacağımı, bu iş için hangi kelimeyi kırıp hangisinin hukukuna dalacağımı düşünür endişelenirim. İçimden geçenler içimden geçmesin diye kopuk kopuk cümleler kurarım.

İçimdeki acı bıçağın ucu gibi dokunup acıttığında başka birinin elini ödünç alıp başka acıları yoklamayı isterim. Başkasının eli, başkasının yüzü başkasının amini.

Misal şunu sürekli sorarım: İnsan zayıf olduğunda mı suç işler, güçlü olduğunda mı? İnsan kimin zayıfıdır, kimin mazlumudur? Kimin güçlüsü kimin zalimidir? Kitabımıza göre insan önce kendinin zalimi ve kendinin mazlumudur. Yaratılış gayesinin dışına çıktığında kendi kendine zulmeder, kendi canını yakar.

Herkes bir yol gösterici, bir tabela, bir işaret, ışıklı bir levha bekler hayattan, bir haritaya bir pusulaya rastlamak ister, kaybolduğunu düşündüğü an bir işaret arar. Oysa tüm harita ve levhalar evi bulmaya yaradığı gibi “evsizliğe” de işaret eder. O tabelanın gösterdiği sokakta evin yoktur, o virajı dönünce varacağın yer yalnızlıktır, ...........................................................................


Ayşegül Genç'ın Yazısı.