40 Farklı Meyve Veren Ağaç
Zehra Neşe Çağır
Aceleci fıtratımızın verdiği hareketlilik ile çevremizde olan şeyleri bile gören körlerden olduk. Bedenlerimizi öyle yorduk ki beynimiz de yorulmasın diye ona düşünme hakkını vermedik. İlahînin bize vermiş olduğu yetkiyle düşünmeyi boşadık ve tek olarak bedenlerimizle devam ettik. Ahh bakan gözle görmeyi bilseydik de önce beyinlerimizi tefekkür şerbetine daldırıp bedenlerimiz tadına baksaydı. Ne hoş bir lezzet olurdu.
En çok yapılan yer piknikler ağaç altında durursunuz “Rabbim ne güzel yaratmış” deriz… Sonra iki çevreye bakınır ağacın hangi tür olduğunu çözümleyemeye çalışırız. Bütün yeşil ortamda pikniğe giden kişilerin ortak noktası ağaç üzerinedir; ama düşünmede uzağa gidemeyiz.. Düşünseydin severdin düş bunlar deyip bırakmazdın.
Ama davet ediyorum sizleri lütfen davetime icab edin ve benimle düşünün çam ağaçları neden uç noktadan budanmaz ? Ağaçlardaki aşılama sistemi nasıl kontrollü bir şekilde kaldığı yerden devam ederken tatlar aynı kalıyor ? Çam ağaçlarının budamasının uç kısımlardan yapılmamasının nedeni büyüme enerjisinin sadece o kısımla da toplanmasıdır. Çam ağaçlarının uçlardan budanması durumu hatanın büyük kısmına sebep olur ve büyüme ihtimali durur.
Gördünüz mü? Çam ağacının neden budanmama sebebini tefekkür ettik ve bulduk. Ya aşlama sistemi? Çok karışık gibi dursa da onda da çam ağacı ile bağlantısı vardır büyüme enerjisi yani özsuyunun önemidir. Özsuyun yani budak verme kısımlarına aşılanması gerekecek,Yani elmayı düşünün dal verecek kısımları “ T” şeklinde açılarak bir diğer meyvenin onun da büyüme enerjisinin kısımlarından hafif derinlemesine kesilere birleştirerek bir ağaçta aynı tür meyvenin farklı cinsleri yetiştirmesi olabilir. Ağacın tutması ve büyümesi devam eder ve farklı tatların olması ise aynı kökte olmamasıdır.Sadece enerjiden yararlanıyor… Elbette bu mucizevi bir olaydır. Hem zaman tasarrufu ve mekan tasarrufu yapabiliriz.aynı türlerin aşılanmasını anlayabilir lakin Amerika’da farklı bir durum gördük ve tekrar imanımızı kuvvetlendirdik.
"O dilediğini yapa(bile)ndir" ayetini daha başka bir boyutunu gördük. Olay şudur : bir ağaçtan tam 40 türlü meyvenin alınması… Oldukça zengin ve hayal üstü bir durum değil mi ? Ama sır bellidir “ kün feye kün” “ ol” emridir. Sırra tabii olmak onu anlamakta gizlidir bu yüzden düşünmek bizim asıl mesleğimiz olmalı Amerikalı bir profesörden farklı yaratılmadık. Aynı hücrelere bizlerde sahibiz! O profesör ağaçlar üzerinde deneyini yaparken birden fazla ağaca aşı yapıyor, farklı türlerde olsa da kök aynı sert çekirdekli ürünlerde deniyor.
Örn. Erik, şeftali gibi… Sonra aynı köke 40 türlü meyveyi deniyor. Birkaç meyve olunca pratik olarak bu da olur mu diye deriz. Bu da aynen öyledir ve başarılı olmuştur.
Bizler farklı yaratılmadık. Bizler İslamın üstünlüğü ile üstün bir ümmet olduk lakin bu bizi oturarak başarılı yapmaz. Bilenle bilmeyen denk değildir. Bizim İslam etik anlayışımızda nitekim öyledir hayra vesile olunca senin de hanene sevap geliyor… İşte bir tefekkürden birçok şey çıkartabiliriz. Bunu imkanlarımız varsa bitkilerde de denemek gerekir. Patlıcan biber domates .. ne dersiniz sizce olur mu?
İşte bunu düşünmek sizlerin elinde. Düşleyin ve yapmaya çalışın…
Sırrın tecellisi “ol” emrindedir. İman varsa imkanda vardır.
Kaynak :
1.Hud suresi 107 ayet.
2-Syrcusd üniversitesi Prof. SAM VAN AKEN
Genç Bilim'ın Yazısı.