Geçtiğimiz aylarda Antalya’da bir sitenin kapısında asılı olan levha yüzünden pek çok tartışma yaşanmıştı. Site girişinde bulunan tabelada `Atatürkçü, laik ve demokratik insanların yaşadığı bir site` şeklinde ifadeler yazılıydı.

Ayrıca bir de panoya eklenmiş kurallar vardı. Kuralların birinci maddesi ‘Laik- Demokratik- Atatürkçü düşünceye sahip olmak’, ikincisi ise ‘Çağdaş bir sitede yaşamaya hazır komşuluk ilişkilerine vakıf olmak’ olarak sıralanıyordu. Geçen yıl yapılan haberlerden sonra gelen tepkiler üzerine bu yazılar kaldırıldı ama zihniyet değişti mi emin değiliz.

Aslında anlatmak istediğim bu değildi. Bu gün evin penceresinden kukumav kuşlarına vokal yaparken bir görüntüye gözlerim takıldı kaldı. Karşı inşaatta üç adam aynı anda ama farklı balkonlarda namaz kılıyorlardı.
 
Bu üç inşaat ustası “insan” olma yolunda da “ustalaşmak” adına rablerinin huzurunda el bağlıyor, dua ile helal lokmayı birleştirerek bildiğin sıratı müstakim üzere yol tutuyorlardı. Üzerleri çamur ve sıva olmuş ne gam! Adamlar mümin aynasında pırıl pırıl parlıyorlar işte… Görüntü bu. Yansıyan bu. Dağın, taşın, tuğlanın, harcın şahit olduğu bu…
 
Kendilerinin oturmayacağı bir sitenin temellerini secdegah olarak nişanlayan bu adamlar işlerini bitirip evlerine döndüğünde gönül huzuru ile uyuyup dinlenebilecekler eminim.  Peki bina bitip de evlerin gerçek sahipleri geldiğinde o dört duvar arasında aynı huzuru yaşayacaklar mı? Belki evet belki de hayır! Belki de birileri gelip sitenin kapısından armut gibi bir levha sarkıtacak “ideolojisi ideolojime uymayan giremez” diye…
 
Bu hep böyledir işte birileri kanları, canları, duaları ve niyazları ile bir yerleri korunaklı kılar, diğerleri de sahiplik iddiasında bulunarak o adamların çocuklarına o yeri dar getirir. Birileri huzur verir, birileri de başkalarını aşağıladığı sürece huzur bulur!
 
Acaba bu yüzden mi çoğu apartmanın adı da “huzur” olmuştur. Hım bunu da başka bir zaman düşünebilirim. Misal karşı inşaattaki ustalar tek tek değil de cemaat halinde namaz kılınca düşünebilirim bunu. Evet öyle yapabilirim. Tamam. Olur. 
 


Ayşegül Genç'ın Yazısı.