‘Herkesin fotoğraf çekmeyi niye bu kadar çok sevdiğini’ soran bir arkadaşıma ‘çünkü her çektiğin fotoğraf aynı mekan, aynı kişi, birkaç saniye arayla bile çeksen, hepsi farklıdır. Her zaman insana yeni süprizler sunar. Hele içinde canlı varsa, hayal dünyanız bile şaşar bazen’ demiştim.

Gerçekten de öyle. İçinde hareket eden bir canlı olmasa bile, aynı noktadan aynı fotoğrafı çekmek neredeyse imkansız gibi bir şey. Her şey aynı olsa bile küçük bir kadraj farkı, basit bir ayar değişikliği, birkaç dakika içinde güneşin yer değiştirmesi bize birbirine benzeyen ama asla aynı olmayan fotoğraflar sunar. Hele fotoğrafları çeken farklı kişilerse tamamen herşeyiyle farklı fotoğraflar görmemiz kaçınılmaz olur.

Geçtiğimiz aylarda gönderilen iki fotoğrafı ardarda görünce bunları mutlaka yazmalıyım diye not almıştım, nasip bugüneymiş. Baştan peşinen söyleyeyim bu kısım iki fotoğraf için bir değerlendirme yazısı değil. Sadece belki sizinde gördüğünüz ve aklınızdan geçen duyguları yeniden hatırlatmak benimkisi. (Gerçi zaten fotoğraflar fazla söze de gerek bırakmayacak cinsten.)

İlk fotoğraf Aişe Betül Bulat’a ait. Anadolu yakasından önde kız kulesi, arkada Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Sultan Ahmet Camii yer alıyor karede. Gün batımında gökyüzü kızıla boyanmış. Deniz seviyesine yakın bir noktadan dalgaların hareketini de gösterecek şekilde bir fotoğraf çekilmiş. Bu haliyle sanki bir yağlı boya tablosunu andırıyor.

İkinci fotoğraf, İsmail Erdem’e ait. O da kız kulesinin fotoğrafını yine akşam saatlerinde çekerek göndermiş. Bu karede de yine Topkapı Sarayının bir kısmı görünüyor. Ama arka plandaki camiler değişmiş ve Eminonü Yeni Camii ile Süleymaniye Camisi kadraja girmiş. Ayrıca gökyüzündeki hilalde kompozisyona ilave edilmiş. Fotoğraf ilkine göre deniz seviyesinden biraz daha yukarıdan çekelmiş ve uzun pozlama sonucu dalga hareketleri sanki tamamen durgun bir su görüntüsü şeklini almış.

İki fotoğrafta akşam saatlerinde, neredeyse birbirine çok yakın iki noktadan çekilmesine ve ana konuları kız kulesi olmasına rağmen ne kadar farklı değil mi? İşte bunun için birçok yazıda tavsiye ve eleştirilerde bulunurken çektiğiniz manzara fotoğraflarını bile mutlaka değişik noktalardan farklı ayarlarla ve kompozisyonlarla çekin uyarısında bulunuyoruz. Belki daha önce gelen fotoğrafları karıştırsam, kız kulesinin birbirine benzemeyen ama hepsi de birbirinden güzel fotoğraflarını bulabilirim. Eminim sizin de buna benzer birçok fotoğraflarınız vardır. Bu gözle yeniden bir daha inceleyin o fotoğraflarınızı…

Ayşenur Yavuz’un gün doğumunda çektiği fotoğraf da aslında önceki iki fotoğraf için söylediğimiz hoş süprizleri içinde barındırıyor. Belki günlerce aynı pencerede beklese aynı manzarayı bir daha göremeyecek. Çünkü bu manzara o ana aitti ve geçti gitti.

Aslında Ayşenur’un çektiği fotoğraf, her fotoğrafçının başına konmayan bir talih kuşu gibi bir manzara. Çünkü böyle bir bulut manzarası belki de karşısına bir daha çıkmayacak. Bu bakımdan çok şanslı bir buluşma bu.

Fotoğrafla ilgili çok fazla yorum yapmayacağım. Çünkü zaten fotoğrafı gönderirken ‘Resimlerdeki hataların farkındayım ama bu resimleri göndermesem içim rahat etmezdi!’ notunu ilave etmişsin. Yani bu karedeki eksiklerin farkındasın. Bu yüzden yeni fotoğraflarını bekliyoruz…

Yusuf Sami Kamadan’ın gönderdiği fotoğrafları ilgiyle, biraz da kıskanarak takip ediyorum. Bir bakıyorum Afrika’nın en geri kalmış bir ülkesinden fotoğraf gönderiyor, bir bakıyorum Tunus’un birbirinden muhteşem tarihi eserlerinin fotoğraflarını çekip bizi kıskandırıyor. Hatta nerede olduğunu tahmin bile edemediğim bir nehir kıyısında timsahın kuyruğundan tutarak hatıra fotoğrafı çektiriyor tehlikeli arkadaşıyla!

Şaka bir tarafa Yusuf Sami farklı hizmetlere yetişmek için koşturup duruyor güzellikler arasında. Allah hizmetlerini kabul etsin deyip son gönderdiği fotoğrafı paylaşayım sizlerle.

Tunus’ta tarihi bir camii içinde arkaya doğru uzayıp giden kemerleri çekerek göndermişsin. Gerçekten güzel bir fotoğraf olmuş. Bu fotoğraf için sadece şu değerlendirmeyle yetineceğim. Fotoğraf çekmek için tercih ettiğin nokta, bakış açın ve kadraj seçimin ilk fotoğraflarına göre çok büyük mesafe aldığını gösteriyor. Gelişmen çok çok iyi. Ancak bundan sonra göndereceğin fotoğraflar için beklentileri çok yükselttiğini unutma!..

Fatma Akyüz sonbaharın renklerini anlatan fotoğraflar gönderdi köşemize. Bunların içinden en az beğendiğimi buraya alıyorum. ‘Niye en az beğendini yayınlıyorsun?’ dediğinizi duyar gibi oluyorum. En çok bunun düzeltilmeye ihtiyacı var da onun için. (Yeri gelmişken peşinen söyleyeyim, duvar üzerinde duran tek yaprak fotoğrafını beğendim.)

Fotoğraf yeni bir arayışın ürünü. Netliği, renkleri, alan derinliği kontrolü hakkında bilgilerinin sağlam olduğu görülüyor. Ama sanki neyi çekeceğimize tam olarak karar verememişiz gibi bir hava var. Açıkcası tam neyi ön plana çıkaracağımıza karar vermemişiz gibi bir hisse kapıldım.

Fotoğraf çekerken unutmamamız gereken ana kurallardan birisi ‘her ayrıntıya dikkat’ etmemiz gerektiği. Buradan hareketle, bu karede arka planda yer alan sarı yaprakları ön plana çıkarmak sonbahar resmine çok daha iyi düşerdi. Arka planın daha belirgin olduğu, öndeki dalların biraz daha flu olduğu, ancak daha küçük olarak kareye girdiği fotoğraf sanki çok daha zengin dururdu. Belki öyle karelerde çektin ama bunu göndermeyi tercih ettin bilemiyorum. Ancak farklı şeyleri arayış tarzını beğendiğimi ve yeni fotoğraflarını beklediğimi söyleyerek yetinelim şimdilik.


H. İbrahim Kurucan'ın Yazısı.