Hayatın anlamını düşünüyorum sık sık. Adettendir; entelektüel bir tip sayılmak istiyorsan eğer; boş zamanlarını bunu düşünerek geçirmelisin :) Ama ben çözdüm! Gerek kalmadı artık. Boş zamanlarımda istediğim kadar uyuyabilirim şimdi. :)  Hayatın anlamı; senin ona verdiğinden ibaret...

Görüş Bakışta Gizli!

Hiç birimiz baki değiliz. Ama yine de arıyoruz. Kendisinde ve çevresinde hiç görmediği bir şeyi neden arar insan? Ya da nasıl? Yoksa onu içimize yerleştiren bir baki mi var? Var... Biliyoruz da... Ezberden. Ben artık görmek istiyorum! 

Madem Allah bizimle... Neden göremiyoruz? Kör müyüz? Kendimi kör düşünmemiştim hiç. Komik. Ama öyle. (Not: Kör; mecaz. Görmek de öyle.) Şöyle anlatılır Arap şiirinde: Adam çölde gidiyormuş. Deve dışkısına basmış. Eğmiş kafasını yere bakmış. “Ayağımın altında deve dışkısı var. Demek bunu bir yapan var. ” demiş. Kaldırmış kafasını göğe bakmış. “Başımın üstünde alemler var. Demek bunları bir yaratan var...” demiş. Görüş bakışta gizli! Hımmm... Bu kadar kör olduğumu düşünmemiştim hiç.

Hani eski Yeşilçam filmlerinde; genç kıza araba çarpar. Ve kör gözleri aniden açılır ya. Biz çokbilmişler de hep dalga geçeriz bu klişeyle. Düşündüm dee...  Aslında; araba çarpması durumu Allah`ı görmekle ilgili olarak işe yarayabilir mi :) Önce acı bir fren sesi:... Sonra görüyorum! Görüyorum!  Muhaha :)) Ölünce hepimiz görmeyecek miyiz nasılsa! 


Allah`laysan: Impossible is Nothing!

Son zamanlarda Kur`an-ı Kerim`i ne zaman açsam, karşıma: “O bir şeyin olmasını dilediğinde O`nun işi ol demekten ibarettir: O da hemen oluverir.” ayeti çıkıyor. Bu durumun sık tekrarlanması; beni, ayet üzerinde daha derin düşünmeye sevk etti. “Evet: Olmasını dilediğinde; işi ol demekten ibaretse ve hemen oluyorsa bunun benimle ilgisi neydi?..” Allah, bu ayeti; bizimle ilgili olmasa bize söylemezdi. Düşündüm. Çeşitli düşünceler arasında şuraya takıldım:  Sınırsızlığını, kendimizle kıyaslayıp, aczimizi “idrak” ve itiraf etmemizi istiyor olabilir. Lakin esmasından insana veren Allah, nasıl olur da acz idraki içinde olmamızı bekler?  Yoksa şöyle mi oluyor: Eğer Allah`laysan: İmpossible is nothing!  Yani “Allah`sız insan hiçten ibaret.”  Hoş... Esasında Allah`sız insan da yok ya... Allah`sızlıktan kasıt; kişinin kendini Allah`tan soyutlaması olsa gerek benim kendi bizzat kanaatim ya da zannımca.

Allah “Kelim”dir

Lakin asıl takıldığım konu; ayet: “...ol der ... olur...” diyor. “Oldurur...” demiyor. Demekle yaratmak arasında henüz çözemediğim bir bağıntı olsa gerek. İşin ilginç yanı; Yarım Derviş`i oturup hemen birkaç saat içinde yazmıyorum. Parça parça bazen bir ay sürüyor. Üst paragrafı, şimdi okuduğunuz paragraftan tam bir hafta önce yazmışken; birkaç gün önce bir rüya gördüm: Birisi diyordu ki: “Ben Allah`ın nefesinin tecellisiyim...” Bu; üstü örtülü bir cevap. Daha doğrusu bir ipucu olsa gerek: Demek; yani konuşmak ve yaratmak arasındaki ilişki ile ilgili. Bir büyüğüm şöyle demişti: “Konuşmak Allah`ın nefesine şekil vermektir. Yani Allah; -kelim-dir.” Şöyle:  Konuşurken boğaz, dil, dudak vb. organlarımızla nefesimize ses/şekil veriyoruz ya... Kelimeler aslında nefesin şekillendirilmesidir... Sanırım; bu misalden şunu anlamam gerekiyor: “Allah`ın konuşması; yaratması aynı zamanda.” Madem öyle; insan konuşmasının da havada uçuşan sesler olmaktan öte bir yanı olmalı... Ama daha çözemedim. Çözüp de cevabı mailime atan ilk 10 kişi arasından yapılacak çekilişle; tam 3 kişiye teşekkür edeceğim! Hem de bol bol :) Hadi bakalım: Son katılma tarihi 1 Eylül 2009 :)          

Ezber; Kuru Ekmek Kemirmeye Benzer

Böyle tuhaf soruları neden mi ortaya atıp zihninizi bulandırıyorum? Ezber; kuru ekmek kemirmeye benzer. Ama bir de; hani şu küçük şekerler vardır. Ortasında mayhoş bir sıvı olur. Ona ulaşmak için iyice emmen gerekir. Kırsan hemen ulaşırsın ama zevki olmaz. İşte mana da öyle bir zevk. Emdikçe emesin geliyor. Bir bakmışsın yarım kilo şekeri iç etmişsin. Yani maksat; dimağlarımız tatlansın :) Bir de: Hep ben mi kafayı bozacağım böyle meselelerle! Biraz da siz bozun. Delirin. Elle gelen düğün bayram. 

Aşka Uçmazsan Kanatların Neye Yarar

Konya`dan; Nurcan Kara, geçen sayıda yer alan yazımla ilgili mail atmış. (Bkz: Aşk Adamıyla Kuşun Hikayesi) Ve konuyla ilgili çok güzel iki mısra paylaşmış. Kendisine müteşekkirim: “İranlı bir şair diyor ki: Aşka uçarsan kanatların yanar... Ve buna karşılık Mevlana diyor ki: Aşka uçmazsan kanatların neye yarar...” Üstüne söylenebilecek tek söz şudur: ...


Sinan Özgenç'ın Yazısı.