Birlik ve beraber olmanın en güzel yolu camilerden geçiyor. Orada tek bir yöne dönüyoruz ve hep birlikte secdeye varıyoruz. Dünyanın dört bir yanında ümmet coğrafyasını gönülden bağlayan, farklı hikayelere ve mimari yapıya sahip camilerimizden bazılarını paylaşıyorum sizlerle. Üsküdar’da bulunan Şemsi Paşa Cami’den başlayalım. Fazlasıyla titiz bir kişi olan Şemsi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa ile zaman zaman şakayla karışık atışırmış. Şemsi Paşa bir gün Sokullu’ya, “Sokullu, camine kuşlar pislemiş” diye takılınca, “Gökyüzüne açık olan her yer kuşların pislemesine müsaittir” cevabını almış. Paşa, cami yaptırmaya karar verince Sokullu’nun sözü aklına gelmiş. Mimar Sinan’a giderek, “Bana öyle bir yerde cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin” demiş. Sinan, iyi bir araştırmadan sonra kuzey ve güney rüzgârlarının kesiştiği noktayı bulmuş. Dalgaların kıyıya çarpmasıyla meydana gelen titreşimleri incelemiş ve camiyi burada yapmaya karar vermiş.

Bir diğer cami ise Kılıç Ali Paşa Cami. Kılıç Ali Paşa, devrin padişahı 3. Murat’tan cami yaptırmak için yer istemiş. Padişah ise, “Sen deryaların serdarısın, gücün yetiyorsa derya üzerine bir cami yap” diye cevap vermiş. Bu duruma çok üzülen Kılıç Ali Paşa, Mimar Sinan’ı kendine mimar olarak tutmuş ve Tophane Rıhtımı’nın kenarına taş, toprak, moloz taşınmaya ve caminin yapımına başlanmış. Ortaya Kılıç Ali Paşa Cami çıkmış. Mimarlık tarihinin mihenk taşı olan Mimar Sinan, eserlerindeki ustalık, mühendislik, ince işçilik ve mimari dehasıyla her zaman hayranlık uyandırmaya devam ediyor.

Son cami olarak Yeni Cami’den bahsetmek istiyorum. Osmanlı sultanları tarafından yaptırılan büyük camilerden biri olan Yeni Cami, Eminönü meydanında İstanbul’un olmazsa olmazlarındandır. Bir İstanbul camisinin inşası ortalama 2-7 yıl arasında sürmesine rağmen Yeni Cami’nin inşaatı tam 66 yıl sürmüş. Kubbelerinin sayısı da 66’dır. Hayatımızın içinden...


Büşra Nur Turan'ın Yazısı.