Aynalı Çarşı

Çanakkale türküsü içinde geçen Aynalı Çarşı 1889 yılında II. Abdülhamid`in padişahlığı zamanında inşa ettirilir. Çanakkale Savaşları sırasında bir bombardıman sonrası çıkan yangın sonucu tahrip olan çarşı, 1918-1921 yılları arasında İngiltere`nin Çanakkale`yi işgali sırasında ise İngilizler tarafından ahır olarak kullanılır. Aynalı Çarşı, 1994 yılından sonra yapılan çalışmayla yeniden kullanılır hale getirilerek, bugünkü halini alır. Bu çarşıya “Aynalı” denilmesinin sebebi; çarşıdaki dükkânlarda `Ayna` denilen at gözlüklerinin satılmasıdır. Şimdilerde at gözlüklerinin atlardan çok insanlar arasında rağbet gördüğünü bilmem söylemeye gerek var mıdır?

Çarşaf Modern Dünya`ya Bırakılmış Siyah Bir Çelenktir

1889 yılında çarşaf şekilden şekle girer. Önceleri upuzun pelerinli, bol bedenli eteğin kenarları gitgide darlaşır. Pelerin dirseğe, kloş etek topuktan bir karış yukarıya kadar kısalır. Peçe inceldikçe incelir, kurdele ile enseden bağlanan başlar toplu iğnelerle biçimden biçime sokulur. O yıldan sonra Sultan Abdulhamit halkın çarşaf giymesini; Murat Bardakçı’ya göre batılılaşma açısından yasaklamış, Mustafa Armağan’a göre bu açık saçık çarşaf modelinin tesettüre uygun olmaması açısından sakıncalı bulmuş ve düzeltilmesini istemiştir. Fermanın aslını biz de internetten okuduk ve “çarşafı yasakladım artık tayyör giyin” gibi bir ifade göremedik. Tam tersine fermanda tesettür ve hicaba girmenin güzel adabına dikkat ve özen gösterilmesi vurgulanmış...

Bir Uzak Ülke: Fatma Aliye

Ahmet Cevdet Paşa`nın kızı, Türk Edebiyatı’nın ilk kadın romancısı Fatma Aliye ( Zafer hanım ilktir diyenler de vardır) edebi yaşantısına 1889`da George Ohnet`in ‘Volonte’ adlı romanını ‘Meram’ adıyla çevirerek başlar. Bu romanı "Bir Hanım" imzasıyla çevirir. Fatma Aliye`nin bu çabası Ahmet Mithat tarafından Tercüman-ı Hakikat gazetesinde övülür. Daha sonra "Mütercime-i Meram" takma adını kullanan Fatma Aliye; 1892 yılında ilk romanı olan Muhadarat`ı yazmıştır. Fatma Aliye hanımın kim olduğunu 50 liralardan öğrenmek istemiyorsanız Fatma K. Barbarosoğlu’nun yazdığı “Fatma Aliye- Uzak ÜLKE” adlı kitaba başvurabilirsiniz.

Ertuğrul Firkateyni

Ertuğrul Firkateyni, 1889 yılında II. Abdülhamit tarafından Japon İmparatoru`na iyi niyet elçisi olarak gönderilir, 11 ay süren yolculuğun ardından Japonya`ya ulaşan firkateyn dönüş yolculuğunda fırtınaya yakalanarak Kushimoto eyaletine bağlı ada yakınlarında 500den fazla mürettebatı ile birlikte batar. Yaklaşık 3 yıldır süren kazı çalışmaları ile bu devasa gemi gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmaktadır. Kazı esnasında silahların yanı sıra bir anahtar ve Osman Paşaya ait olduğu sanılan bir düğme de bulunmuştur.

En Sahih Tashih

Osmanlı Devleti 1889`da Huffaz Meclisini kurar. Bu kurum o yıldan beri mushafın matbu olarak korunmasını ve hatasız çoğaltılmasını sağlamak için çalışıyor. Şimdiki adı Mushafları İnceleme Kurulu olan kurumda son beş yılda 2,5 milyondan fazla Kur`an basılmış. Kurum dijital ortamda üretilen kaset, CD, ve VCD’leri de aynı özenle inceliyor.

Vatan İçin 275 Kilo

Çanakkale savaşı denildiğinde ilk akla gelen isimlerden olan Seyid Onbaşı, Balıkesir’in Çamlık köyünde 1889’da dünyaya gelmiştir. Savaş esnasında yaralı olmasına rağmen 275 kilogramlık top mermisini kucaklayarak topun ağzına süren ve ateşleyerek Ocean isimli İngiliz donanmasının en büyük gemilerinden birini vurma başarısını gösteren Koca Seyid Zafer’den sonra kendisine bağlanan maaşı kabul etmeyerek her şeyi vatan için yaptığını ifade etmiştir.

Sinemanın Altın Çocukları Doğdu

Lumier kardeşlerin icad ettiği sinema 1889’da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. Fakat sinemayı asıl kanallarına çevirecek kişiler henüz doğmuştu. Sergei Eisenstein sinemayı ilk sanat ögeleriyle buluşturan yönetmen olarak Potemkin Zırhlısı isimli propaganda filmiyle sinemayı 7. sanat ilan edecek ve Charlie Chaplin ise bastonu şapkası jest ve mimikleriyle bir deha olarak oynadığı filmleri uzun yıllar boyunca akıllardan çıkarmayacaktı.

Osmanlı Robotu

Sultan II. Abdülhamid Japonya’ya 1889 yılında bir robot hediye eder. Dünyayı şaşırtan Osmanlı robotu insan şeklinde tasarlanır ve robota ‘Alamet’ adı verilir. Robot sema edip yarım metre yürüyebilmekte ve her saat başı ezan okuyabilmektedir. Bu robotun Asimo’nun büyük büyük babası olmasından şüphe duyuyor, Alamet’i icat eden Yeni Kapı Mevlevihânesi saat sanatkârı Musa Dede’nin önünde hürmetle eğiliyoruz.

Osmanlı ABD`ye Yardım Paketi Gönderdi

19. yy´da "yüzyılın en büyük felaketi" olarak nitelendirilen "John Stown" sel felaketine ABD´ye ilk yardım yapan devletlerden biri Osmanlı Devleti’dir. II. Abdülhamid´in bizzat ilgilendiği bu afet yardımları ve ABD´ye verilen imtiyazlar, Osmanlı Devleti´nin ve bilhassa II. Abdülhamid´in dış siyasetini aydınlatması bakımından oldukça önemlidir.

Bayer Aspirini Üretti

Dedelerimizin hatta birçoğumuzun anne babasının bildiği tek kimyevi ilaç olan Aspirin, Alman ilaç Firması Bayer tarafından üretildi. Ağrı kesici ateş düşürücü olarak kullanılan Aspirin ülkemiz insanının pratik dehasıyla çok farklı kullanım alanlarına da sahip oldu. Aspirinli keklerden tutun da kutuların üst üste getirilmesiyle maket tasarlanmasına kadar basit ama etkili çözümler ortaya çıktı.

Gökdelenler ve Kuleler Çağı Başladı

Eyfel Kulesi tüm tartışmalara ve eleştirilere rağmen geçici bir süreliğine bir fuarın assolisti olarak açıldı. Daha sonra kaldırılması için bizzat Parisliler tarafından eylemler düzenlense de o zamanki yönetim bir radyo istasyonu gibi kullanmak istediklerini belirterek halkı eylemlerden vazgeçirdi. Fakat bugün Paris’in en çok ziyaretçi akınına uğrayan yeri Eyfel Kulesidir.

Aynı Yıl Newyork’ta ilk gökdelen inşa edildi. 5-6 katlı binaların teknolojisinin hâkim olduğu bir zamanda 13 katlı apartmana gökdelen denilmesi normaldir. Halihazırda Türkiye’de toplumsal algımız 30 kat ve üzerine gökdelen diyebiliyor.


Ayşegül Genç'ın Yazısı.