Sözümüz bellidir; ne söyleneceği konusunda şüphemiz yoktur. Ama sözün nasıl ve hangi yürek kıvamıyla söyleneceği hep gündemimizde olması gereken bir derdimizdir. Bu, sözü ve davası olan adam ile sözün ve davanın peşinden giden adam ihtiyacının hiç bitmeyeceği anlamına gelir. Ya ayna ol ya ayna bul çağrısı, bu iki adama duyulan hasretle yapılmıştır. Bu çağrı ile yola düşen herkes, Kur’an’ımızda “ikinin ikincisi” şeklinde geçen o kutlu ikilinin refiki olmakla şereflenecektir. Hakkındaki muradı bulma yoluna düşmüş güzel kardeşim, zaman bu çağrıya muhatap olma zamanıdır: Evet, ya kendisiyle seyr edeceğin bir dost bul ya da kendisinde seyr edilecek bir dost ol!

Peyami Safa’nın romanıdır Yalnızız. Ne sarsıcı bir başlık değil mi? Bizler, hepimiz yalnızız. “Biz” oluşumuzu bağladığı yere bakınız yazarın: Biz, yalnız olmaklığımızla biziz. Bir anne babanın delaletiyle ve nezaretinde gelmiş, onlarla mutlu bir hayat yaşamış olsak da yalnızız. Yine onlar, çocuklarımız, akrabalarımız, yakınlarımız ve dostlarımızla halen şükür hisleri içerisinde yaşıyorken de yalnızız. Bu, biricik, tek olmanın, kendisine benzer bir başkasının olmamasının bir neticesidir sanki. O büyük mazhariyetin, yegâne ve yekta olmanın bir bedelidir ya da… Bu dünyaya yalnız geldik, bu dünyadan yalnız gideceğiz. İlk yaratılışta da tektik, O’nun huzuruna varırken de tek tek varacağız. Turnikeden tek tek geçecek, hakkımızdaki karar verildikten sonra ancak beraberliğe erecek, yalnızlıktan kurtulacağız.

İkinciyi Bulamayan Cemaat Olamaz

Yalnızlık bizim yazgımız olabilir ama imtihanımız başkadır. İmtihanımız, tekliğimizi fark etmekle başlayan bir yakıcı ve sarsıcı süreçtir ki hakiki tek olanı bulup, O’nda gerçek tekliğe yani tevhide ermeyi gerektirir. Bunu nasıl başaracağız? Çare, hakikatte yalnız olduğumuz bu dünyada sesimize ses, sözümüze söz katacak bir aşina gönülle buluşmaktadır. Buluşmak işteş bir fiildir. Biz birisini bulacağız, o birisi de bizi bulacak. Bulmak ve bulunmak, dolayısıyla buluşmakla kurtulacağız ancak. Buluşmak isteyenin, aramaya niyet ederek yola düşmesi gerekecek, çünkü arayanlar bulacaklar ancak. O yüzden insan ya kendisine inanacak birini aramalı ya da inanacağı birisini aramalı. Dostlar, kendindeki kıymeti bulmak için yola düşenlere, o kıymeti gösterecek aynalardır. “Ben” diye yola düşmüşken “sen” demeye başladığımız dostlarımızla, kıymetimizi bulur, dolayısıyla kendileri ile kıymetleniriz. O yüzden ya ayna olmaya azmetmeli ya da ayna bulmaya…

Ben, Sen Yok Artık, “O” Var

Ayna bulmak ya da olmak aslında kendini aşma iradesini göstermektir. Ya seyriniz vardır, onu yüreğinizden yüreğine ileteceğiniz birisine ihtiyaç duyarsınız ya da yüreğinize işleyecek, size muradınızı fısıldayacak bir seyr vardır, onu ve sahibini ararsınız. Öyle ya da böyle bu, sizin dışınızda birisi ile buluşma iradesi ortaya koymaktır. Evet, yol “ben” diyene açılır, ama yolda süreklilik ancak “sen” dediğin refikledir. Çünkü tek kalarak kurtulunmaz. Kurtuluş kapısı, teklik bilinci içinde kendini gerçekleştirme yoluna girmişlerin çok olmak için birbirlerini bulmaları ile açılır. O kapıdan girenler, Hüdayi Hazretleri’nin “sırrı tefrid” dediği birey olma sırrını, “sen” diyerek birbirlerinin yüreklerinde gerçekleştirirler. Eriştikleri ise ancak O’nun muradıdır. O muradın şemsiyesi “ben” ve “sen”leri “biz” ve bir kılar. Bu cemaattir. Orası bereketin hem kaynağı hem de mecrasıdır. Orası “ben”liklerin, “sen”likte “seyr” etttikleri bir yolculuk mecrasıdır ki hedef ancak ve ancak “O”na doğrudur...

Adanmışlık Dâvâyadır

Ayna bulmak, seyrinize ve sözünüze muhatap bulmak, ayna olmak seyre muhatap olmaktır. Zaten, ya seyr vardır akıp gidilecek veyahut seyr vardır takip edilecek. Zaten, ya seyri olan vardır izlenecek ya da seyri yüreği ile seyredecek. Kıymet bu ikisindedir. O yüzden ya ikinci bulmalıdır ya da ikinci olmalıdır. İkinci bulmak, ikinciyi cezbedecek bir adanmışlık içinde bir dava sahibi olmak demektir. İkinci olmak ise bir dava sahibinin yanında o dâvâya adanmak demektir. O veya bu, fark etmez, nasip hangisindedir, bilinmez, çünkü adanmışlık kişiye değil dâvâyadır. Hz. İsa’nın havârîlere sorduğu “bana Allah yolunda kim yardımcı olur?” sorusuna bu yardımcıların verdiği cevap ne kadar ilginçtir: “Biz Allah’ın yardımcılarıyız.” Havariler Hz. İsa’nın yardımcılarıdır, ama esasta kime yardımcı olduklarının ayırdındadırlar. Ayna olmak veya ayna bulmak ya da ikinciyi bulmak ya da ikinci olmak bahsi geçtiğinde bizim tarihimizde hatırlanacak ilk isim Hz. Ebubekir radıyallahu anh efendimizdir. Hayatı, imanı ve Rasulullah Efendimiz’in vefatından sonraki tavrı ile ümmetin önündeki en muhteşem örnek olan bu sahabi efendimiz, Kur’an’ımızda “ikinin ikincisi” olarak tavsif edilmiş bir sadakat ve teslimiyet kahramanıdır. O, söz sahibini bulmuş, bulduktan sonra da O’na ve sözüne kendisini adamış, bu anlamda kendisinden sonra geleceklere kıyamete kadar numune-i imtisal olmuştur. Hayatından derlediğimiz şu özellikleri sıdkını ve ikinci olmanın ne anlama geldiğini gösteren öğretici örneklerdir:

Eşsiz Bir Sadakat Sahibiydi

Hz. Ebubekir’in babası Ebû Kuhafe iyice yaşlandığında Müslüman olmaya karar vermiş, bunun üzerine oğlu da onu alıp Peygamberimiz’in yanına getirmişti. Ebû Kuhafe biat etmek üzere elini uzattığı zaman Hz. Ebûbekir ağlamaya başladı. Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem: “Seni ağlatan nedir ey Ebubekir?” diye sordu. Hz. Ebûbekir: “Ya Rasulallah, şu an senin amcanın elinin, babamın elinin yerinde olmasını ne çok isterdim! Senin gözünün onunla aydın olması benim gözümün aydın olmasından bana daha sevimli gelirdi” dedi. Bu hassasiyet ve sadakatin ne tarifi yapılabilir ne de üstüne bir söz söylenebilir. Burası sözün bittiği yerdir. Hz. Ebubekir Efendimiz’in, Rasulullah’ın amcası hakkındaki bu hassasiyeti hepimizi derinden düşündürmesi gereken muhteşem bir sıdk örneğidir.

Çok Mütevazıydı

Hz. Ebûbekir halife seçildiğinde bir koyun sürüsüne sahipti. Bu koyunlarla bizzat ilgilenir; çoğu zaman onları kendisi otlatırdı. Koyunlarını mahallenin koyunları ile birlikte bizzat kendisi sağardı. Bir gün küçük bir kız çocuğunun annesine “O artık halife oldu. Bizim koyunlarımızı kim sağacak?” dediğini duydu. “Hayır; hayatıma yemin ederim ki fırsat buldukça sizin koyunlarınızı da sağmaya devam edeceğim. Umarım ki aldığım bu vazife ahlâkımı değiştirmeyecektir” diye onları teskin etti. Bu şekilde halife seçildikten sonra da mahallenin koyunlarını sağmaya devam etti. Bazan mahallenin küçük çocuklarına “Köpürterek mi yoksa normal bir şekilde mi sağayım ” diye sorardı. Onların “Köpürterek sağ!” veya “Normal bir şekilde sağ” deyişlerine göre hareket ederdi.

Cihadı Kurtuluş Olarak Görürdü

Bir gün Hz. Ebûbekir hutbede şunu söyledi: "Allah için çalışmayan kimse hiçbir şey kazanamaz. Niyetsiz iş yapanın ameli yok sayılır. Dikkat ediniz, Allah’ın kitabında, O’nun yolunda cihad için insanın kendisini o yola vakfetmesine değecek kadar sevap olduğu bildirilmektedir. O, Allah’ın insanlara gösterdiği kurtuluş yoludur. İnsanlar rezilliklerden ancak onun sayesinde kurtulabildiği gibi dünya ve âhiret şerefi de onunla elde edilebilir."

Hz. Ebûbekir, Hz. Üsame ile ordusunu uğurlarken Üsâme’nin yanında yaya yürüyordu. Bir ara Üsâme, Hz. Ebûbekir’e: “Ey Allah’ın Rasûlünün Halifesi! Allah’a yemin ederim ki eğer binmeyecek olursan ben de atımdan ineceğim” dedi. Bunun üzerine Hz. Ebûbekir şunları söyledi: “Vallahi ne sen ineceksin, ne de ben bineceğim. Şu ayaklarım bir saat boyunca Allah yolunda tozlansa ne zararım olur? Çünkü Allah, kendi yolunda atılan her adıma yedi yüz sevap yazar. Sonra da bunların her biri yedi yüz katına çıkarılır. Ayrıca Allah Teâlâ savaş alanına varılıncaya kadar atılan her adım için de yedi yüz hatayı siler.”

Dirayetliydi

Rasulullah’ın vefatı sırasında herkes hazan yaprağı gibi dökülürken, muhteşem bir dirayet sergilemiş ve şunları söylemişti: “Kim ki Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah, Hayy’dır, ölümsüzdür.” Mürtedlerle savaşa girişeceği zaman da şunları söylemişti: “Allah’a yemin ederim ki bize vermiş olduğu sözü yerine getirinceye kadar O’nun emirlerini yerine getirmeye ve yolunda cihat etmeye devam edeceğim. Böylece öldürülenlerimiz şehid olarak cennete girecek; kalanlarımız ise Allah’ın yeryüzündeki halifeleri ve kullarının mirasçıları olacaklardır. Allah Teâlâ ‘Allah sizden iman edip salih amellerde bulunanlara (şunu) vadetmiştir: Onlardan öncekileri nasıl iktidar sahibi kıldı ise onları da yeryüzünde iktidar sahibi kılacaktır.’ (Nur, 55) buyurmaktadır ve O vaadinden aslâ geri dönmez.”

Af ve Müsamahada Yektaydı

Hz. Ebûbekir’in oğlu Abdullah, Mekke’den hicret ederek muhâcir olma faziletini kazanmış, Mekke’nin Fethi’nde bulunmuş, Huneyn Savaşı’na ve Tâif Muhasarası’na katılmış bir sahâbeydi. Taif’te isabet eden bir okla yaralandı. Babasının halifeliğinin ilk yılında açılan yarası sebebi ile de vefat etti. Hz. Ebûbekir, Abdullah’ın yaralandığı oku saklamıştı. Sonradan Müslüman olarak Medine’ye gelen Sakîf heyetine oku göstererek: “Bunu tanıyanınız var mı?” diye sordu. Sâid bin Übeyd radıyallâhu anh “Bu oku ben yonttum, ucunu ben sivrilttim, tüyünü ben taktım ve ben attım” dedi. Bunun üzerine Hz. Ebûbekir Sâid bin Übeyd’e şöyle dedi: “Bu ok Ebûbekir’in oğlunu şehid eden oktur. Ona senin elinle şehidlik veren, seni onun eliyle küfür üzere öldürmeyen Allah’a hamd olsun! Onun rahmeti ve ikramı ikinizi de kuşattı.”

Hangisine Talipsin?

Sözümüz bellidir; ne söyleneceği konusunda şüphemiz yoktur. Ama sözün nasıl ve hangi yürek kıvamıyla söyleneceği hep gündemimizde olması gereken bir derdimizdir. Bu, sözü ve davası olan adam ile sözün ve davanın peşinden giden adam ihtiyacının hiç bitmeyeceği anlamına gelir. Ya ayna ol ya ayna bul çağrısı, bu iki adama duyulan hasretle yapılmıştır. Bu çağrı ile yola düşen herkes, Kur’an’ımızda “ikinin ikincisi” şeklinde geçen o kutlu ikilinin refiki olmakla şereflenecektir. Hakkındaki muradı bulma yoluna düşmüş güzel kardeşim, zaman bu çağrıya muhatap olma zamanıdır: Evet, ya kendisiyle seyr edeceğin bir dost bul ya da kendisinde seyr edilecek bir dost ol!


Büyük ve Güçlü Türkiye İdealinin Gençleri

İsmail Emanet / Türkiye Gençlik Vakfı Başkanı (TÜGVA)

Gençlerimiz ile ilgili öncelikli hedefimiz, hayalimiz ve derdimiz; adalet, sevgi ve hoşgörünün hâkim olduğu kadim medeniyet mirasımıza sahip çıkmak amacını güden “Büyük ve Güçlü Türkiye” idealine hizmet edebilecek ehliyette bir gençlik yetiştirmektir. Bu ideali taşıyabilecek gençlik milli ve manevi değerlerimize bağlı, insana ve doğaya saygılı, fikren, bedenen ve kültürel yönden sağlıklı, medeniyet şuurumuza sahip, fikri ve vicdanı hür, ilim ve irfan sahibi bir gençliktir. Gençliğimiz çağın gereklerini iyi okuyabilen, toplumumuza ve insanlığa değer katan, demokratik değerleri ve ilkeleri benimsemiş, özgüveni yüksek, yenilikçi, çalışkan, iyi ahlaklı, hoşgörülü ve başarılı bir gençlik olmalıdır. Türkiye Gençlik Vakfı, gençliğin yetişmesine maddi ve manevi katkıda bulunmak suretiyle ülkemize ve insanlığa faydalı olmayı, demokrasinin, temel hak ve hürriyetlerin geliştirilmesi için çaba sarf etmeyi, ülke ve dünya sorunlarını yakından takip ederek gerekli fikri ve toplumsal çalışmalar yapmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede tüm ülke çapında; eğitim ve öğretim hizmetlerinin etkin ve verimli biçimde yerine getirilmesine yönelik çalışmalar yapmakta, halihazırda yapılan çalışmalara katkıda bulunmakta ve gençlerin yetişmesi hususunda her türlü maddi, manevi desteği ve girişimi gerçekleştirmekteyiz.

Gençlerimiz için yaptığımız ve yapmayı hedeflediğimiz faaliyetlerimizi şöyle özetleyebiliriz:

İlk ders tanışma faaliyetleri, tüm üye öğrencilerimizin katıldığı, alanında uzman kişiler, akademisyenler, düşünürler, konuşmacılar, yazarlar ve eğitimciler ile bir araya gelecekleri kamp programları, yurtiçi ve yurtdışına yapılacak; medeniyet tasavvurunu ve ben idrakini geliştirmeye dönük geziler, bütün üyelerimizin katılabildiği tanınmış hocalarımızın öncülüğünde yapılan sohbet programları, belirli alanlarda oluşturulmuş olan okuma grupları, özel gün ve gecelerimiz ile ilgili organizasyonlar, değerlerimizi ön plana çıkarmak amacıyla gerçekleştirilecek organizasyonlar, Kişisel Gelişim, Mesleki Gelişim, Sosyal Bilimler ve İslami ilimleri kapsayan paket eğitim programları, gençlerimize sunulan yurt ve burs imkânları...


Dünya Bizi Bekliyor, Çünkü GENÇ’iz!

Yahya Uyar / Genç Gönüllüler Türkiye Koordinatörü

Genç Gönüllüler olarak, Uluslararası Genç Derneği bünyesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özlenen, fedakâr, dertli, diğerkâm ve bir o kadar da hayatı sevmenin şükür olduğunun bilincinde olan gönüllülerin buluşması ve sorumluluk duygusunu artırma amacıyla, Türkiye’nin muhtelif illerinde buluşmalar ve şölenler vesilesi ile bir araya gelmeye devam ediyoruz.

Üniversitelerde eğitimine devam eden heyecanlı birçok gönüllümüz, bulunduğu üniversitelerde öğrenci toplulukları ya da kulüpler kurarak gönüllülük ve dert çağrısı yapmaya devam ediyor. Topluluklarımız, konferans, seminer, sosyal sorumluluk projeleri ve etkinlikler ile ülkemiz gençliğinde farkındalık bilinci, mesuliyet şuuru oluşturmak için tüm Türkiye’de teşkilatlı bir yapıda çalışmalarını sürdürüyor.

Dünyanın bizleri beklediğini, dertli gençlere hasret olduğunu iyi biliyoruz, bu manada gayreti kuşandık, daima sefer hâlindeyiz. Her yıl yaz aylarında gerçekleştirdiğimiz Afrika projeleriyle Kara Kıta’nın kırık gönüllerine merhem olmaya, oraların gür sesi olmaya devam edeceğiz. Bu yaz “GENÇ GÖNÜLLÜ YÜZ” projesiyle toplamda 100 gönüllümüzü 9 ülkeye gönderdik.

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından sunulan hibe desteği ile “Sorumlu Sosyal Medya Seferberliği” projesinin hazırlıklarına Eylül ayı itibariyle başladık. Bahsi geçen bu proje ile birlikte, önümüzdeki eğitim döneminde sekiz farklı şehirde yapılacak Sosyal Medya çalıştayları sonucunda ortaya çıkacak olan akademik çalışmaların doküman haline getirileceği ve dönem sonunda Türkiye çapında bütün sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler ile paylaşılacağı öngörülmektedir. “Sorumlu Sosyal Medya Seferberliği” projesi kapsamında, İstanbul, Ankara, Konya, Samsun, Kahramanmaraş, Kayseri, Erzurum ve Denizli’de gençlerle buluşacağız.

Diğer yandan, İstanbul Fatih’te bulunan Gazanfer Ağa Medresesi’nde, GENÇ Akademi markasıyla birbirinden özel isimleri ağırlıyoruz, genç dostlarımıza ilgiyle takip ettikleri söyleşiler, dersler, atölyeler sunuyoruz...

Tüm bunlara ilave olarak, Selami Ali Gençlik Merkezi (SAGEM), 2013-2014 eğitim döneminde Kalkınma Bakanlığı’nca kabul gören “Selami Ali Romanları Toplumsal Entegrasyonu” projesiyle 3. yılını tamamladı. Yeni döneminde daha çok gönüllü ve daha çok öğrenciye ulaşmayı hedefleyen SAGEM, çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Son olarak, liseli gençler her hafta Cumartesi günleri Üsküdar’daki dernek merkezimizde buluşmaya, kamplarla aktiviteler ve okumalar gerçekleştirmeye devam ediyor.

Hâsılı, dert çağrısına kulak verip siz de bu kutlu Genç Gönüllüler kervanında olmak istiyorsanız bize katılın.

Bizlere www.gencgonulluler.com www.gencdergisi.com sitelerimizden, iletisim@gencgonulluler.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

facebook.com/gencgonulluler

twitter.com/gencgonulluler


Hakları Kadar Sorumluluklarının da Bilincinde Bir Gençlik

Funda Ozan Akyol / İstanbul Kadın ve Kadın Kuruluşları Derneği Başlanı (İKADDER)

İKADDER olarak gençlere özdeğerlerimiz doğrultusunda bir vizyon kazandırmayı son derece önemsiyoruz. Derneğimiz gençlik çalışmalarını belirlediği şu politika üzerine inşa ediyor: STK’larla işbirliği yaparak üretken, katılımcı, özgüvenli, yaşadığı toplumun ve çağın meselelerine duyarlı, hakları kadar sorumluluklarının da bilincinde, kendisi ve çevresi ile barışık bir nesil.

İKADDER bu amaçla “Gençlerle Geleceğe Gidiyoruz Projesi (3G)”ni yürüttü. Gençler çeşitli atölyeler, çalıştaylar ve şenliklerde bir araya geldi. Zamanla bu proje müstakil bir kimlik kazandı ve iletişim, istişare ve işbirliği zemininde çalışan yeni bir platformun doğmasına vesile oldu: Türkiye Gençler Arası İletişim Platformu (TÜGAP). Yöneticileri, ekibi tamamen gençlerden oluşan bu platformun tüzüğüne ve çalışmalarına www.tugap.org’dan ulaşabilirsiniz.

TÜGAP’ın hedefi; toplumsal sorunlara duyarlı, değişime inanmış, zihinsel açıdan gelişmiş, duygusal açıdan olgunlaşmış, iradi açıdan güçlenmiş, sosyolojik açıdan milli kültürünü (dili, dini, tarihi ve sanatını) iyice özümsemiş, milli kimliğini kazanmış, psikolojik açıdan kabiliyet ve kapasitesini geliştirmiş, planlı ve programlı bir şekilde çalışmayı, barışı, kardeşliği ideal olarak benimsemiş bir gençliğe ulaşmaktır.

Kimler TÜGAP’ın üyesi olabilir sorusuna cevap vermek gerekirse; TÜGAP’ın tüzüğünde belirtilen misyon, vizyon ve ilkeleri benimseyen 14-29 yaş arası genç kızlar ile bilgi, birikim ve deneyimleri ile gençlere faydalı olmak isteyen 29 yaş üstündeki ‘Destekçiler’ platform katılımcısı olabilirler. TÜGAP Web sitesinde “Aday Katılımcı Tanıma Formu”nu doldurmak ilk adım için yeterlidir.

Gençlere yönelik yenilikçi, modellenebilir nitelikteki bir çalışmamız da “STK’lar Geleceğin Liderlerini Arıyor Projesi (GELAP)”. T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan hibe desteği alan bu projede Samsun, İzmir, Diyarbakır ve İstanbul’dan 30 genç;

• STK’larda uygulama ve teoriden oluşan bir eğitim alarak, staj imkânı bulacaklar,

• Deneyim kazanarak bilgi ve becerilerinde meydana gelen artışla STK’larda gönüllü veya profesyonel olarak istihdam edilebilecekler,

• Temel haklar, yerel ve ulusal düzeylerdeki karar alma süreçlerinin işleyişi konusunda bilgilendirilecekler,

• Farklı yasal statülerdeki (Dernek, Vakıf, Platform) STK’ların çalışma biçimleri, işleyişleri ile ilgili uygulama fırsatı bulacaklar,

• Toplumsal sorunların çözümü için gönüllük ve sorumluluk bilincini yaygınlaştırılacaktır.

Modellendiği zaman projemiz; geleceğin genç liderleri ve gönüllüleri olarak STK’ların ihtiyacı olan hizmet odaklı lider vasfı taşıyan nitelikli insan gücüne erişimi kolaylaştıracaktır.

Derneğimizin diğer çalışmaları için www.ikadder.org sitesini ziyaret ediniz.


Ensar Olmak Genç Olmaktır!

Hulusi Yiğit / Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi Genel Koordinatörü

Geleneğimizin, geleceğimizin, inanç ve değerlerimizin mirasçıları genç nesillerdir. Eğitimi, özelde din ve değerler eğitimini kuruluş felsefesinin merkezinde tutan Ensar Vakfı, şüphesiz tüm fikri ve fiili yatırımını içinde yaşadığı zamanın gençlerine ve geleceğin nesillerine adamaktadır. Vakfın tüm hizmet kollarının asıl mecrası insana yatırımdır ve dolayısıyla insanın fitrî güzelliklerini nesiller boyu devam ettirme davasıdır.

Ensar Vakfı sözünü ettiğimiz davayı; organizasyon yapısının her kademesindeki faaliyetlerle sürdürme gayretindedir. Bu gayretin en önemli yansıması olarak “Değerler Eğitimi Merkezi – (DEM)”; din ve ahlak eğitimi konusunda fikrin ve bilginin üretildiği bir merkez hüviyetiyle vakfın organizasyonu içerisinde yer almaktadır. Değerler Eğitimi Merkezi’nde oluşturulan fikri temeller vakfın ve yine DEM’in projeleriyle hedef kitleler üzerinden pratiğe dönüşmektedir. Bu hedef kitle, öncelikle lise ve üniversite çağındaki gençlerdir.

Her dert sahibi insanın ve mefkûresi olan her kurumun gençlerle ve gelecek nesillerle ilgili hayalleri vardır. Günümüz gençliğinin Kur’an ve Sünnet ölçüsünü bilmesi, bu ölçüye göre yaşaması ve varlığının temeline bu ölçüyü koyabilmesi bizim en büyük hayalimizdir. Aslında yaptığımız ve yapamadığımız her işin özünde bu hayalin duygusu vardır.

Gençlerimize din ilimleri, sosyal bilimler, tarih ve medeniyet alanlarında belli başlı disiplinler üzerinden seminerler, atölye çalışmaları, proje ve okuma grupları yoluyla kapılar açma gayretindeyiz.

Lisans ve lisansüstü öğrencilerine verilen nakdi burslar ile kitap bursları, erkek ve kız üniversite öğrencilerine yönelik barınma imkanları, ortaokul ve lise öğrencilerinde ahlaki değerler konusunda gündem oluşturmayı hedefleyen Türkiye Değer Ödülleri Projesi, İmam Hatip Liseleri’nde okuyan öğrencilerin belirli periyotlarla yazar ve fikir adamlarıyla eserleri üzerinden söyleşilerin yapıldığı Cevher Projesi, üniversite ve lise çağındaki gençlerimize yönelik Namaz Bilinci Projesi, İHL öğrencilerine yönelik Kişisel Gelişim Projeleri, Fikrini Sen Yönet, Hayata Köprü, Merhaba İstanbul gibi gençlik projeleri, tasarım kültürü ve kısa film atölyeleri gibi çalışmalar vakfın gençlere dokunduğu çalışmalardan bazıları…

Bunlarla birlikte gençlerimizin bizzat içerisinde yer aldığı daha birçok çalışmayı Ensar Vakfı bünyesinde bulmak mümkün. Tüm bu çalışmalar hakkında bilgileri web sitelerimizden ve sosyal medya kanallarımızdan edinebilir, yer almak istediğiniz projeler hakkında iletişime geçebilirsiniz.

www.ensar.org / www.dem.org.tr

www.istanbultasarimmerkezi.org


İmkanları Gençler Üretsin!

Mustafa Enesoğlu / Yedi Hilal Yönetim Kurulu Başkanı

İslam birliği, hilafet, adil bir dünya gibi bir gelecek tasavvurumuz var. Bir ihya çağının eşiğinde olduğumuzu biliyoruz. Bu tasavvuru öncüleri örnekleyerek hayata geçirmenin mümkün olabileceğini gençlere anlatmaya uğraşıyoruz.

Kamplarla, okuma guruplarıyla, hadis halkalarıyla, söyleşilerle ve çeşitli etkinliklerle de bu düşünceyi onlara yaşatmaya çalışıyoruz.

Ümmet Coğrafyasından Öncü’lere de gidiyoruz. En son Balkanlar’a gidip oradaki güzel insanlarla gençleri buluşturduk. Alim, yazar, şair ve mütefekkir insanları hangi ülkeden olursa olsun gençlerle buluşturmak en önemli gayelerimizden. Hamdolsun çok güzel sonuçlar da elde ettik.

Şu anda şubeleşmekle de uğraşıyoruz. Gençlere daha yakın olmanın derdindeyiz, bu da daha yaygın ve yerel/mahalli olmakla mümkün gibi görünüyor. Yakında yeni açılan şubelerimizle daha çok gence ulaşmayı hedefliyoruz.

Yeni projelerimiz de var; Üsküdar’da bir kütüphane kuruyoruz. ‘Yedi Güzel Adam ve Öncüler Kütüphanesi’. Gençlerin kültür ve sanatla iç içe olacakları bir mekan olacak inşallah.

Biz geleceği gençlerin kuracağını düşünüyoruz. Onlara bir gelecek hazırlamaktansa onların bir gelecek hazırlayacakları ortamları ve iklimleri oluşturmanın derdindeyiz. Dolayısıyla onlara imkan sunmuyoruz. Onların imkanlar üretmelerini istiyor ve bunun için çalışıyoruz.


 

Hayırlı Hedefler Seçen Gençlere Rehberlik Ediyoruz

Hatice Naç - Genç İHH

Derdimiz, yeryüzünün birçok noktasında insanların çektiği acıları görüp uğradıkları zulme şahit olan genç yüreklerin, mazlumdan, yetimden, mağdurdan yana taraf olması için bilinç oluşturmak. Onlara hayır yolunda atılabilecek adımları tedrici olarak aktarmak. İHH’nın 23 yıllık tecrübesi ile genç nesil arasında köprü olmak.

Çalışmalarımızda gençlere farklı yöntemler ve alternatifler sunuyoruz. İstiyoruz ki iyiliğin her hali aramızda bulunsun, gençler kendi hal ve karakterleriyle bu gayrete dâhil olsun.

Çalışmalarımız arasında ülke ziyaretleri; Afrika, Asya, Ortadoğu atölyeleri; Kudüs bilincini artırmaya yönelik uzun soluklu programlar var. Ayrıca gruplar ürettikleri veya mevcut olan projelerde gönüllü olarak faaliyet gösterebiliyor.

Genç İHH kendine hayırlı hedefler seçen gençlere bir nevi rehberlik hizmeti veriyor.


Hedefini Iyi Bilen Bir Gençlik Için...

TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı / Av. Arzu Akalın

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) olarak yurtlarımızda akademi, kültür&sanat, spor ve müzik başlıkları altında verdiğimiz türlü eğitimlerle; gelişen Türkiye’ye ayak uydurabilecek; yeni Türkiye’nin inşasına katkıda bulunacak, dengelerin değiştiği global dünyada uluslararası platformlarda söz sahibi olabilecek, özgüveni tam, köklerinin farkında olan, bilinçli; tarihini, kendini ve hedefini iyi bilen, araştıran, sorgulayan, öğrenen, üreten, girişimci gençler yetiştirmeyi kendimize düstur edinmiş bulunmaktayız.

Vakfımız, yurtlarımızı gençlerimiz için sadece barınma yeri değil, aynı zamanda eğitim ve kültür merkezi, adeta ikinci bir akademi olarak görmektedir. Öğrencilerimizin eğitimlerine yönelik projelerimiz arasında sosyal bilimler, dil bilimleri ve İslami ilimler alanında onur, ihtisas ve dönemsel programlar hazırlayan Eğitime Destek Projesinin (EDEP) yanısıra, Medeniyet İnsan Düşünce kelimelerinden yola çıkarak adlandırdığımız MİD İstanbul seminerlerimiz mevcuttur. Yurtlarımızda verdiğimiz eğitimler, gerçekleştirdiğimiz programlar ve seminerler esnasında öğrencilerimizi yerli ve yabancı sanatçı, politikacı ve yazarlarla buluşturarak kariyer planlarına ışık tutmaktayız.

İstanbul Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (İSEGEV) olarak 1996 yılında kurulan vakfımız, 2012 yılının Ağustos ayında hizmet alanını Türkiye çapına yayma gayretiyle ismini Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) olarak değiştirmiştir. Her üniversite şehrinde yurt açmayı hedefleyen TÜRGEV, 19 yurdu 4 misafirhanesiyle 18 yılda verdiği 1122 mezunu ve 3691 öğrencisi ile Türkiye çapında varlığını sürdürmektedir.

Geleceğin inşasında söz sahibi gençler yetiştirmeyi vazife edinen TÜRGEV, Palet okulları bünyesindeki 220 minik yavrumuzla eğitime hizmet yolunda ilerlemektedir.


 Gençlerle Kol Kola Girebilmek, Derdimiz Bu!

Murat Özaydın / Genç Hareket Yönetim Kurulu Üyesi

Öncelikle Farsça kökenli olan ve “yerin altında gömülü hazine” anlamına gelen genç kelimesine nasıl bir anlam yüklediğimizden bahsedeyim. Biz, kelime anlamında geçtiği gibi gençliği bir cevher olarak nitelendiriyoruz. Ancak cevher yerin altından çıkartıldığı şekilde pek değerli gözükmez. Değerini bilmeyen onu taş, toprak bile zannedebilir. Dolayısıyla gençliğin ihtiva ettiği bu kıymeti hassas bir maden işçisi gibi ortaya çıkarmak ve bu kıymeti yine usta ellerle mücevhere dönüştürmek gerekmektedir.

Gençlik için örnek abiler, rehber ablalar, ufuk insanlar, öncü şahsiyetler çok önemlidir. Uzaktan işaret edene değil, koluna girip birlikte yürüdüğüne gençlerimiz abi diyor, abla diyor. Bu sebeple gençlik çalışmaları derken rehberler yetiştirmek, eğitimcileri geliştirmek, örneklik tabloları oluşturmak, maddi-manevi ağırlıklarından arınacağı güzel mekanlar ihdas etmek ve tüm gündemleriyle beraber gençliği her taraftan kuşatmak gençlik çalışmalarının vazgeçilmezlerindendir.

Gençlerle ilgili çalışmalarımız ortaöğrenim gençliği ve üniversite gençliği üzerinden devam ediyor. Ortaöğrenim gençliğine yönelik haftalık düzenli sohbet programları, etüt faaliyetleri, geziler, yaz-kış kampları, sportif turnuvalar, veli ziyaretleri gibi faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Üniversite gençliğine yönelik bir kısmı öğrenci evlerimizde olmak üzere haftalık düzenli sohbet programları, genel merkezimiz olan Eyüp’teki Bahariye Mevlevihanesi’nde her Cuma gerçekleştirdiğimiz Bahariye Buluşmaları, konulu panel programları, konferanslar, geniş katılımlı salon programları, yardım faaliyetleri, yaz-kış kampları, şehir dışı/yurt dışı geziler vb. gençlerin zihinlerini ve bedenlerini diri tutacak faaliyetler yürütüyoruz.

Hayalini kurduğumuz gençlik ise gönül verdiğimiz şeylere gönül veren, Allah anıldığında yürekleri titreyen, Efendimiz’in ilk halkasında halkalanan gençler gibi İslam’ın omuzlarında yükseldiği bir gençlik. Çağın sahabeleri olmaya aday bir gençlik. Allah bu yolda bizi muvaffak kılsın.


Anadolu Ne Gençler, Ne Cevherler Saklıyor!

Hasan Yavuz Uğurlu / Hüner Derneği Yön. Kur. Üyesi.

Günümüzde gençlik dediğimizde aklıma ilk okyanus ortasında pusulasını kaybetmiş, yönünü belirleyemeyen bir gemi geliyor. Öyle ki son 200 yıldır durum böyle. Emin adımlar ile kızıl elmasına yürüyen bir neslin pusulasını cebren ve hile ile elinden aldılar. Bu pusula dert, dava veya ideal dediğimiz gençliğe gideceği yönü gösteren, o hedefe doğru yönelten yegâne motivasyon kaynağıydı. Bugün işte tam da bu noktada o okyanusun ortasında yalancı ışıklar ile gençliğin yolunu şaşırtma ve istikametini unutturup yanlış güzergahlara sürükleme gayreti eskisinden kat be kat artmıştır.

Son yıllarda özellikle mevcut iktidarın temel hak ve özgürlükler alanında yaptığı çalışmalar ve çıkartılan yasalar ile yıllardır baskı altında tutulan muhafazakar kesimler sivil toplum kuruluşları kurarak çalışmalarını hızlandırmıştır.

Hizmetkar Üniversiteliler Nitelikli Eğitimciler ve Rehberler Derneği yani kısaca Hüner Derneği, dernek başkanımız Ali Can Bey öncülüğünde tüm insanlığa hizmetkar olacak insan yetiştirme ideali ile 2013 yılında kuruldu. Bu ülkede, bu topraklarda doğan, bu topraklarda büyüyen bütün gençlerin genlerinde bir Fatih, bir Yavuz, bir Sinan, bir Yunus, bir Mevlana muhakkak vardır. Anadolu’nun münbit coğrafyası bağrında nice yiğitler, cevherler saklıyor. Kendi potansiyelinin farkına varmasını sağlayacak, idealleri için, bir adım atması için ona yardımcı olacak, ya da ona kızıl elmasını gösterecek bir el, bir söz, bir göz ve bir yürek bekliyor. Hüner Derneği işte bu ihmal edilen, görmezlikten gelinen potansiyeli keşfederek sadece bu ülkenin değil, kürenin kaderinde rol oynayacak gençlik yetiştirme idealindedir.

Hüner Derneği olarak Anadolu’nun dört bir yanında öğrencilerimize sunduğumuz barınma ve burs imkanlarının yanı sıra yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleri ile küreyi okuyan, kendi değerleri ile yorumlayan ve yine kendi kelimeleri ile küreye söz söyleyen bir nesil çalışması yürütüyoruz. Hedef kitlemizi daha çok üniversite öğrencileri oluşturuyor. Gerek bölge buluşmaları, gerekse İstanbul merkezli toplantılar ile bugünlere taşıdığımız derneğimiz, dünyanın dört bir tarafına gönderdiği gönüllüleri ile gençliğin nabzını tutmaya devam ediyor. Ayrıca İstanbul Avrupa yakasında çalışmalarını 2 yıldır yürüten Gazanfer Ağa Medresesi Eğitim ve Kültür Merkezi ile üniversite gençlerimize tarihi medrese ortamında birçok seminer, ders ve atölye çalışmaları ile sivil eğitim müesseseleri arasında önemli ilklere imza atmaktayız.

Bu yıl Gençlik ve Spor Bakanlığı desteği ile yürüttüğümüz Girişimci Liderler Akademisi projesi ile üniversite eğitimine devam eden Türkiye genelinde 1500 gencimize okullarında aldıkları teorik bilginin hayata yansıması olan, branşlarında uzman kişiler ile bir araya getirerek tecrübe paylaşımı ve birikim aktarımı metodu ile okul sonrası hayata daha hızlı adapte olmalarını amaçlamaktayız. Bunun yanı sıra girişimcilik ve etkili kariyer planlama becerisi kazandırmayı hedeflediğimiz öğrencilerimizin manevi gelişimine yönelik programlar da takip edilecektir.


Karakter Kariyerden Once Gelir!

İdris Topçuoğlu / LİDER Eğitim Gençlik Kulübü Derneği Başkanı

LİDER eğitim olarak biz karakterli ve şahsiyetli bir genç neslin yetişmesine vesile olmak istiyoruz. Bencilleşmenin, narsizmin, faydacılığın, kariyer kaygılarının her şeyin önüne geçtiği bir dünyada biz önce karakter diyen, karakter, kariyerden önce gelir diyen bir neslin arzusunu duyuyoruz. Karakterli nesil iki şeyin çok iyi farkında olan bir nesildir, ilk olarak içe doğru yoğunlaşan ve derinleşen bir yönü vardır. Yani her zaman ve zeminde, kendisini inşa etme ve yetiştirme çabası sürekli olan bir nesildir karakterli nesil. Şahsiyet ve karakter sahibi olmadan hiçbir şeye sahip olmuş olmayız, bunu iyi bilir ve küçük yaşlarından itibaren kendisini karakterli yapacak tüm donanımları elde etmek için çalışır gayret eder. Dürüst olmak, çalışkan olmak, vefalı olmak, sosyal sorumluluk bilinci yüksek olmak, şefkatli olmak, onun için her şeyden önemli ve önceliklidir. İkinci olarak her zaman ve zeminde dışa doğru bir açılımı, bir yönelişi vardır karakterli neslin. Çevresine duyarlıdır. Kardeşinin derdini dert edinir. Görmemezlikten gelmez. Küçük yaşlarından itibaren sosyal fayda sağlamanın endişesindedir. Sahip olduğu meziyet ve özelliklerinin sadece ona kariyer, imkan, itibar sağlaması onu tatmin etmez. Varlığının tüm insanlar için bir anlam ifade etmesinin peşinde ve endişesindedir.

Biz bu hedefi gerçekleştirmek için Lider Eğitim ve Şehbal Eğitim Derneklerimiz ayrıca Zerafet Kültür Merkezimizle, Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı, Boğaziçi Vakfı ve belli devlet kuruluşları ile ortak projeler geliştirerek uygulamaya koyuyoruz. Karakter eğitimi grup çalışmaları bu projelerimizden bir tanesidir. Sosyal sorumluluk bilinci yüksek olan üniversiteli gençlerimizi, kendilerinden daha küçük yaşlardaki kardeşleriyle haftalık periyotlarla bir araya getiriyoruz.

Yine İstanbul’un çeşitli semtlerinde gençlik merkezleri açarak, küçük yaşlardaki öğrencilerimize daha geniş imkanlar sunmaya çalışıyoruz. Haftanın her günü çocuklar ve gençler bu merkezlere gelip kendilerine sunulan, dersler, sosyal aktiviteler, sanat faaliyetleri ve atölye çalışmaları gibi hizmetlerden istifade edebiliyorlar. Bu gençlik merkezlerimizde de gönüllü üniversite öğrencilerine görev veriyoruz.

Ayrıca yaz dönemlerinde çalışmalarımız daha da hızlanıyor. Özellikle gönüllü genç arkadaşlara yazın büyük vazifeler düşüyor. Üniversitelerin de tatil olması sebebiyle boş vakitleri olan gönüllü arkadaşlarımıza yaz kamplarında görev veriyoruz. Böylece hem daha fazla kişiye hizmet götürüyoruz hem de daha nitelikli çalışmalar ortaya koyuyoruz. Her yaz 100’ün üzerinde üniversite öğrencisi ile cami kurslarındaki imamlara destek oluyor, onların yaz yoğunluklarında yükünü hafifletiyoruz. Yine “Tarihe Dokun” adı altında Çanakkale Kampları düzenliyor, buralarda her yıl 40’a yakın gönüllü genç kardeşimize görev veriyoruz. 2000’in üzerinde öğrenci bu Çanakkale kampından istifade ediyor. Ayrıca “Hedef İstanbul” kampları “Avrupa Medeniyet Köprüsü Kampları”, “Şahsiyet Akademi” kamplarımızla da ortaokul ve lise düzeyindeki gençlerimize hizmet veriyoruz. Bu kamplarda da yine gönüllü üniversiteli gençlerle birlikte çalışıyoruz.


Mehmet Lütfi Arslan'ın Yazısı.