"Beyaz Işık, Siyah Yağmur"

1945’te Hiroşima’ya atom bombası atıldıktan sonra 620 kişilik bir okuldan hayatta kalan tek çocuğun 60 yıl sonra söylediği söz olan “beyaz ışık, siyah yağmur” sözü; fiziksel acıların daima duygusal acılara dönüşeceğinin bir kanıtıdır. Yıllar sonra bu söz bir belgesele isim olacak ve Hiroşima ve Nagazaki’nin yok edilişini ve kimyasal sonuçlarını Steven Okazaki 86 dakikalık bir belgesele sığdıracaktır.


Mikrodalga

1945 yılında Amerikalı mucit Percy Spencer , ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini almıştır. Lakin bu icadın ortaya çıkışında bile 2. Dünya savaşının rolü vardır. Dr. Percy Spencer savaş sırasında askeri amaçlı radar vakum tüpleri için araştırma yaparken mikrodalganın yiyecek ısıtmak için kullanılabileceğini keşfetmiştir. Son yıllarda zararları da tartışılmaya başlanan mikrodalga fırın; tandırda pişirilen, saçta kavrulan, güveçte lezzetlendirilen yemeklere alışkın bireyler için fazla bir şey ifade etmemektedir.


Rus Salatası Demek Yasak

1945 yılında Türkiye‘de dış politika müthişti:) Rus Salatasına Rus salatası denilmesi yasaklandı,bunun yerine Amerikan salatası denilmesi kararlaştırıldı. İlginçtir ki bu yasak darbe yasalarıyla yok edilmesine rağmen hala Rus salatası pazarlamacılığı yapan firmaların çeşitli marketlerdeki ürünlerinde İngilizce Russian Salad yazarken Türkçe çevirisinde Amerikan Salatası yazmaktadır.


Sahte Zafer Şarkıları

Adolf Hitler’in intihar ettiği, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine Amerika tarafından atılan atom bombalarıyla İkinci Dünya Savaşının noktalandığı(!) yıldır 1945. Alman Gizli Tarihi isimli bir kitap ise bilinenlerin tam aksini söylemekte. Bu kitapta geçen cümleler daha çok dağılan S.S.C.B. nin ardından ele geçirilen KGB belgelerini kaynak gösteriyor. “1945 yılında ölen kişi Hitler değildi” bu bizzat o zamanki Sovyet komünist lider Stalin’in kendi imzasıyla yayınlanmış belge. Bu kitaba göre gerçek Hitler, 70’li yılların sonunda Bolivya’nın La Paz şehrinde ölen ve yüzünde anormal ameliyat izleri taşıyan adamın ta kendisiydi. Şifrelerin geç de olsa çözülmüş olması ve şahsın bulunduğunda da ölü olması 1945’teki sahte zafer şarkılarına gölge düşürülmemesi için duyurulmama sebebiydi. Ama Stalin’in 1945ten sonra iki ya da daha fazla kişiyi hakiki Hitler’e çok benzedikleri gerekçesiyle kurşuna dizdirdiği çeşitli kaynaklarca doğrulanmış bir gerçek.


Cemil Meriç

Cemil Meriç 1945 yılında Elazığ’daki öğretmenlik görevinden ayrılır ve hayatını kalemiyle kazanmaya başlar. Balzac’ın “Onüçlerin Romanı” ve “Otuzundaki Kadın” eserlerini 1945 yılında dilimize çevirir.


Anne Frank`in Günlüğü

Ölümünden sonra kitaplaştırılan günlükleri ile savaşın ve umudun sembolü olan küçük Yahudi kız Anne Frank 1945 yılında bir toplama kampında hayata gözlerini yummuştur... 1929 yılında doğan Anne Frank, ailesi ile birlikte 1933 yılında Nazilerden kaçarak Amsterdam’a gelir. Kimliği burada da sorun olan aile, bir evde gizlenirler. Bu süre zarfında küçük Anne Frank bir günlük tutar. Ve bu günlükte her yeni gün için bir umut beslediğini yazar. Etrafında ölenlerin olması, aç kalınması, savaşın acımasızlığı onu bu ümidi beslemekten alıkoymaz. 1944 yılında Yahudiler tarafından yakalanıp Auschschwitz`e götürülen Anne Frank’ın ilk iş olarak saçları kazınmıştır. Bu Faşistlerin her mekân ve zamanda kızların saçları ile bir alıp veremediği mi var diye sormamıza vesile olmuştur!


Onlar Da Hak Etmişti

1945 yılında 2. dünya savaşını sonlandırmak üzere henüz ölmemiş olan ABD başkanı Roosevelt Yalta adasında Stalin ve Churchill ile buluşur ve ikinci dünya savaşı sona erer Avrupa iki büyük güç arasında paylaşılır. Aynı yılın temmuz ayında görevi devralan Harry S.Truman ise savaş daha henüz bitmişken Japonya üzerine iki bomba sallar. Ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olur. Buna rağmen adı Hitler ya da Stalin kadar bilinmez. Hatta o kadar bilinmez ki bir yönetmen kalkıp “The Truman Show” isminde bir film bile çeker. Oysa asıl “The Truman Show” 1945’te zaten vizyondaydı. Yönetmen bunu gerçekten mi bilmez, bu isme bir sempati toplamaya mı çalışır yoksa ABD propaganda yöntemlerinin bir değişik versiyonunu mu uygulamak ister bilmiyoruz. Yeni yetmelerin Truman denilince sadece sıradan bir film ismini hatırlamaları sanırım bu şüphemizi doğruluyor. Diğer yandan direkt propaganda yaptıkları filmlerin sayısı da az değil Amerika’nın. Türkiye’de de beğenilerek izlenen “Pearl Harbour” filminde verilmek istenen mesaj “biz Japonya’ya atom bombası attık ama onlar da hak etmişti” mesajından başka nedir.


Ekmek Bulamayan Pasta Yesin

Ekmek 1945 yılında da karne ile satılmaya devam edilmiştir.. 1942’de 145 grama kadar düşen ekmek 1945’te 450 grama çıkmış ama karne ile satış ancak 1946’da sona erebilmiştir. Lokantaya gidenler rahat rahat karnını doyurur nasılsa diye düşünmeyin. O yıllarda lokantaya giden insanlar da yanlarında ekmeklerini götürmek zorundaymış. Ne demiş ünlü düşünür(!) “ekmek bulamayan pasta yesin”… Durun bir saniye o yıllarda pasta yapmak için un da yoktu. O zaman o yılları “ekmek bulamayan karne yesin” esprisi ile yâd etmekten başka çare kalmıyor.


Yaşıtlar

1945 yılında Jamaika asıllı efsane sanatçı Bob Marley doğdu, Türkiye’nin efsane sanatçılarından Cem Karaca da aynı yıl doğdu. Hatta aynı yıl içinde Türk sinemasının “sultan” lakaplı oyuncusu, Şule Yüksel Şenler’in “Birleşen yollar” ve Cengiz Aytmatov’un “Selvi Boylum Al Yazmalım” eserlerinin sinema versiyonlarındaki başrolleriyle tanıdığımız Türkan Şoray da doğmuştur. Demek ki neymiş Bob Marley, Cem Karaca ve Türkan Şoray yaşıtmış.


Ayşegül Genç'ın Yazısı.