Bir sosyal medya furyasıdır gidiyor. Ağzını açan sosyal medyanın öneminden, gittikçe artan etkisinden bahsediyor. Tamam, küçümsemiyoruz; sosyal medya, yeni bir imkan olarak dikkate alınması gereken bir mecradır, ama bu kadar abartılmasını ve pazarlamacılık marifeti ile esas resmin gözden kaçırılmasını da istemiyoruz, çünkü hareket de, enerji de, esas hizmet de birebir ve gerçek ilişkilerdedir. Medya hangi mecrası ile olursa olsun ancak olanı biteni haber verir, belki sonrasında da daha fazlasına tetikler, ama bu kadar. Hareket medyada değil meydandadır. O yüzden bize ısrarla sosyal medyayı işaret edenlere iltifat etmiyoruz. Sosyalleşmek ancak yüz yüze ilişkiler, sanal değil gerçek ortamlar, çevrim içi değil hayat içi ilişkilerle mümkündür. O yüzden çağrımız açık ve net: Sosyal medyaya değil sosyal meydana... 

Kullanıcılarına, kendi içeriklerini oluşturma ve bunları paylaşma imkânı veren dijital medya platformlarına sosyal medya deniyor. Facebook, Twitter, Youtube, Linkedin, Pinterest ve benzeri internet mecralarından söz ediyoruz yani. Sosyal medya, yukarıda saydığımız internet sitelerinin kendi popülaritelerinin dışında; müşahhas bir kavram olarak da son yılların en gözde kavramlarının başında geliyor. Temelde sosyolojik bir olgu olmasına rağmen, çoğu sosyolojik fenomen gibi ekonomi, politika, kültür, psikoloji, pazarlama, kitle iletişimi vs. gibi pek çok alanla etkileşim halindeki bir gerçekliği ifade ediyor.

Sosyal Medyada Herkes Çı‘kâr’ Peşinde

Sosyal medyada: Siyasal kurum ve şahıslar, destekçilerini artırmak; pazarlamacılar, ürün ve markalarının pazar paylarını genişletmek; dini, kültürel ve ideolojik organizasyonlar, popülaritelerini çoğaltmak; kullanıcılarının çoğunluğunu oluşturan gençler ise sosyalleşmek (tercihen karşı cinsle) amacında… Ama temelde herkes, bu nispeten yeni mecradan, rakiplerine kıyasla daha fazla kâr etmenin peşinde.

Tamam. Kabul ediyoruz; sosyal medya, günümüzün en önemli olgularından biridir. Ancak genel olarak sanılanın ve sunulanın aksine; sosyal medya, geleceğin tek ve en faydalı var oluş alanı değildir. Bu şekildeki söylemler, bu mecradan ekmek yiyenlerin gayet planlı bir şekilde yaygınlaştırmaya çalıştığı imajlardan ibarettir.

Öyle Bir Sihirli Değnek ki(!)

Herkes, sosyal medyanın sağladığı imkânların, etkileşimin, yol açtığı değişimlerin, sunduğu eğlence ve kazancın çokluğundan dem vurmada. Sosyal medya; öyle sihirli bir değnek ki(!); Arap baharı, var oluşunu isyancıların Twitter üzerinden organize olmalarına, Amerika’nın ilk zenci başkanı Barak Obama, seçim başarısını Facebook’u etkin kullanmasına, pek çok yeni yetme şöhret, ünlerini Youtube’da milyonlarca kere tıklanmalarına, geçtiğimiz yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde Time dergisine kapak olacak kadar(!) sansasyona neden olan “Yüzde Doksan Dokuz” hareketi, sağladığı bu muhteşem etkiyi(!) de genel olarak sosyal medyada kabul görmesine borçlu mesela(!)…

Oysa; piyasada sosyal medya hakkında söylenen bütün o şaşaalı sözler, çoğunlukla; bu mecra üzerinden para kazanmaya çalışan oportünist bir kesimin çıkar amaçlı reklam abartılarından fazlası değil. Hiçbir bilimsel gözlem ve saptamaya dayanmayan müphem iddialar, iddialar, iddialar... Söz konusu mecranın başat aktörlerinin halkla ilişkiler depertmanları tarafından piyasaya pompalanan imaj prodüksiyonları sadece.

Sosyal Medyacıların İmaj Pompalamasyonu

Yukarıda saydığımız: Arap baharı gibi, Obama’nın seçim başarısı gibi, “Yüzde Doksan Dokuz” hareketi gibi gelişmeler, her ne kadar sosyal medya aktörlerinin desteklediği ancak kendilerinden bağlantısızmış gibi görünen “fikir oluşturucuları” tarafından aksi savunulsa da başarılarını hiç de sosyal medyaya borçlu değiller. Örneğin Arap Baharı gibi Fransız İhtilali’ne denk bir uyanış hareketinin meydana gelmesi için bazen, oluşması birkaç nesil süren sosyolojik etkenler lazımdır. Şartlar oluştuktan sonra ne yapar, ne eder kendine akacağı bir mecra bulur. Nitekim Arap Baharı örneğinde önce şartlar oluşmuş, iş en son mesajın yayılacağı mecraya kalmış, bu sorun da el altındaki en kolay iletişim kanalı olan sosyal medya yoluyla çözülmüştür. Bu demek değildir ki devrimizin bu büyük ve önemli sosyal hareketi yahut benzerleri, varlıklarını sosyal medyaya borçludurlar. Bir devrimin zamanı geldiyse eğer; insanlar, o devrimi; gerekirse posta güvercinlerinin ayaklarına bağladıkları notlarla bile yaparlar. Aksi söz konusu olsaydı; bugün hâlâ ders kitaplarında “Fransız Devrimi” diye bir konu okutulmazdı. Bildiğimiz kadarıyla 1789’da sosyal medya yoktu. Ama bir devrimin olacağı vardı ve oldu. Gerisi Facebook ve Twitter’ın pazarlama departmanlarının satış başarısıdır!

İnsanlar bir süre sonra sosyal medyada kurdukları ilişkileri sosyalleşme namına yeterli görmeye başlamakta, mesela toplumsal meselelerle ilgili olarak bir iletiyi beğenmek yahut retweet yapmayı, sosyal sorumlulukların yerine getirilmesi namına kâfi görmektedirler.

Sosyal Medya Asosyalleştiriyor

Tamam. Kabul ediyoruz; sosyal medya, günümüzün en önemli olgularından biridir. Ancak genel olarak sanılanın ve sunulanın aksine; sosyal medya, geleceğin tek ve en faydalı var oluş alanı değildir. Bu şekildeki söylemler, bu mecradan ekmek yiyenlerin gayet planlı bir şekilde yaygınlaştırmaya çalıştığı imajlardan ibarettir. Hayatımıza getirdiği tüm o yenilikler, imkân ve keyfin yanı sıra olumsuz etkileri de vardır. Bu olumsuz etkilerin en başında ise ismine mugayir şekilde; kullanıcılarını, birebir iletişim ve sosyalleşmeden koparmasıdır. Yani sosyal medyanın sosyalleştirici(!) etkisi bir illüzyondan ibarettir. İnsanlar bir süre sonra sosyal medyada kurdukları ilişkileri sosyalleşme namına yeterli görmeye başlamakta, mesela toplumsal meselelerle ilgili olarak bir iletiyi beğenmek yahut retweet yapmayı, sosyal sorumlulukların yerine getirilmesi namına kâfi görmektedirler. Oysa son zamanlarda düzenlenen hiçbir sosyal etkinlik, gerçeklik meydanında, sosyal medyada olduğu kadar takipçi bulamamaktadır kendine.

Gerçeğe Çağrı

Genç Dergi olarak, ilkelerimizin başında: “Gerçeğin, bize sunulan yönüyle yetinmek değil, hakikatte olduğu şeklinin peşine düşmek ve tespit ettiğimiz sorunlara mümkün mertebe çözüm önerileri getirmek” geliyor. Bu bağlamda; ele aldığımız her konuyla ilgili olarak, okurlarımıza, genel söylemin dışında, farklı bakış açılarını aktarmaya gayret ediyoruz. Özetle; diğer pek çok konuda olduğu gibi sosyal medya meselesinde de takipçilerimize, bazı önerilerimiz olacak. Kısaca: Seni gerçek dünyaya çağırıyoruz. Gerçek dünyada elle tutulur işler yapmaya.

Sosyal Medya İstatistikleri

Facebook

• Yaklaşık 900 milyon aktif kullanıcısı var

• Kullanıcılarının %57’si kadın %43’ü erkek

• Her kullanıcının ortalama 130 arkadaşı var

• 425 milyon mobil kullanıcıya sahip

• Her gün 250 milyon fotoğraf yükleniyor

• Her hafta 3.5 milyardan fazla içerik paylaşılıyor

• Kullanıcıların harcadığı ortalama zaman günlük 23 dakika

Twitter

• 465 milyondan fazla kullanıcısı var

• 108 milyonla ABD birinci, 33 milyonla Brezilya ikinci ve 30 milyonla Japonya üçüncü sırada yer alıyor

• Lady Gaga 28 milyon takipçisiyle birinci sırada

• Her gün yaklaşık 175 milyon tweet atılıyor

• Kullanıcıların %36’sı günde en az 1 tweet atıyor

• Her gün yaklaşık 1 milyon kişi üye oluyor

• Kullanıcıların harcadığı ortalama zaman günlük 14 dakika

Youtube

• Dünyada en çok ziyaret edilen 3. site

• Her gün 2 milyar kez görüntüleniyor

• İnternet trafiğinin %10’una sahip

• Kullanıcıların harcadığı ortalama zaman 15 dakika

• Her gün 829 bin yeni video yükleniyor

• Kullanıcıların %44’ü 12 ile 34 yaş arasında

Neyi Kaçırdık Acaba?!

Ayşenur Önler | 17 Yaşında | Hafız

Sosyal medya benim için herkesin biraraya geldiği bir ortam... Yalnızca merak gideriyor, ego tatmin ediyor vs. Bir de mecbur bırakılma hissi oluşturuyor. Mesela bir yıl boyunca onlarca kişi nişanlanmış, evlenmiş, hayatlarında önemli bir şeyler olmuş fakat birçok güncel olan şey burada aktığı için bir şeyleri kaçırıyorsun hissi veriyor… Sosyal meydandır önemli olan ki orda sanal insanları görmemek mutluluk verir zaten...

Keşke Enerjimizi Meydanlara Sarf Edebilsek...

Aytuğ IŞIK / Öğrenci / 19

Sosyal medyada var olmadan yaşamak mümkün değil gibi. Sanal olarak yaşıyoruz, sanal olarak ilişkiler kuruyoruz. Yazı üzerinden anlaşmak daha kolay geliyor. Ve sanal ortamda çok fazla vakit harcıyoruz. Sosyal medya herkesin klavyeleriyle kendini ortaya koymaya çalışması gibi geliyor bana. Delikanlılıklarımızı bile klavye üzerinden yapıyoruz. Keşke sanallığa harcadığımız enerjiyi meydana da sarfedebilsek…

Geçmişten Kalan “Meydan Bilinci” Var

Nesrin Çaylı | Ressam-Yazar

Teknoloji ilerledikçe ve ulaşılabilirliği arttıkça etkisi de artıyor. Sosyal meydan tepkileri azalıyor. Fakat geçmişi sosyal meydandan, cemaat kültüründen beslenen ülkemizde, altyapısında somut iletişim, tanışma, kaynaşma, birlikte hareket olduğu için bu etki başarılı görünüyor. Çünkü sosyal medya kullanıcıları, hâlâ sanal değil, doğal iletişim döneminin artılarından ve pozitif etkilerinden istifade edebiliyor. Geçmişinde, omuz omuza durma, bire bir iletişim kurma, saf tutma gibi ferdi değil, toplumsal hareket bilinci tamamen sıfırlanmadığından bu bilinç sosyal medyaya hâlâ yansıyabiliyor.

Ancak bir süre sonra kullanıcılar, toplumsal düşünce anlayışından uzaklaşarak yalnızlaşmaya ve bireysel adımlar atmaya başlayacağından bu etkinin yüzeysel olduğunu kabul etmek gerekiyor. Geçici bir etkiye sahip sosyal medya, gün be gün tek başına hareket etme eğilimini arttıran insanoğlunun fıtratına uygun olmayan bir yalnızlık sendromu yaratacak. Ve bu etki hükmünü yitirecek diye düşünüyorum.

Soysal Meydanlar Daha Sağlıklı

Volkan Göler / Domain Uzmanı / 24

Dünya üzerinde sosyal medyanın başını çeken belirli web siteleri bulunmaktadır. Sosyal medya üzerinde vermiş olduğumuz mesajlar sonuç itibari ile belirli web siteleri üzerinden yayınlanmaktadır. Paranoya gibi görünebilir ama vermiş olduğunuz mesajların sosyal medyanın başını çeken web sitelerine uymadığını var sayalım. Bu durumda verilen tüm mesajların sürekli olarak erişilebilirlik garantisini kim verebilir? Sokaklarda, meydanlarda durum bu şekilde değildir hâkimiyet her zaman bir şekilde sizin elinizdedir. Sosyal medya üzerinde daha geniş bir alana yayılabilseniz de, sosyal meydanlarda daha sağlıklı yol alırsınız.

Mahremiyet Kalmadı!

Arzu Kapıcıoğlu | 24 yaşında | İlahiyat Okuyor

Sosyal medyanın faydasını inkâr edemeyeceğim. Bu sayede birçok kişi faydalı işlerde bulunuyor. Sosyal sorumluluk çalışmaları bu sayede çok fazla kişiye ulaşıyor.

Başka bir yönden baktığımızda da insanların gerçek hayatta olmadıkları kadar farklı kişiliklere büründüklerini fark edebiliyoruz. Adından da anlaşılacağı üzere zaten sanal ortam... Sosyal medya fikirlerin paylaşıldığı yer olmaktan ziyade özel hayatların rahatça gözlerin önüne serildiği, mahremiyetin kalmadığı bir ortama dönüştü. Özellikle muhafazakâr olarak nitelendirilen insanların, özel hayatlarını en ince ayrıntısına kadar göstermeleri de birçok fitneye sebep oluyor. Örtülü bayanların manken edasıyla çekildikleri fotoğrafları sergilemelerinin altında nasıl bir düşünce yattığına anlam veremiyorum. Örtünmemiz sosyal bir hakikattir. Maalesef sosyal bir malzeme oldu, sosyal medyaya kurban olanlar sebebiyle...

Düşünce Yapımız Sanallaştı!

Salih Yüztgenç / 20 / Öğrenci

Gittikçe ‘asosyalleştiğimiz’ bir devirdeyiz. Zamanın geçmesi ve ona endeksli olarak gelişen teknoloji, bizi bilgisayar ve teknoloji bağımlısı insanlar hâline getirdi. Bütün işlerimizi internetten, elektronik ağlardan halleder olduk. E tabi bu değişmeler düşünce yapımızı da etkiledi. Ben sosyal medyayı düşünce yapımızın sanallaşması olarak değerlendiriyorum. Bu konuda mustaribim. Sosyal medya; çok yararlı fakat haddinden fazla kullanıldığında hayatın lezzetinden mahrum bırakan bir araçtır.

El Âlem Ne Der?

Ayşenur Yardımcı | 17 Yaşında | Fen Lisesi

Genç kesim sosyal medyayla iç içe olduğu için sosyal medyadan çok etkileniyor ama bunun yanında hâlâ ‘’El alem ne der?’’ diye yaşayan büyükler de var. Ama zaman geçtikçe sosyal medyanın etkisinin çok daha fazla olacağına inanıyorum.

Sosyal Medya ve Sosyal Meydan Kol Kola

Hamdi Koçoğlu / Filtre Dergisi Yazı İşleri Müdürü

Kölelik kavramını her sorguladığımda birinin esaretinde olmak cevabının, klasik ve basit olduğunu fark ederim. Kölelik; tepki kavramından soyutlanmak, tepkiyi bir kaba sıkıştırıp tekilleştirmek ve onu çeşitli bahaneler ve mesajlarla fayda vermeyecekmiş gibi göstermektir. Yer, zaman ve olaya göre susmanın en sağlam tepki olduğunu düşünen birisi olduğum halde, meydanlara çıkmak hiçbir fayda vermeyecek bile olsa, amaç tepki olduğundan kölelik yapmayıp çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Bu meydanlarda sergilenecek etkinliklerin (şovların) sosyal medya aracılığı ile çok daha hızlı ve kolay olacağı açıktır. Sosyal medya maşa olarak kullanılarak, nasıl eylem yapılmasına vesile oluyorsa aynı zamanda etkili ve düzenli hale getirilmesinde de etkili olur ve netice vermeyeceği düşüncesi ortadan kalkar. Medya ve meydan bu alanda ekip gibi olmakta ve sağlam ilerlemektedir, asla yersiz olduğunu düşünmüyorum ve birbirleri için çok değerli oldukları kanısındayım.

Sosyal Medya Sosyal Meydanı Doldurur!

Yüsra Yayla | 21 Yaşında | Bankacı

Sosyal medya sitelerinden yararlanıyorum... Bu şekilde daha çok kişiye seslerin duyurulabileceği kanısındayım... Özetle sosyal medya sayesinde sosyal meydanların daha dolu olduğu ortada...

Meydandayken de Sosyal Medyadayız!

Münibe Yemenoğlu | Kuran Kursu Öğreticisi

Telefonlarımız internete bağlanabilmemizi sağlıyor, akıllı telefonlarla da aynı şeyi yapabiliyoruz. Böylece biz hiç sosyal medyadan ayrılamıyoruz, meydanda olsak bile... Meydandayken bile her anımızı medyada paylaşıyoruz.

Bulaşmasınlar Diye “Nişanlı” Yazmış!

Eslem Nilay Bozdemir | Öğrenci

Sosyal medya sayesinde insanların giydikleri çorabın markasını bile ister istemez öğrenir olduk. Kıza Facebook’ta diyorum ki, ‘Hayırlı olsun, nişanlanmışsın…’ Cevap veriyor ‘Yok ya, bulaşıyorlar da ondan öyle yazdım…’ Şaşırıp kalıyorum, diyorum ki o manken edasıyla çekilmiş profil resimlerini her gün Ümmet-i Muhammed’e yayınlamazsan belki de seninle kimse bu açıdan muhatap olmaz ne dersin? Önce biraz doğru, haklısın deyip resimleri siliyor sonra hastalık gibi yarın yeni resimler ekliyor. İnsan fıtratında beğenilme duygusu vardır. İnsanlar da bu duygularını sosyal ağda nefislerini yücelterek gerçekleştiriyorlar. Bu beğenilme zamanla eşler arasında bile tartışmalara sebep oluyor. Yararı, gündemden haber alınması gibi görülen sosyal medya aslında gündemin sadece suyunu çıkartıyor. İşin özü, saatler boyu vakit harcadığımız bu işten Allah ne kadar razı… Önce buna bakmalıyız vesselam...

İnsanlara Ulaşmak İçin Etkili

Tuğba Nur Avcı | Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı

Şimdi her şey internet üzerinden, alışverişi bile buradan yapıyoruz. Hiç karşılaşmadığımız insanlarla yakın dost oluyoruz. Twitter ve Facebook insanlara ulaşmak için çok etkili... Yalnız şu da var; sosyal medya sanal insanlar için bir şey ifade etmez. Onlar ancak klavye mücahitliği yaparlar oturdukları yerden... Sosyal meydanda aktif olmalı insan...

Doğru Düzgün Konuşamıyorsun!

Ahmet KAYA | 23-Öğrenci

Sosyal medyayı normal sosyal ortamlardan bazen daha keyifli buluyorum. Sosyal medyayı kendi yararına kullanabilmeyi öğrenebilirsen faydalı bir ilim aracıdır. Sosyal medya kişiye sanalda da olsa bir hayat veriyor. Sen o hayatta istediğin gibi yaşıyorsun, kural bile yok. Hatta arkadaşlarınla istediğin sohbeti edebiliyor, tanımadığın birçok insanla rahat iletişime geçebiliyorsun. Dezavantajı ise sosyal hayat yani sosyal meydanlar sana pek ilgi çekici gelmemeye başlıyor, hatta konuşmayı bile bazen doğru düzgün beceremiyorsun. Kalabalık ortamda bulunmak insana pek hoş gelmiyor. Çünkü evde yalnız başına takılmaya ve klavyeden kendini dile getirmeye alışmışsın.

Sosyal Medya Bilinç Verir!

Bahar Kaman | Beşiktaş Basketbol Takımı’nda Sporcu

Sosyal medya çok daha etkili çünkü insan hayatında sosyal medya birçok şeyi değiştirmeye başladı. Anne ile çocuğun arasındaki iletişim bile değişti, farklılaştı. Bayramlaşma bile artık sosyal ağlar vesilesiyle yapılıyor. Bu durumun samimiyetsizliğe ve vefasızlığa sebep olma durumu olsa da sosyal medyanın öğrenmeyi daha etkili kılması sosyal meydanı da olumlu etkiliyor. İnsanlar artık sosyal meydanda daha bilinçli çünkü sosyal medyadan öğreniyorlar.

Bilmediğimiz Bir Dünya

Nida Dinçer | Anaokulu Öğretmeni  

Sosyal medya, hayatımızda köklü değişiklikler yaptı kabul etmek gerek. Sosyal medyanın daha etkili olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz sanırım. Facebook ve Twitter derken kendimizi bilmediğimiz bir dünyanın içinde bulduk. Ne artık kapıya gelen gazeteler var ne de telefon almak için mağaza önünde beklemeler. Mektup yazmak, kartpostal yollamak hatta SMS atmak bile artık mantıksız bir hâl aldı. Çünkü bunların tümünü yapmak tek tık uzağımızdaydı artık. E-mail, durum güncellemesi, anlık iletiler derken alışkanlıklarımız değişti. Birçoğumuz neler olduğunu fark edemedik bile. Kalem kâğıt kullanmaktan, karşılıklı sohbet etmekten nasıl uzaklaştığımızı bugün bile idrak etmekten uzağız.


Sinan Özgenç'ın Yazısı.