Gamze Çakır

Acı ne demektir, nedir diye düşünsek hemen kötülükler sıralanır zihnimizde; zor zamanlarımız, serzenişlerimiz… Bu nedenle çoğumuz acı çekmemek veya acıdan kaçmak için çaba sarf ederiz. Öyle ya; insan neden zor durumda olduğu anın bitmesi için uğraşmasın ki? Ama galiba bu uğraş sırasında bir şeyi gözden kaçırıyoruz: acının iyileştirici gücünü. Belki içimizde hala acı çeken var, belki buna katlanamayan ve bu girdapta boğulan var ya da pes etmiş bir şekilde acıya boyun eğen. Bu hallerin varlığı ve bu halleri her insanın deneyimlemiş yahut deneyimleyecek olması yadsınamaz bir gerçektir. Ancak acıya bakış açımızı değiştirirsek, ona katlanmaya değer bir anlam da yüklemiş olacağız. Dedik ya acının iyileştirici gücünü göz ardı ediyoruz diye, artık etmemek için bir sebebimiz var; farkındayız. 
 
Zor zamanlarımızda acıya odaklanırsak ve hiç bitmeyeceğini düşünürsek pek tabii bu bizler için olumsuz bir hale dönüşecektir. Ancak hem acı çekmeyi son raddesine kadar deneyimleyip hem de sonrasında bu acının biteceği ve bizim başarılı olacağımız günlere dair umutla bakarsak, işte o zaman bu iyileşmeyi gerçekleştirmeye başladık demektir. 
 
Çok acı çektiğimiz bir anı ve o andaki kendimizi düşünelim. Ne kadar zor zamanlardı ve ne kadar etkiliydi. Belki de izleri hala bizlerle. O anları sadece biz deneyimledik ve sadece biz kendi yorumumuzla dile getirdik ve de düşündük. Ama bir şekilde o günler geride kaldı ya da kalacak. Her kötü olay bir gün elbet bitecek. Sonsuza kadar süren bir kötülüğe şahit olan var mıdır bilmem. Bu yüzden eğer o günler geride kaldıysa, "Nasıl oldu bu, ben ne gibi katkılar sundum sürece, o zamanlar gücüm ne yöndeydi?" gibi sorular sorarak olumluyu görmeye çalışmalıyız. Ve acının bize kazandırdığı becerileri fark etmeliyiz. 
 
Her ne kadar o zamanlar hep kötüyü ve hatta en kötüyü düşünsek de zihnimizin, ruhumuzun ve bedenimizin olumlu bir şeyler görme, üretme ihtiyacı devam ediyor. Biz de artık kendimize iyi gelecek unsurları sıralamayı bilmeye başlıyoruz. Çünkü şunu her daim hatırlamamız gerek, her acının bize katacağı bir şey vardır. Bu değişmez bir kanundur. Çünkü o deneyimden sonra artık aynı kişi değilizdir. Bazılarımız bu süreçten sonra daha olumsuz kişilik özelliklerini katarken kendisine bazılarımız da birçok olumlu özellik kazanır. Ve bu olumluluğu sağlamak bizim elimizdedir. Bazı kişilerin "hayata toz pembe gözlüklerle bakmak" olarak adlandırabileceği bu çaba ve istek, esasında bize lütfedilen bir bakış açısıdır. 
 
Acıya dair kazandığımız bu bakış açısı ve yorumlama ise bize hayatın anlamını bulma kapısını aralamaktadır. Çünkü aslında acıya katlanma gücümüz ve motivasyonumuz, bu zorluklar karşısında öne sürdüğümüz anlam ile ilgilidir. "Neden bunları yapayım?" sorusunun cevabıdır bir bakıma. Bu soruya hangimiz ne cevap veriyorsak, işte, anlam kapımızdan içeri girebilir ve bu derya deniz alemde kendi anlamımızı, hayatı yorumlama biçimimizi oluşturabiliriz. Acı bize yaşamaya değer şeyler kazandırır, bu acıyı çekme sebebimiz ise bize anlam kapısının anahtarını verir. Acılarımızın içindeki geliştirici gücü görebilme ve gücümüzü fark edebilme dileğiyle.


GENÇ'ın Yazısı.