Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü tarafından yapılan Digital News Report 2018 (Dijital Haber Raporu) yayınlandı. Raporda 37 ülkedeki yalan haber, medyaya güven ve haber tüketicilerinin davranışları incelendi. Türkiye, yanıltıcı ve sahte haberlerin en çok yapıldığı ülke olarak açıklandı.

Türkiye’de haberlerin dezenformasyon oranı yüzde 49 olarak belirlendi. Yanıltıcı haber konusunda Türkiye’yi yüzde 44 ile Yunanistan ve Malezya takip ediyor. Yanıltıcı ve sahte haberlerin en az görüldüğü ülkeler ise Almanya, Danimarka ve Hollanda olarak tespit edildi.

Hal böyleyken yalan habere inanma sürecini ve kimlerin bu inanma sürecine daha yatkın olduğuna bakalım.

Bu konuda iki farklı görüş var. Birincisi eğitim düzeyi düşük kişilerin yalan haberlere daha çok inandığı yönünde, diğeri ise zeki insanların yalan haberlere inanma konusunda daha meyilli olduğunu söylüyor. Öncelikle yalan haberi eğitim seviyesiyle ilişkili gören araştırmaya bir göz atalım:

Eğitim Seviyesi Düştükçe Komplo Teorilerine İnanç Artıyor!

Komplo teorilerinin son dönemde bu kadar yaygın olması davranış bilimcileri de bu konuyu araştırmaya itti. Jan-Willem van Prooijen tarafından geçen ay yayınlanan araştırma bu alanda yapılan en kapsamlı çalışma. Yaklaşık 5 bin kişi üzerinde yapılan bu araştırmaya göre eğitim seviyesi insanları komplo teorilerine inancını belirleyen en önemli faktör. Eğitim seviyesi yükseldikçe insanların komplo teorilerine inancı azalıyor! Peki neden?

Karmaşık Sorunlara Basit Çözüm Arayanlar Komplo Teorilerine Daha Çok İnanıyor!

Evet eğitim seviyesi düştükçe komplo teorilerine inanç artıyor ama bunun iki ayrı nedeni var. İlk olarak karmaşık meselelerle başa çıkmakta zorlananlar basit komplo teorilerine daha çok inanıyor. Yani zihinsel tembellik komplo teorilerine olan inancın en önemli nedeni. Mesela 11 Eylül Saldırısı ya da Suriye iç savaşı gibi karmaşık bir konunun tarihsel, sosyolojik, ideolojik sebeplerini hesaba katmak yerine, bu konularda üretilen basit bir komplo teorisine saplanıp kalmak insana daha kolay geliyor. Suriyeli mültecilere karşı olmak için bir hastalık peydahlamak bu anlamda çok işlevsel oluyor.

Zeki olanların yalan haberlere inanmaya daha yatkın olduğuna dair araştırma sonuçları da bulunuyor. Çünkü zeki insanlar, haberlerdeki eksiklikleri de kendi zihin güçleri ile mantıklı nedenlere bağlayarak haberi olduğundan daha inanılır kılıyorlar. Bu durum bilişsel cimrilik olarak da adlandırılıyor.

Bilişsel Cimriler Beynini Çok Kullanmak İstemiyor

Sınavlarda başarılı olan bazı zeki insanlar her zaman soruları yanıtlamak için analiz yeteneklerini kullanmıyor. ‘Bilişsel cimri’ diye adlandırılan bu insanlar yeterli analiz gücüne sahip olmasına rağmen konu üzerinde detaylı düşünmeye vakit ayırmak istemiyor. Bu da konuyu tamamen kavramasının önüne geçiyor. Örneğin: Güney Kaliforniya Üniversitesinde “Musa gemisine her hayvandan kaç tane almıştır?” sorusuna doğru yanıt verebilenlerin oranı sadece yüzde 12’ydi. Doğru cevap ‘sıfır’ olacak çünkü gemisine hayvanları dolduran Musa peygamber değil Nuh peygamberdir. Bir diğer örnek: “5 makine 5 ürünü 5 dakikada üretiyorsa, 100 makine 100 ürünü kaç dakikada üretir?” Bilişsel cimriler bu soruya düşünmeden 100 diyorlar ama doğru cevap 5 olacak. Makineler bir ürünü 5 dakikada üretiyor. Makine ve ürün sayısı eşitse üretim süresi daima 5 dakika olacaktır. Bu gibi testlerde düşünmeden yanıt verip düşük skorlar alan kişilerin yalan haberlere de daha çok inandığı görüldü. Ama tek suç onların değil. Yalan haberler günümüzde çok büyük özenle ve bu gibi eksiklikleri hedef alacak şekilde hazırlanıyor. Haberlere görsel eklenmesi okuyucunun haberi gözünde canlandırmasını kolaylaştırarak inanılırlığı artırıyor. Bilimle ilgili yalan haberlerde beyin röntgeni görseli bulunmasının inanılırlığı artırdığı belirtiliyor. Yalan haberleri yaymanın en başarılı yolu ise sürekli tekrar edilmesi. Okuyucu aynı yalan haberi sürekli ve farklı kaynaklardan duyunca bir süre sonra doğru olduğuna kanaat getiriyor.

Her iki görüşün hem haklı olduğu hem haksız olduğu taraflar var. Ama bu konuda esas eleştirel düşünmeye alışmış insanların, manşetlerin siyasi görüşlerine uyup uymadığı fark etmeksizin, doğruyu ve yanlışı ayırt etmede daha başarılı olduğunu gözlemleniyor.


Kaynakça:

https://www.bik.gov.tr/insanlar-neden-yalan-haberlere-kaniyor/

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/selcuk-sirin/cagimizin-sansur-mekanizmasi-komplo-teorileri-40472825

https://www.dunyahalleri.com/zeki-insanlar-sahte-haber-ve-komplo-teorilerine-daha-cok-inaniyor/


Ömer Faruk Özbil'ın Yazısı.