Hayatta hep en tehlikeli bilginin hazır; verili bilgi olduğuna inanmışımdır. Benzer şekilde en tehlikeli gündemin de verili gündem olduğuna inanırım. Gündemimizi başkalarının belirlemesi, neyi konuşacağımıza, neye kafa yoracağımıza onların karar verdiği verdiği anlamına gelir ki edilgenliğin dip noktasıdır. Zihin köleliğidir. Aklımız esir edildikten sonra ellerimizde kelepçe, ayaklarımızda pranga yokmuş ne yazar!

İslam Dünyası Kuşatma Altında

Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma iddiasındaki bir ümmetin, nizam-ı Alem gayesindeki bir milletin gündemine baktığımızda ne görüyoruz peki? İslam Alemi kuşatma altında. İslam’ın kadim kenti Kudüs, aynı saat diliminde bile olmayan; bir uzak gücün şantajıyla patlamak üzere. Arakan’da Müslümanlar diri diri yakılıyor. Suriye’de taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmamış. Yemen’de bombalardan kurtulabilen kitleler, açlıkla kırılıyor. Mısır’da darbe olmuş, tankların ezemediği Müslümanları mahkemeler asıyor. Kimin, kimi, kim adına ve neden öldürdüğünün belli olmadığı Irak’ta; Şii milisler, Sünni katliamlarıyla Hz. Hüseyin’in intikamını alıyorlar (!) güya. İslam dünyasının tek nükleer gücü Pakistan’da halk isyanlarıyla darbe çağrılıyor. Maksat “yanlış ellere geçmesini önlemek” bahanesiyle, ülkenin işgal edilip, nükleer silahlardan arındırılması. Ümmetin, insanlığın, insaniliğin son kalesi, yalnız ve güzel ülkemizse, bir yandan dış saldırılara karşı direnirken bir yandan da kalenin kapılarını içeriden açmaya çalışan Müslüman görünümlü hainler yüzünden ................................................................................


Sinan Özgenç'ın Yazısı.