WhatsApp mı? Signal mi? Telegram mı? BiP mi?

Anlık mesajlaşma hayatımızın vazgeçilmez teknolojilerinden birisi. Piyasada onlarca anlık mesajlaşma uygulaması olmakla birlikte dünya çapında en çok kullanıcısı olan ve hepimizin sıkça kullandığı uygulama WhatsApp. Fakat Ocak ayının başında WhatsApp’ın kullanıcılarına dayattığı yeni gizlilik sözleşmesi oldukça tepki topladı. Önce 8 Şubat 2021’e kadar onaylanması istenen, dünya çapında gelen yoğun tepkiyle 25 Mayıs’a kadar ertelenen güncel sözleşmeyi onaylamazsanız WhatsApp’ı kullanamayacaksınız.

WhatsApp’ın Derdi Ne?

WhatsApp’ın sahibi olan Facebook şirketi son yıllarda veri skandallarıyla hep gündemde. Kullanıcı verilerini sürekli olarak toplayan, bu verileri işleyen, satan ve gelir elde eden Facebook, davalarla boğuşuyor. Gelecekte daha fazla sorun yaşamamak için zaten halihazırda yaptıkları tüm arka plandaki işlemleri sözleşmeye yazarak ve bunu kullanıcılara onaylatarak sorumluluğu üzerlerinden atmak istiyorlar.

Güncellenen sözleşme ile WhatsApp uygulamasını kullanacaksanız Facebook sizin dijital dünyanıza dair toplayabildiği her şeyi toplamaya devam edecek. Bu verileri Facebook çatısı altındaki tüm şirketlerle paylaşarak korelasyon yapabilecek. Topladıkları verileri her türlü işleyebilecekler. Ve asıl bomba: Üçüncü kişilerle verileri paylaşabilecekler. Mesela alışveriş yaptığınız e-ticaret firmasıyla.

Meseleye iki türlü yaklaşımdan bahsedebiliriz: Birincisi “Yahu sanki WhatsApp’ta paylaştıklarınız çok mu gizli şeyler” şeklindeki alaya alma yaklaşımı, ikincisi ise “Her şeyimizi ele geçirdiler, mahvolduk, gizliliğimiz kalmadı” şeklindeki facia yaklaşımı.

Her iki yaklaşım da oldukça sağlıksız ve bilinçsiz. Paylaşılan bir şeyin mahrem olması için illa devlet sırrı olması gerekmiyor. Dalga geçenlere mahremiyet algısını gözden geçirmelerini tavsiye ediyorum. Felaket senaryoları ise çözüme ulaştırmayan korku psikolojisi yaratmaktan başka bir işe yaramıyor.

En Büyük Sorun Alternatifsiz Olmaktır

Buradaki asıl problem alternatifsiz olmaktır. Sosyal medya platformları maalesef ki bağımlılık yapıcı özelliklere sahip. Bu bağımlılıklar bilinçli olarak mühendislerce geliştiriliyor. Sonuçta da vazgeçemediğimiz uygulamalara dönüşüyorlar. Olası bir durumda makul bir süreç içerisinde WhatsApp’a alternatif farklı bir uygulamaya geçememek ciddi bir bağımlılık göstergesidir.

Birçok insan iş-güç WhatsApp’ta, gruplar orada, arşivimiz orada diyerek çekincelerini dile getiriyorlar. Farz edelim ki WhatsApp fişi çekti, uygulamayı kapattı. İşsiz-güçsüz, iletişimsiz, elimiz kolumuz bağlı mı kalacağız? Dijital gelişmeler hayatımızı kolaylaştırıyor gibi görünürken aslında alternatiflerimizi yok ederek bizi kendilerine kesinlikle bağımlı kılıyorlar. “Hayatımızı kolaylaştırıyor, pratik, herkes kullanıyor” şeklindeki bahaneler tam da bu ürünleri geliştirenlerin kullanıcılara söyletmek istediği ifadeler.

O Zaman Ne Yapacağız?

Bu noktada bir değişim ve çözüm arayışına girildiğinde birçok alternatif karşımıza çıkıyor. Bunların en bilineni ve popüler olanı elbette Telegram. Kısmen açık kaynak kodlu oluşu ve gelişmiş gizlilik özellikleriyle güvenli bir alternatif mesajlaşma uygulaması.

Ancak illaki kavimler göçü şeklinde Telegram’a geçmek şart değil. İhtiyaçlarınıza ve tercihlerinize göre alternatifler mevcut. BiP, Dedi, Signal gibi uygulamaları da değerlendirmek mümkün.

E Bunların Hepsi Zaten Verilerimize Ulaşmıyor mu?

Mevzuya düz bakınca “Bütün mesajlaşma uygulamalarını cihazımıza yüklüyoruz, kamera, galeri, rehber erişimi vs. sunuyoruz. Zaten verilerimize ulaşıyorlar her türlü. Ne gerek var aksiyona.” görüşünü paylaşanlar da var. İşin teknik tarafında her şey o kadar siyah-beyaz değil. Uygulamaların hangi amaçla yazıldıkları, nasıl sürdürüldüğü, gelecek vaatleri, teknik özellikleri vb. birçok parametre var. Mesela WhatsApp son sözleşme değişikliğiyle birlikte şunu söylüyor:

“Hizmetlerimizde üçüncü taraf bant reklamlarına hâlâ izin vermiyoruz. Bu reklamları kullanmayı düşünmüyoruz ancak gelecekte kullanacak olursak bu Gizlilik İlkesini güncelleyeceğiz.”

Buna rağmen Signal ve Telegram uygulamaları her ne olursa olsun asla reklam dayatması yapmayacaklarını ve uygulamalarının her zaman ücretsiz olacaklarını açıkça ifade ediyorlar. Gizlilikten ve güvenlikten taviz vermeyeceklerini ve gelecekte de bunun devam edeceğini söyleyebiliyorlar.

Telegram ve Signal Kime Ait?

WhatsApp’ın ABD’ye Telegram’ın Rusya’ya çalıştığına dair iddialar sürekli konuşulup duruyor. Telegram’ın Rusya’ya çalıştığını ispat edecek somut bir veri ise hiçbir yerde yok. Telegram’ı kuran ekip üyeleri Rus kökenli olmakla birlikte Rusya’yla veri paylaşmayı reddettiği için Dubai’de yaşıyorlar. Üstelik Telegram Rusya’nın sevmediği, istemediği, yasaklamaya çalıştığı bir uygulama.

İlginç bir bilgi: WhatsApp’ın kurucu ortağı Brian Acton Facebook’tan ayrılırken 50 milyon dolarlık kazancının bir kısmıyla Signal Vakfı’nı kuruyor. Mark Zuckerberg’e ruhunu satmasa da ürünü (WhatsApp) teslim ederek girdiği günahın kefaretini bu şekilde ödediğini düşünüyor. Ve şunları söylüyor:

“Kullanıcılara karşı sergilediğim tutum belli başlı ilkelere dayanıyordu ve bunu hiçbir zaman saklamadım. Dedim ki: Verilerinizi kimseye satmayacağız ve size reklam göstermeyeceğiz. Ve daha sonra bu sözümden dönerek şirketi (WhatsApp) sattım. Bu günahı ben işledim ve bedelini Signal ile ödemeyi umuyorum.”

WhatsApp’ı kuran ve sonra Facebook’a satan adam, Mark Zuckerberg’in hırsları yüzünden bin pişman olup Facebook’tan ayrılıyor, Signal Vakfı’nı kuruyor ve mücadele ediyor.

Yerli ve Milli Mesajlaşma Uygulamaları Nelerdir?

Pratik olarak kullanabileceğiniz yerli ve milli anlık mesajlaşma uygulamaları ise BiP ve Dedi uygulamaları. BiP Turkcell tarafından geliştirilen bir uygulama. Ancak ne yazık ki kullanıcı deneyimi açısından pek verimli olmaması konusunda çokça eleştiriliyor ve kullanıcılar tarafından tercih edilmek istenmiyor. Dedi uygulaması ise henüz yaygın olmamakla birlikte BTK’nın geliştirdiği bir uygulama.

Sonuç: Kendi Özerkliğinizi Önemseyin!

Cal Newport’un yazdığı Dijital Minimalizm kitabında şöyle söylüyor: “Gitgide büyüyen kaygılarımızın sebebi dijital araçların sağladığını farz ettiğimiz faydaları değil. Bu araçlar davranışlarımızı ve duygularımızı kontrol etme güçlerini gitgide artırırken bir yandan da bir şekilde onları sağlıksız bulduğumuz seviyelerde kullanmaya zorluyorlar bizi. Mesele bu araçların işe yarayıp yaramadığı değil, mesele özerkliğimiz.”

Sonuç olarak hiçbir uygulamaya vazgeçilmez derecede bağlı/bağımlı olmayacak bir dijital yaşantımız olması gerekiyor. Bugün anlık mesajlaşma, yarın video platformları, öbür gün sosyal medya… Hangi mesajlaşma uygulamasını seçeceksiniz? Bilinçli, farkında ve bağımlı olmadan kullanabileceğiniz hangisiyse onu!


Muhammed Murat Tutar'ın Yazısı.