Yarım doktor candan yarım imam imandan eder derler. Yarım derviş neyden eder varın siz hesaplayın...

Allah İçin Ol da Ne Olursan Ol

Bizim Süleyman`dan duyduğum bir söz var: Allah`la ol, Allah için ol da; ne olursan ol, kiminle olursan ol. Amenna... Ah be Süleyman! Şair olalı bir cümle kurdun sonunda. Allah için...

Koş Vatandaş Koş! Batan Dervişin Sırları Bunlar

Adam Hz. Musa`ya demiş ki: “Dua et; keşfim açılsın.” Hz. Musa: “Olmaz!” demiş. “Kaldıramazsın.” Adam: “N`oolur... N`oolur...” diye ısrar etmiş. Peygamber: “Peki. Benden günah gitti.” deyip edivermiş duasını. Adam eve giderken horozuyla köpeğinin konuşmalarına şahit olmuş. Duymakla kalmamış insan konuşması gibi her sözü anlamış. Keşfi açıldı ya... Köpek horoza kızıyormuş. “Neden bütün ekmekleri sen yedim? Ben aç kaldım şimdi.” Horoz: “Üzülme.” demiş. “Yarın sahibimizin eşeği ölecek. Sana oradan bol et düşer.” Bunu duyan adam durur mu? Hemen gitmiş eşeği satmış. Ertesi gün yine konuşmalarına şahit olmuş horozla köpeğin. Köpek: “Hani eşek ölecekti, bize et düşecekti.” demiş horoza. Horoz: “Eşek yine öldü. Ama sahibimiz ölmeden önce sattı. Satın alan adamın elinde öldü ne yapalım? Ama üzülme yarın ineği ölecek. Oradan hiç değilse kemikler sana düşecek.” “Tamam.” demiş köpek. Biçare ne yapsın... E adam durur mu kapmış taktiği uyanık. İneği de satmış hemence. Sonraki gün yine horozla köpek konuşuyor: Köpek: “Ne oldu bizim etler? Bak inek de satıldı?” Horoz: “Üzülme yarın atı ölecek. Ondan yersin.” Köpek: “Peki”. Adam: Hadi. Doğru pazara... Adam da bir sevinç bir sevinç. İyi ki keşfi açıldı. Sırlara vakıf oldu da bu işlerden hayli kar etti... “Gideyim bakayım.” demiş. “Bizim horozla köpek yine ne konuşuyorlar?...” Yaklaşınca bir kuytudan başlamış dinlemeye... Köpek: “Açız yine aç. Ne yapacağız şimdi?” Horoz: “Üzülme. Yarın sahibimizin kendisi ölecek. O zaman çokça yemek pişecek. Bir haylisi de sana düşecek...” Adamı almış bir telaş. Can bu kolay mı? Atsan atılmaz, satsan satılmaz. “Nerelere gideyim? Nasıl nasıl edeyim?.. En iyi (Hz.) Musa`nın yanına varayım. Ondan bari akıl alayım.” Neyse... Varmış peygamberin yanına, anlatmış derdini Hz. Musa`ya. Hz. Musa: “Hadi bakalım. Şimdi et tevbeni ve güzelce öl. Sana o sırlar ticaretini yapasın diye verilmedi. Hem o başına gelecekler zulüm değil rahmetti. Eşeğin öldü çünkü Allah böylelikle senin geçimini sağladığın ineğe gelecek belayı önlemek istedi. Eşek, ineğin keffaretiydi. Sen onu satınca sıra geldi atına. Allah atını sana bağışlamak istedi; ineği ona keffaret etti. Sen atı satınca canına gelecek belayı savacak bir şey kalmadı yanında.. Sıra sana geldi sonunda. Hadi bakalım şimdi itiraz değil tevbe zamanı. Kazmaya başla mezarını...”

Bana Seni Gerek Seni...

Bilenler bilir bu hikayeyi. Ben bilmeyenlere anlattım. Şunu demek için: Bırakın istismarı! Tamam tasavvuf yolu sırlarla dolu. Ancak amaç sır sahibi olmak değil. Keramet ehli olmak değil. Amaç Allah`ın bizzat kendisi. Adamın gözü azıcık aralanıyor diğer alemlere; başlıyor yaygaraya. “Ben oldum artık. Makama geldim. Yihhuu!...” Yaa bu yolda padişah olsan söylenmez, adam saraya kapıcı olmuş duymayan kalmamış. Bırakın bu işleri. Bana seni gerek seni...

Akacak Aşk Kalpte Durmaz.

Sevgi var ya sevgi. İyilik görünce artmıyor, kötülük görünce azalmıyor. Kalpte irade yok ki şunu sev deyince sevsin. Bunu sevme deyince nefret etsin. Oysa bakma deyince göz bakmıyor, elleme deyince ten dokunmuyor. Garip değil mi: Çişini bile tutabilen insan tutamıyor sevgisini. Akacak aşk kalpte durmaz. Ne yapalım. Bari Allah`a bir yol olsun sevgi. Bir kişiye bir şeye değil de herkese ve her şeye dağıtalım onu. Sevgide cimrilik olmaz. Allah kendisi için verdiğimiz neyi eksiltmiş ki.

Yuunus! Sen Bu Dünyaya Niye Geldin...

Bugünlerde herkes bana ağlıyor. Teselli vermeye çalışıyorum elimden geldiğince. Herkes diyor ki “İsterim de isterim.” Herkesin gönlünde bir başka murad. İşe yarayan tek teselli ne biliyor musunuz? Bu dünyaya neden geldiğimizi hatırlamak ve hatırlatmak. O zaman yumuşuyor taşlar gibi yürekler. O zaman durup düşünüyor çınarlar gibi baş eğmeyen kafalar. Yunus. Yuunus! Sen bu dünyaya niye geldin...


Sinan Özgenç'ın Yazısı.