Zeho Ovası Grakül Tepe’de beyaz bir elbise giyen Sultan Alparslan, eski Türk töresine göre atının kuyruğunu bağlar, askerlerine şöyle seslenir: Burada Sultan ve asker yok. Hepimiz birer neferiz. İslam dini için savaşacağız! 

Anatolia Grekçe “Doğu vilayeti” demektir. Burada aklımıza hemen “Nerenin doğu vilayeti” sorusu gelir. El cevap: Batı Roma’nın. Hıristiyan dünyasında 5. asırda kesin şekilde vuku bulan hadiseler neticesinde Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılır. Doğu Roma yani Bizans merkezli devletin temel hakimiyet alanı Anatolia’dır. Daha sonra Türklerin akınları ile burası “Türkiye/Türkiya” adını alacak ve halk dilinde “Anadolu” şeklinde telaffuz edilmeye başlanacaktır. Anatolia topraklarının sakinleri Yunan-Rum, Ermeni ve kısmen Gürcüler’dir. Süryani, Ezidi gibi azınlık gruplar da vardır. Kısmen Müslümanlar da (Araplar, Kürtler, Türkler) bölgeye gelseler de bu topraklarda azınlık dahi denemeyecek kadar azdırlar. Asli unsur olarak Yunan-Rum ve Ermeniler mukimdir.

11. yüzyılın başında Türkmenler; Azerbaycan-Ahlat hattından Anadolu’ya düzensiz akınlar yapar. Vur-kaç taktikleriyle gayrimüslimler ile cihada tutuşur, ganimet ve esir alarak geri dönerler. 1013 yılında başlayan Çağrı Beyin uzun sayılabilecek keşif seferleri neticesinde ise karar verilir: Anadolu yurt tutulacak; Türk toprağı kılınacak ve İslam hakimiyeti tesis edilecektir! Büyük Selçuklu Devleti’nde ilk sultan Tuğrul Bey’den sonra tahta Sultan Alparslan’ın çıkması ile berabe Batıya verilen önem artar. Babası Çağrı Bey’in menzilini takip eden Alparslan, Azerbaycan üzerinden Ahlat’a kesin bir giriş yaparak bölgeyi Türk hakimiyetine dahil eder. Hatta 1068 yılına gelindiğinde Selçuklu akıncıları Kayseri’ye kadar ilerlemiştir. Ancak Sultan Alparslan İran’dan Kuzey Suriye hattına uzanan ve Mısır ile çevrelenen bölgedeki hakimiyeti tamamlamayı öncelikli hedef haline getirmiştir. Bu yüzden Anadolu içlerine yalnızca emir rütbesindeki uç beylerini ve akıncılarını yönlendirir. Sistematik bir Anadolu fütuhatına en azından Malazgirt Savaşı’na kadar girişmeyi düşünmez.

Zafer Tek Vücut Olanındır

Bizans ordusunun 200.000 nüfusa sahip olduğu söylense de bazı kaynaklar bunun mübalağa olduklarını beyan ederler. Rum, Makedon Hıristiyanların yanında paralı askerler de Diyojen’in ordusunda hatırı sayılır bir miktara sahipti. Bir imha hareketi olarak planlanan .............................................................................


Gökhan Gökçek'ın Yazısı.