“Andolsun ki, sizden Allah’a ve âhiret gününe kavuşacağını uman ve Allah’ı çok zikreden (mü’min)ler için Rasûlullâh’ta üsve-i hasene (en mükemmel örnek) vardır.”

Bugüne kadar sık sık “en” listeleri gördük. Sanat, spor, kültür, ekonomi ve daha pek çok alanın en iyileri periyodik olarak açıklanır. Küresel ve yerel ölçekte tespit edilen bu listelerin kriterlerini kimlerin oluşturduğunu çoğu zaman bilmeyiz. Bazılarına itibar etmeyiz; ardında siyasi/ideolojik kaygılar olduğunu düşünür, listelerin buna göre düzenlendiğini ve bir üst aklın büyük planının bir parçası olarak insanlara pompaladığını konuşuruz.

Müslümanlar olarak “en” denildiğinde bizim aklımıza gelen ise “En Sevgili” olan; Allah Rasulü Hz. Muhammed’dir. “Andolsun ki, sizden Allah’a ve âhiret gününe kavuşacağını uman ve Allah’ı çok zikreden (mü’min)ler için Rasûlullâh’ta üsve-i hasene (en mükemmel örnek) vardır”  ayetiyle sabit bir gerçek ki O (s.a.v.) yaşantısıyla ümmete tüm zamanların en’lerini göstermiştir.

“En” listelerinin gözleri kamaştırdığı günümüz dünyasında insanlığın iftihar tablosu Efendimiz’in işaret ettiği en’leri yakalamaya çalışmak atılacak makul adımlardır.

Peygamber Efendimiz, sadece yaptıklarıyla değil yapmadıklarıyla da; sırf sözleriyle değil susuşuyla da en güzel örnektir. Öyle kuşatıcı bir gönle sahiptir ki bazı hadislerinde huzura giden yolun kestirmesini tarif etmiştir. Hadislerinin bir kısmında “en hayırlısı, en sevimlisi” diyerek vizyon belirlerken bir kısmında “şunları yapsa kâfidir” diyerek İslam’ın kolaylık dini olduğunu göstermiştir. Dini yaşantının istidatlara göre asgari ve azami seviyesini açıklamıştır. Ruhi ve bedeni durumu elverişli olmayanlar dini tecrübelerinde asgarisini uygular ve ümitvar olur. İmkân sahipleri ise “en” olabilmek için hayrın her türlüsünde yarışır. Bu üslup ve beyanında bile Rasulullah’ın etki alanının toplumun her kesimine ve insan tipine nüfuz edecek genişlikte olduğunu müşahede ediyoruz.

Müslümanlığın şahikasına tırmanmak, “kardeşlerim!” hitabına mazhar olmak için En Sevgili’nin En’lerini gündemimize tekrar taşıyalım.

En Güzel Söz

“Sözlerin en güzeli, Allah’ın kitabıdır. Yolların en doğrusu Muhammed’in yoludur.”

Medeniyetler teoriler ve bunları uygulama şekilleriyle var olmuşlardır. Batının da doğunun da bir sözü yani teklifi, iddiası vardır. Hak ile batıl arasındaki mücadele söz mücadelesidir. Söylenmiş ve söylenecek tüm sözlere meydan okuyan, İslam’ın insanlığa sunduğu hakikat Kur’an-ı Kerîm’dir. Sözlerin en güzeli belagat ve muhteviyatıyla yeryüzünde rakip tanımayacak bir icazda olan Allah kelamıdır.

Rasûlullah’ın hayatı ise Allah kelamının ete kemiğe bürünmüş halidir. O’nun yolu Allah’ın ortaya koyduğu teorinin “En Güzel Örnek” olarak pratiğe çevrilmesidir. Rasûlullah bir beşerdir. Bizler de beşer olarak O’nu taklit ve takiple mükellefiz. Sünnetiyle bir hayat tarzı teklifinde bulunmuştur. Öyle bir teklif ki hüsn-ü kabul ile baş tâcı edenleri daha dünyadayken cennetle müjdelenecek kıvama getirmiştir.

En Üstün Amel

“Peygamber’e (s.a.v.) “en üstün amel nedir?” diye soruldu. Allah ve Resûlüne inanmaktır, buyurdu.”

Her organın kendisine göre bir ameli vardır. Kalbin ameli olan iman en üstün amel olarak nitelenmiştir. Fakat imanın sadece “kabul”den ibaret olmadığı da bir gerçektir. İmanın dinamizmi Müslümanların hal ve hareketlerinde görülmelidir ki en üstün amel düzeyine çıkabilsin. Efendimizin hayat pratikleri ile sadrındaki iman arasında tam zamanlı ve kusursuz bir senkronizasyon vardı. Bu sebeple Allah Rasûlü’nün adımlarını takip etmek en üstün ameldir.

En Hayırlı Müslüman

“Sizin en hayırlınız, görüldükleri zaman azîz ve celîl olan Allah’ın hatırlandığı kimselerdir.”

İnsanlarla yüz yüze geldiğimizde kaç tanesi Allah ve Rasûlü’nü hatırlatıyor; tam bir Müslüman imajı çiziyor? İnsanın sureti siretinin yansımasıdır. Yüzümüzde ne kadar adalet, merhamet, mehabet görünüyor. Allah’ın halifesi olmak demek budur. İnsan sınırlıdır, Allah’ın aynası doğrudan olamaz. Ancak Allah’ın güzel sıfatlarını yansıttığı oranda Allah’ı hatırlatır.

İnsanın yüzündeki çizgiler kalp kıvamının beyannamesidir. Nasıl ki ürünlerin ambalajlarında barkodları vardır. Barkod okuyucudan geçtiğinde özellikleri ortaya çıkar. İnsanın yüzündeki çizgileri de barkodu gibi düşünebiliriz. Ehil olanlar o çizgilerin -barkod okuyucu gibi- açılımını yapabilir. Allah’ın hatırlandığı bir sima için önce sineyi pir u pak etmek gerekir. Zira padişah girmez saraya, hane mamur olmadan…

En Üstün Hizmet

“(Hizmet ve fazilet bakımından) en üstününüz Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerdir.”

Mü’minler hayrın çeşitli kulvarlarında yarış halindedir. Yarışa katılmanın amacı kazanmaktır. Rasûlullah öyle bir hizmet söylüyor ki tutup yapışanı rakipleri arasından sıyırıp en öne geçiriyor. O da tüm hizmetlerin membaı olan Kur’an’ı özüyle ve sözüyle öğrenmek ve öğretmek şerefidir.

En Sevimli Yer

“Allah katında beldelerin en sevimli yerleri mescitleridir. “

Mescitler hangi meşrep ya da mezhepten olursa olsun ümmetin ortak paydasıdır. Fani olana boyun eğmemek için baki olana baş eğilen yerdir. Esas olan camideki ruhu yeryüzüne yaymaktır. Rasulullah hicretinde Medine’ye varmadan Kuba’da mescid inşa ettirerek çevrenin İslamileştirilmesine başlamıştır. Medeniyetimizde şehir planlamasında cami şehrin merkezinde yer alır ve hemen her sokak camiye çıkar. Mekân keşfetmenin moda olduğu şu zamanlarda keşfe en sevimli yer olarak tanımlanan mescitlerden başlamak lazım. Ultra enerjik bir yapıda olduğu şüphesizdir.

En Kârlı Mü’min

“En karlı mü’min ömrü uzun, ameli güzel olandır. En zararlı mü’min ise ömrü uzun, ameli kötü olandır. “

Hâkim kapitalist düzen içinde kar zarar ilişkisi deyince akla ekonomi gelse de İslam terazisinde kar ve zarar ömrün yekûnunu ve ötesini ihtiva eder. Günlük hayatını Kur’an’ı referans alarak tasarlayanlar kendisine ayrılan ömrü doğru değerlendirir. Rasulullah’ın sözlerinde odak noktası ömrün uzunluğundan ziyade amelin vasfıdır. Amelin güzelliği ise ihsan kıvamında yapılmasındadır. Kârlı mü’min olmanın temel prensibi salih amellerle süslenmiş uzun ömürdür.

En Sevimli İbadet

“En sevimli ibadet vaktinde kılınan namazdır.”

İslam aksiyonu günlük hayatta namazla vücud bulur. Dini disiplin namazla tesis edilir. Namaz ertelendikçe inkişaf da ertelenir. Ümmet olarak dünyayı, hakikati, bizden ümidi olanları bekletiyoruz. Bizim namazımızı geç kılmamız bütün insanlığı bağlamaktadır. Namazın erken kılınması insanlığın hakla hakikatle erken buluşması demektir. Namazı geciktirmenin bir adım sonrasında terktir. Zamanında ve kıvamında kılınan namazın anlamı şudur; İslam’ı ciddiye alıyorum. Namaz müminin miracı ise ümmetin de miracıdır. Namazı geciktirmek Ümmetin de miracını geciktirmektir. Zamanın ve mekânın Müslümanlaştırılması ancak Efendimizin en sevimli ibadet dediği namazla mümkündür.

En Üstün Cihad

"Cihadın en üstünü zalim sultana karşı doğruyu söylemektir."

Hakkı yaşama ve yayma olan cihadın en cesaret isteyeni zalim karşısında dimdik durmaktır. Zalim sultan sadece bir devlet başkanı olarak sınırlandırılmamalıdır. Toplumu geniş ölçüde etkileyen güç odaklarının en üst temsilcisidir. Tepki gösterilmeyen yanlışlar zamanla önlenemez sıkıntılara sebep olur. Zulme başkaldıran için riskli fakat toplumun yararına olan bu duruş en üstün cihad olarak tanımlanmıştır.

En Değerli Dünya Nimeti

Dünya (başlı balına) bir faydalanma (imkanı)dır. Dünyanın en hayırlı nimeti de saliha kadındır. Günümüz dünyasında medyanın çeşitli formlarında metalaştırılan kadın İslam görüşünde güzide bir yere sahiptir. İffeti ve izzeti hakkı ile temsil eden, aile kurumunun itibarını zedelemek şöyle dursun huzurlu bir yuvaya dönüştüren, ruhen ve bedenen sağlıklı nesiller yetiştiren, toplumun hangi alanında bulunursa bulunsun asil ve vakur bir duruş sergileyen kadın saliha kadındır. Ve en kıymetli nimettir.

En Üstün İyilik

“Sadakanın en üstünü, güçlü kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakadır. (Bu işi) can boğaza gelip de falana şu kadar filana bu kadar demeye bırakma. Zaten o an mirasın, şunun veya bunun olmuş demektir. “

Sadaka denildiğinde akla ilk gelen muhtaçlara sağlanan maddi yardımlardır. Fakat sadaka kavramının hacmi daha geniştir. Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla yapılan her iyilik sadaka kapsamındadır. Hadis-i şerifte sadakaya üstünlük vasfını kazandıran şeyin onun miktarı değil zamanlaması olduğunu görüyoruz. Hayra mani olan duyguların yoğunluğuna rağmen iyilikte ısrar etmenin üstünlük olduğunu anlıyoruz.
 


Ayşe Yazıcılar'ın Yazısı.