Genç Gönüllüler`in sosyal sorumluluk projeleri kapsamında başlattığı SAGEM (Selami Ali Gençlik Merkezi) projesi, 10 Ocak Salı günü İstanbul Şehir Üniversitesi’nde bir söyleşi ile üniversite öğrencileriyle buluştu. 

SAGEM koordinatörlerinden Selman Özpınar ve Emine Satılmışoğlu ile birlikte Genç Gönüllüler Türkiye Koordinatörü Hasan Yavuz Uğurlu, projenin öneminden ve kapsamından bahsettiler. 
 
İşte söyleşiden notlar…
 
Hasan Yavuz Uğurlu
 
İnsanlar hep dünyayı kurtarmak istiyorlar. Ama kimse adım atmaya niyetli değil. Günümüzde maalesef insanlar birbirine benzer hale geldi. İşte bu durumda etrafının farkında olan bir adım öne geçmektedir. Bu projeye başlamadan önce Selami Ali Mahallesi`nin sadece adını biliyorduk. Orayı sadece Roman vatandaşlarımızın ikamet ettiği bir yer olarak düşünüyorduk. Projemiz, paylaşımlarımız başlayınca, farkettik ki, burası hayatın ta kendisini ihtiva ediyor. Bir taş atmalıyız önce, sudaki halkalar gittikçe büyüyecektir akabinde. 
 
Mesela biz Ağrı’ya bir kütüphane yapmak için yola çıkmıştık. Kayseri Genç Gönüllüleri çok yardımcı oldular. Sonra bir şekilde medya da buna ilgi gösterdi. Dünyayı kurtarmak denilen şeyler böyle çabaların toplamıyla mümkün olabilir. Hayrı çoğaltmak ile. Yani rasyonel mantıkla, ayağı yere basan projeleri ortaya koymak derdimiz.
 
Selman Özpınar
 
Biz sadece SAGEM’den değil projecilikten bahsedeceğiz en genel manada. Öğrencilik dönemi, proje yapmak için en uygun zamandır diye düşünüyorum. Üsküdar Belediyesi, Bilgi Evleri açarak öğrencileri sokaktan uzaklaştırıyor örneğin. Her proje gönüllülük esasına dayanıyor. Uluslararası Genç Derneği de gençlik ile ilgili projeler yapmaya başlamıştır bu kapsamda.  
 
Neden bu projeye başladık?
 
Selamsız, yani Selami Ali Mahallesi Anadolu yakasında Roman vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı bir bölge. Çocukların çoğu maalesef eğitim hayatından uzaklar burada. Sokakta büyüyen her çoçuk tehlike arzeder diye düşünüyoruz.
 
Biz projeden önce çeşitli etütler yaptık. Ben de ilk defa böyle bir projede bulundum. Ne kadar zormuş onu gördüm. Yaz dönemini bunların planlamasıyla geçirdik. Çocuk okulda bunalıyor. Okuldan sonra nasıl ders verebiliriz diye düşündük. Okulda sırada oturan  bir çocuk tekrar sıraya oturmasın dedik. Yuvarlak masalar aldık. Romanlarla çalışma yaptığımız için Romanları araştırdık. Roman arabulucularla tanıştık. Çeşitli derneklerle tanıştık. İleride bu çalışmayı geliştirebilir miyiz diye düşünüyoruz. Ayrıca biz de Roman arabulucu olabilir miyiz ya da bu alanda yüksek lisans yapılabilir mi diye düşündük...
 
Mesela Romanların Hindistan’dan gelme bir topluluk olduğunu öğrendik. Maalesef çocuklarda özgüven eksikliği fazla. Toplum onları hor görüyor. Toplum bu kardeşlerimizi çingene ve hırsız olarak görüyor. Şimdiye kadar saat başı 50 TL verip okuma yazma kursu yapılmış. Bu yüzden Romanlarda oturduğum yerden para kazanırım, devlet bana bakar psikolojisi oluşmuş. Herkes bize “bu projeyi almayın başınıza dert alırsınız” dedi. Ama biz kararlıydık. Insanlar kendi aralarında Selamsız`ın çok kötü bir mahalle olduğundan bahsediyorlar. Biz akşam 8-9`da bazılarının evine gittik ve hiçbir ters durumla karşılaşmadık. 
 
Burada çocuklar hayatın tam içinde. Roman aileler, her durumda bütün aile bir arada olmak istiyor. Mesela hala hastalanıyor, teyze doğum yapıyor, düğün oluyor çocuk bir hafta okula gitmiyor. Bu çocuklar doğuştan müzik alanında çok yetenekliler. Nota bilmeden bir çok enstrüman çalabiliyorlar. 
 
Keman bunların başında geliyor. Bazılarının aile hayatları çok nezih biz buna çok şaşırdık. Çocuklara başından beri güvendik ve biiznillah işi götürdük. Biz bir anketör gibi gidip tek tek görüşmedik. Onlar sürekli sokaklarda olduğu için onlarla muhabbet ederek dertlerini anlayarak bu projeyi başlattık. 
 
Biz bu projeyi kurmayı düşündüğümüzde başta gerekli desteği bulamadık. Ama sonta Ticaret Odası merkezi kurmayı üstlendi. Bir avukatlık bürosu havuz etkinliğini karşıladı. Birçok kurum destek oldu sonradan.
 
Emine Satılmışoğlu 
 
Biz burayı açmadan gönüllüleri mülakata aldık ve bilgilendirdik. Çeşitli konularda seminerler oldu. Bilinçlendirme maksatlı seminerler verdik. Romanlar tanıtıldı, aile içi iletişim öğretildi arkadaşlarımıza. Ağustos’ta çocukları kaydettik. 2 masa 10 sandalyeyle başladık. Sadece kağıt, makas vs. vardı. Açılış sürecine girdik sonra. Çeşitli basın kuruluşlarında haber olduk. Açılışa Üsküdar Kaymakam`ı ve Belediye Başkanı geldi. Eğlenceli bir açılış oldu. 
 
Çocukların nelere ilgi duyduğunu araştırdık. Yüzmeye çok ilgileri var. Paşa Limanı`ndan atlayıp Üsküdar sahillerinde yüzenleri görmüşsünüzdür. Daha verimli hale getirmek için kayıt silmek zorunda kaldık bir süre sonra. Şartımız çocukların okula gitmeleri. Eğitimi önemsiyoruz. 
 
Kızlar ve erkeklere ayrı ders veriyoruz. Çünkü burada insanlar çok küçük yaşta evleniyorlar. Devamsızlık had safhada. Orası zaten sürgün okulu olarak görülüyor. Öğretmenler çok gayretli değil. Biz Türkçe, İngilizce ve Matematik dersi veriyoruz. Çocuklar geldiklerinde burada öğle yemeklerini yiyorlar. Kızlar için el sanatları, kitre bebek çalışması oluyor. Erkekler için halı saha etkinliği düzenleniyor. Ayrıca her iki grup için de yüzme oluyor. Çocuklar ayrıca karakter dersi alıyor. 
 
Çocuklara siz de “dert sahibi” olmalısınız diyoruz. Maalesef bir meslek sahibi olmak onlara hayal gibi geliyor. Biz onlara bunu gerçekleştirebileceklerini öğretiyoruz. Karakter dersleri oluyor. Okula devamlılıklarına bakıp çocukları yüzmeye götürüyoruz. 
 
Dersleri iyi olursa aktivite yapalım diyoruz. Acaba dersle yaklaşmak iyi mi kötü mü diye düşündük. Bunun için etütleri kaldırmayı düşünüyoruz. Çünkü okuldan sonra çocuklara tekrar ders vermek zor oluyor. 
 
Başlangıçta hiçbir şey yapmadan oturuyorduk. Sıfırdan orada olmak önemli idi. Hem çocuklar hem gönüllüler benimsedi SAGEM’i.


GENÇ'ın Yazısı.