Süleyman Ragıp Yazıcılar / Genç Haber Merkezi / @suleymanragip

Hafta sonu fedakâr kardeşim Hasan Yavuz Uğurlu’yla birlikte Niğde’nin Çamardı ilçesindeydik. Adanalı Genç Gönüllüler’in motivasyon kampı vesilesiyle yetmiş kadar liseli ve üniversiteli öğrenciyle buluştuk. Her açıdan hamdimi artırdığım bir buluşma oldu. Böyle bir güzelliğin içinde olmak saadet olarak bir insana yeter de artar, eminim buna…

Yolculuklar ve bu tür buluşmalar, heybemi doldurduğum, çeşitli tecrübelerden istifade ettiğim anlar oluyor benim için. Bu yüzden gücüm yettiğince gözümü dört açıyorum, işime yarayacak ya da başkalarına fayda verecek şeyleri derebilme çabasında oluyorum.

Bu buluşmada Ekrem Çakmak abimiz, çok anlamlı bir söz söyledi kulağıma: “Genç Dergisi gençleri dinlemeyi bırakırsa biter…” İstanbul’dan Niğde’ye bu sözü duymak için gitmişim sanki, öyle anlamlı geldi… Gençleri dinlemek… Dinlemek… Yani değer vermek, aralarına girmek, onlarla hemhâl olmak… Eyvallah dedim ve altın değerindeki bu sözü kayıt altına aldım…

Sonra kaldığımız yurdun müdürü Mustafa Eşelioğlu ile hasbihâl ettik. Gördüğüm zaman tebessüm etmeden duramadığım, gönlündeki genişliğe ve muhabbete gökçek yüzü şahitlik eden bir insan kendisi. İki gün boyunca şevkle ağırladı bizi, muhabbetini eksik etmedi üzerimizden.

Cumartesi günü seminerler gerçekleşti, yarışmalar oldu. Çok güzel hazırlanmıştı program. Sıkmadı, daraltmadı. Mühim olan da bu bence.

Pazar günü de halı saha turnuvası yapıldı erken saatlerde. İlgi ve alaka had safhadaydı. Bir organizasyon ustası olan Halit Yasir abimiz hakem de olunca, tadına doyulmadı doğrusu. O anları çektim videoya, izlemek isteyenler buradan buyursun: goo.gl/E4XER

Programın kapanışında, her zaman yaptığımız gibi değerlendirme oturumu gerçekleştirdik. Katılan tüm arkadaşlar eline mikrofonu aldı, duygu ve düşüncelerini paylaştı. Onlar konuştukça, iki gün içinde birçok öğrenci için “unutulmaz anlar” yaşandığını daha iyi anlamış olduk. Hamd ettik Allah’a, üzerimizdeki nimeti artırmasını diledik…

İki günlük programdan aklımda kalan diğer notlar şöyle:

· Çamardı müthiş bir yer. Dağların arasında kalan Burç köyündeydik biz. Tertemiz bir havası var. Fazladan bir ses çıkarmazsanız tabiatın sessizliği ve kendine has kıpırdanışı karşısında mest olabilirsiniz. Dularımdan biri şöyle: Allah’ım Çamardı’da bir hafta inzivaya çekilmemi nasip et…

· Deveyi yardan uçuran bir tutam ot imiş… Bu anlamlı sözü biliyordum lakin Çamardı’da yeniden duydum ve unutmamak adına yazmak istedim. · Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri deve sırtında gelirmiş Niğde’ye. Gelirmiş ve gönüllere Allah aşkı ekermiş. O zamanlardan ve Sâmi Efendi’den izler taşıyan yaşlı bir amcamız da Çamardı’daydı. Kısacık konuşmamız sırasında, hatıralarından bazı şeyleri anlatması için ricada bulundum. “Bize izin yok evladım” dedi. Sâmi Efendi kendisine “dilini muhafaza et, selamet bul” demiş. Nasip olursa o amcayı videoya çekeceğim bir dahaki ziyaretimde…

· “Gençlerde gördüğün en büyük eksik neydi?” diye sorulacak olsa, tek kelimeyle “az okumak” derdim. Az okumak büyük bir çukur olarak tüm gençliğin önünde tehlikelerin en büyüklerinden biri olarak durmaya devam ediyor…

· Yurtta bizlere çay ikram eden görevlinin hâli o kadar hoştu ki, onu gördükçe dua edesim geliyordu. Bir defasında “zahmet oldu” dedim, cevap olarak irfanını ortaya seren şu sözü işittim: “Zahmet olmadan rahmet olmaz ki!”

· Cumartesi günü, konuşma yapacağım sırada, sadece ağlamak geldi içimden. Çünkü sadece ağlayarak ifade edebileceğim bir duygu içindeydim. Ekrem Çakmak, Mustafa Kebapçı, Halit Yasir Özğul, Mustafa Açılkan gibi isimlerin fedakarlıkları; yurt personelinin muhabbeti; Sâmi Efendi`nin yıllar öncesinde gerçekleştirdiği irşad faaliyetleri; genç dostların yüzlerindeki samimiyet ve saflık; yıllardır buluşmalarımızda ortaya çıkan o eşsiz hava; Lütfi abimizin unutamadığım “bizim gecelerde büyüyen bir aşkımız, sevdamız, duamız var” sözü… Tüm bunların bileşkesi az buz değildi. Çok hislendim, duygulandım. Ve hamdin sonsuzluğuna gömüldüm…


Süleyman Ragıp Yazıcılar'ın Yazısı.