İman, insana izzet katar. Bu itibarla mü’min, izzet ve şerefini koruyan insandır. Bu kıvamı korumanın en önemli yollarından birisi de kimseye yük olmama ve Allah’tan başka kimseden karşılıksız bir şey istememe anlamında istiğnadır.

Geçenlerde yaşı doksanı aşmış bir güzel insanı ziyarete gitmiştim. Evinde yalnız yaşıyordu. Nûrânî sîması, tecrübe ve hikmet dolu sözleri gönüllere huzur veriyordu. Bir ara yüreğinde taşıdığı bir endişesini paylaştı:

“Evladım! Ele ayağa düşmekten Rabbime sığınıyorum. Sağ olsunlar çocuklarımdan razıyım; fakat yine de insan yükü ağırdır, taşıması zordur. Evladım da olsa kimseye yük olmak istemem.”

Kimseye yük olmama duygusu, şerefli ve onurlu bir duygudur. Atalarımızın “Bâr olma yâr ol” yani “Kimseye yük olma, herkese dost ol” sözü bu anlamda bir insanlık tecrübesi, bir onur cümlesidir.

Sahâbe-i kiramdan Avf İbni Mâlik el–Eşca’î radıyallah anh anlatıyor:

Biz yedi sekiz kişilik bir grup Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturuyorduk. Bize:

“Allah’ın elçisine bîat etmez misiniz?” buyurdu. Oysa biz, yeni bîat etmiştik. Bu sebeple:

“Ey Allah’ın Resûlü! Biz sana bîat ettik ya!” dedik. Sonra tekrar:

“Allah’ın elçisine bîat etmeyecek misiniz?” buyurdu.

Bu defa bîat için ellerimizi uzatarak:

“Ey Allah’ın Resûlü! Biz sana bîat etmiştik. Şimdi ne üzerine bîat edeceğiz?” dedik.

“Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, beş vakit namazı kılmak, itaat etmek -sesini alçaltarak bir cümle söyledi ve- kimseden bir şey istememek üzere bîat edeceksiniz!” buyurdu.

Avf İbni Mâlik diyor ki: Yemin ederim ki bu gruptan bazılarını görürdüm; kamçısı yere düşerdi de kimseden onu kendisine vermesini istemezdi. (Müslim, Zekât 108.)

İman, insana izzet katar. Bu itibarla mü’min, izzet ve şerefini koruyan insandır. Bu kıvamı korumanın en önemli yollarından birisi de kimseye yük olmama ve Allah’tan başka kimseden karşılıksız bir şey istememe anlamında istiğnadır. Allah Resûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlar:

“Cebrâîl bana geldi ve şöyle dedi: «Yâ Muhammed! İstediğin kadar yaşa, (sonunda) mutlakâ öleceksin! İstediğini sev, (sonunda) mutlakâ ayrılacaksın! İstediğin şeyle amel et, (sonunda) onun karşılığını elde edeceksin! İyi bil ki, mü’minin şerefi, gece ibadetinde; izzeti ise, insanlardan müstağnî kalmasındadır!»” (Hâkim, IV, 360-361/7921)

Bir gün Peygamber Efendimiz’in yanına, Medîneli Müslümanlardan fakir bir adam geldi ve yiyecek bir şeyler istedi.

Allâh Rasûlü ona:

“Senin evinde hiç eşyâ yok mu?” diye sordu.

Adam:

“Var.” dedi. “Bir kısmıyla örtündüğümüz, bir kısmını yere serdiğimiz bir çul, bir de su kabımız var.”

Rasûl-i Ekrem:

“Onları bana getir!” buyurdu. Adam çul ile su kabını getirdi. Peygamber Efendimiz onları eline aldı ve .............................................................


Adem Ergül 'ın Yazısı.