GENÇ ailesi olarak, Hasan Yavuz Uğurlu, Samet Demir, Yusuf Goncagül ve Ali Furkan Ünsal’la birlikte Ankara’daki Muradiye Eğitim Kurumları`ndan gelen talep üzerine 15 Aralık Perşembe günü yollara düştük. Hedefimiz şuydu: Öğrenci arkadaşlarla buluşup okul bazında toplamda dört adet GENÇ Şöleni düzenlemek.

İlk olarak Muradiye Lisesi’nde gerçekleştirdik şölenimizi. Önce kısa filmlerimizi izlettik, ardından Hasan Yavuz’la birlikte kısa konuşmalar yaptık. Dertli olmanın, gönüllü olmanın öneminden bahsettik. Hayatımızın niyetlerimize göre şekillendiğini vurgulayıp tertemiz ve kaliteli niyetlerle kuşanmak gerektiğini hatırlattık.

Daha sonra Yusuf çıktı sahneye; elinde gitarı, yüreğinde dert ile… Hem söyledi, hem söyletti. Ve son olarak, Samet Demir stand-up için büyük alkışlar eşliğinde sahne aldı. Yaptığı espriler ve enerjisiyle büyük ilgi gördü…(Eski kayıtlarından biri şurada var: http://www.youtube.com/watch?v=kMeC8oBorm8)

Muradiye Lisesi’ndeki şölenimiz biter bitmez yeniden yola koyulduk. Bu defa hedefimiz Özel Sevgi Koleji’ydi. Okula vardık ve çok geçmeden şölene başladık. Samet ve Yusuf yine çok beğenildi. Hatta Yusuf’un parçaları öyle sevildi ki “bi daha, bi daha” tezahüratları yükseldi salondan. Böyle heyecanlı ve canlı bir kitleyle şölen yaptığımız için bizde de ayrı bir mutluluk vardı. Öğrencilerin mutlu olduğunu görmek bizi de mutlu ediyordu çünkü. Hâsılı, bizim açımızdan tadına doyulmaz bir şölen oldu.

Ertesi gün, erken saatlerde yola çıktık yeniden. Sabah saat on civarında Nene Hatun Okulları’na vardık ve ilk olarak ortaöğretim  (7-8-9) öğrencileriyle bir araya geldik. Neşeli ve muhabbetli bir birliktelik oldu.

Konuşmalarımız arasında, irade terbiyesi için kahraman seçiminin öneminden bahsettik ve “sizi her anlamda geliştirecek, çeperinizi genişletecek bir kahraman edinin” dedik. Bu sözlerimizden sonra, sunucumuz Ali Furkan salona sordu: Bir kahramanı olan var mı? Öğrencilerden biri söz aldı ve herkesin takdirini toplayan şu cümleleri sıraladı: “Benim kahramanım 2. Abdülhamit. Çünkü o abdestsiz yere basmamaya özen gösterirmiş. Ve şehitlerin kanıyla kazanılan Filistin topraklarını para karşılığında satmamıştır!”

Bu şölenden sonra, iki saatlik ara verdik ve Cuma namazını kılmak üzere camiye gittik. İmamın sesi öyle duyguluydu ki, bir öndeki safta hıçkırıklara boğulan biri vardı. Ankara’da unutamayacağımız anlardan biri de buydu açıkçası. Gözyaşı ve secde ne de yakışıyor birbirine... Allah hepimize nasip etsin...

Ve son olarak, Nene Hatun okullarında ikinci şölenimizi yapmak üzere salondaki yerlerimizi aldık. Bu defa daha büyük öğrenciler vardı karşımızda. (10-11-12) Kaliteli ve iyi yetişmiş oldukları her hâllerinden belli idi. Ve bu yüzden olsa gerek, son şölenimiz gerçekten de unutulmaz oldu diyebilirim. Öyle bir ilgi ve alakayla karşılaştık ki, GENÇ ailesi olarak hepimizde ayrı bir heyecan meydana geldi. Tabiri caize bir “muhabbet taşması” yaşandı salonda. Öğrencilerin gözünden “iyi ki geldiniz” yazısını okuyabiliyorduk sanki. Şöleni bitirmekte zorlandığımızı söylesem, sanırım abartmış olmayacağım...

Evet, Muradiye Eğitim Kurumları’nda gerçekleşen bu dört şölen, bizler için unutulmaz güzellikteydi. Genç arkadaşlarımızda gördüğümüz GENÇ sevgisi, şükrümüze sebep oldu, bizi daha da güzel çalışmalar yapma konusunda motive etti... Dileriz bu güzel birliktelikler, hem oradaki öğrencilere hem de bizlere “heyecan, şevk, huzur, bereket, moral ve şifa” olarak geri döner...

Birkaç not ekleyerek bitirmek istiyorum yazımı:

* Öncelikle Muradiye Eğitim Kurumları’nın temellerini atan “dertli” insanları minnetle anmak isterim. Belli ki bu kurumlar “samimiyet, gayret, bilgi, sevgi ve ihlas” üzerine bina edilmiş. Çünkü iki gün boyunca gördüğümüz manzaralar bunu fazlasıyla hissettirdi bize... “Önce İnsan, Sonra Liderler Yetiştirir” ilkesini düstur edinen Muradiye Eğitim Kurumları’nın bahtı açık olsun... Allah bütün çalışmalarında kolaylıklar ve başarılar ihsan eylesin kendilerine...

* Diğer yandan, başta bize ev sahipliği yapan müdürlerimiz ve hocalarımız olmak üzere, bu programların gerçekleşmesinde en ufak bir katkısı olan “isimsiz kahramanlara” kadar herkese teşekkürü bir borç biliriz... Bize gösterdikleri ilgi ve alaka gözümüzün önünde hâlâ... Nasıl teşekkürü edeceğimizi biz bilemiyoruz... Ecirlerin en güzeli sizlerin olsun... Ecir verenlerin en hayırlısı katından fazla fazla ikram eylesin sizlere...

* Rümeysa Duygulu ve Servet Öztürk hocalarımıza ise, GENÇ adına özel bir teşekkür etmek isterim... Vesile olduğunuz bunca güzellik sizlerin eseridir... Selam “dertli gönüllerin” üzerine olsun...

* Bizleri dinleyen öğrenci arkadaşlarımıza da buradan yeniden teşekkür ederiz. Sizi gördükçe güç kazandık, gurur duyduk. Heyecanınız ve kaliteniz hiç eksilmesin, her daim yükselsin... Geleceği birlikte şekillendireceğiz inşallah...

* Bu vesileyle GENÇ adına tekrar dile getirmek istediğim bir şey var: Türkiye’nin neresinden olursa olsun, gelen talepler karşısında yerimizde duramayacağımızı ve yollara düşeceğimizi hatırlatmak isterim...


Süleyman Ragıp Yazıcılar'ın Yazısı.